<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[VnexTR: Bilişim Forumu - Türk Tarihi]]></title>
		<link>https://vnextr.com/</link>
		<description><![CDATA[VnexTR: Bilişim Forumu - https://vnextr.com]]></description>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 18:49:07 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Beşir Fuad]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-besir-fuad--25944.html</link>
			<pubDate>Sat, 16 Jan 2021 15:43:46 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-besir-fuad--25944.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1852 yılında doğdu. Harbiye’yi bitirdikten sonra Abdülaziz’in yaveri oldu. Savaşlara katıldı. Girit dönüşü bir süre askerî görevlerde çalıştı. 1887’de intihar etti. Cenazesi Eyüp Mezarlığı’na defnedildi.</span></span><br />
<span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşir Fuad Tanzimat devrinin sonlarına doğru kuvvetlenmeye başlayan müsbet ilim görüşlerini benimsemişti. Edebiyatta romantizm, realizm ve natüralizmin ilkelerini ilmî metodlarla karşılaştırdı. Voltaire ve Victor Hugo üzerine yazdığı monografilerle bizde ilk Türk pozitivisti ve natüralisti bilindi.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1852 yılında doğdu. Harbiye’yi bitirdikten sonra Abdülaziz’in yaveri oldu. Savaşlara katıldı. Girit dönüşü bir süre askerî görevlerde çalıştı. 1887’de intihar etti. Cenazesi Eyüp Mezarlığı’na defnedildi.</span></span><br />
<span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşir Fuad Tanzimat devrinin sonlarına doğru kuvvetlenmeye başlayan müsbet ilim görüşlerini benimsemişti. Edebiyatta romantizm, realizm ve natüralizmin ilkelerini ilmî metodlarla karşılaştırdı. Voltaire ve Victor Hugo üzerine yazdığı monografilerle bizde ilk Türk pozitivisti ve natüralisti bilindi.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Beyhan Sultan]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-beyhan-sultan--25943.html</link>
			<pubDate>Sat, 16 Jan 2021 15:43:29 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-beyhan-sultan--25943.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">III. Mustafa’nın kızı, III. Selim’in kız kardeşidir. Annesi Adilşah Kadınefendi’dir. 15 Aralık 1765’de doğdu. 6 Mayıs 1784’de I. Abdülhamid tarafından Halep Valisi Silâhdar Mustafa Paşa ile evlendirildi. Ağabeyi III. Selim padişah olunca Beyhan Sultan’ın yaşamı epeyce renklendi. Eşi Mustafa Paşa İstanbul kaymakamı oldu. Kendisine de geliri yüksek mukataalar tahsis edildi. Dönemin çağdaşlaşma açılımına uyarak kendisine modern saraylar yaptırdı. Bu saraylar dönemin lüks eşyalarıyla donatıldı. Bunlardan başka Eyüp’te bir sahilsarayı ile Tersane Bahçesi’nde kendisine tahsis edilen bir sarayı daha vardı. Bu sarayların en görkemlisi Akıntıburnu’ndaki sahil saraydı.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">III. Selim’in saltanatı boyunca göz kamaştırıcı bir hayat süren Beyhan Sultan sürekli taşra görevlerinde bulunan eşi Mustafa Paşa’nın 1799’da ölümünden sonra bir oranda eğlencelerden uzaklaştı. 1804’de annesinin ölümü, 1807’deki Kabakçı ayaklanması ve ağabeyinin tahttan indirilmesi, ertesi yıl da öldürülmesinin ardından yaşamının son yıllarını Akıntıburnu’ndaki sahil sarayında geçirdi. 7 Kasım 1824 yılında öldü. Kabri Eyüp’te Mihrişah Valide Sultan Türbesi’ndedir.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">III. Mustafa’nın kızı, III. Selim’in kız kardeşidir. Annesi Adilşah Kadınefendi’dir. 15 Aralık 1765’de doğdu. 6 Mayıs 1784’de I. Abdülhamid tarafından Halep Valisi Silâhdar Mustafa Paşa ile evlendirildi. Ağabeyi III. Selim padişah olunca Beyhan Sultan’ın yaşamı epeyce renklendi. Eşi Mustafa Paşa İstanbul kaymakamı oldu. Kendisine de geliri yüksek mukataalar tahsis edildi. Dönemin çağdaşlaşma açılımına uyarak kendisine modern saraylar yaptırdı. Bu saraylar dönemin lüks eşyalarıyla donatıldı. Bunlardan başka Eyüp’te bir sahilsarayı ile Tersane Bahçesi’nde kendisine tahsis edilen bir sarayı daha vardı. Bu sarayların en görkemlisi Akıntıburnu’ndaki sahil saraydı.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">III. Selim’in saltanatı boyunca göz kamaştırıcı bir hayat süren Beyhan Sultan sürekli taşra görevlerinde bulunan eşi Mustafa Paşa’nın 1799’da ölümünden sonra bir oranda eğlencelerden uzaklaştı. 1804’de annesinin ölümü, 1807’deki Kabakçı ayaklanması ve ağabeyinin tahttan indirilmesi, ertesi yıl da öldürülmesinin ardından yaşamının son yıllarını Akıntıburnu’ndaki sahil sarayında geçirdi. 7 Kasım 1824 yılında öldü. Kabri Eyüp’te Mihrişah Valide Sultan Türbesi’ndedir.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çavuşzade Mehmet Efendi Efendi]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-cavuszade-mehmet-efendi-efendi--25942.html</link>
			<pubDate>Sat, 16 Jan 2021 15:43:10 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-cavuszade-mehmet-efendi-efendi--25942.html</guid>
			<description><![CDATA[Maliye kaleminde yetişip hacegânı zimmet halifesi olmuştur. 11 Rebiyülahir 1222’de (18 Haziran 1807) birden defterdarı şıkkı evvel olup 1224’de (1809) matbah emini olup 24 Zilkade 1224’de (31 Aralık 1809) ordu Şumnu’da bulunduğu için oraya giderek Sadrazam Yusuf Ziya Paşa’ya Sadaret kethüdası oldu. Safer 1225’de (Mart 1810) azledilerek sürüldü. Serbest kaldıktan sonra 1228’de (1813) tophane nazırı ve o sene Esma Sultan kethüdası olup 26 Şaban 1230’da (3 Ağustos 1815) vefat etti. Esma Sultan, Sultan III. Selim’i sevmez fakat IV. Mustafa’yı sever ve onu tutardı. Kabakçı İsyanı’nda mühim rol oynamıştır.<br />
Kabri, Eyüp’te Bostan İskelesi Sokağı üzerinde ve Mihrişah Valide Sultan Türbesi karşısındaki mezarlıktadır. Kafesi sikkeli lahdinde şu kitabe bulunmaktadır:<br />
Eazımı ricali Devleti Aliyye’den Devletlu Esma Sultan aliyyetü’şşan Efendimiz Hazretlerinin kethüdaları<br />
Kethüdayı Sadrı âlii esbak merhum Ve mağfurünleh cennetmekan firdevsaşiyan Çavuşzâde Mehmed Emin Efendi Ruhiçün elFatiha, sene 1230. Ş. 26<br />
Şahidenin yan yüzüne de aynı kitabe yazılmıştır. Lahdin önünde 18 Şaban 1256’da (15 Ekim 1840) vefat eden zevcesi Hatice Hanım’ın 7 Receb 1275’de (11 Şubat 1859) vefat eden kızı ve Rumeli kazaskeri müteveffa Mehmed Tevfik Beyefendi’nin eşi Şerife Hamide Hanım’ın kabirleri vardır.<br />
Mehmed Emin Efendi “müdebbir ve muktedir ve umurı hesabiyede mahir” idi. Mehmed Emin Efendi 17 Rebiyülevvel 1222 (25 Mayıs 1807) tarihinde ortaya çıkan Kabakçı Mustafa hadisesinde Sultan IV. Mustafa tarafında yer almış ve orduda tek başına her işi elinde tutan Nizamı Cedid düşmanı ve Sultan Mustafa taraftarı Yeniçeri Ağası Pehlivan Ağa/Paşa tesiriyle azlolunan Feyzi Beyzade Mehmed Bey’in yerine birdenbire şıkkı evvel defterdarı olmuştur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Maliye kaleminde yetişip hacegânı zimmet halifesi olmuştur. 11 Rebiyülahir 1222’de (18 Haziran 1807) birden defterdarı şıkkı evvel olup 1224’de (1809) matbah emini olup 24 Zilkade 1224’de (31 Aralık 1809) ordu Şumnu’da bulunduğu için oraya giderek Sadrazam Yusuf Ziya Paşa’ya Sadaret kethüdası oldu. Safer 1225’de (Mart 1810) azledilerek sürüldü. Serbest kaldıktan sonra 1228’de (1813) tophane nazırı ve o sene Esma Sultan kethüdası olup 26 Şaban 1230’da (3 Ağustos 1815) vefat etti. Esma Sultan, Sultan III. Selim’i sevmez fakat IV. Mustafa’yı sever ve onu tutardı. Kabakçı İsyanı’nda mühim rol oynamıştır.<br />
Kabri, Eyüp’te Bostan İskelesi Sokağı üzerinde ve Mihrişah Valide Sultan Türbesi karşısındaki mezarlıktadır. Kafesi sikkeli lahdinde şu kitabe bulunmaktadır:<br />
Eazımı ricali Devleti Aliyye’den Devletlu Esma Sultan aliyyetü’şşan Efendimiz Hazretlerinin kethüdaları<br />
Kethüdayı Sadrı âlii esbak merhum Ve mağfurünleh cennetmekan firdevsaşiyan Çavuşzâde Mehmed Emin Efendi Ruhiçün elFatiha, sene 1230. Ş. 26<br />
Şahidenin yan yüzüne de aynı kitabe yazılmıştır. Lahdin önünde 18 Şaban 1256’da (15 Ekim 1840) vefat eden zevcesi Hatice Hanım’ın 7 Receb 1275’de (11 Şubat 1859) vefat eden kızı ve Rumeli kazaskeri müteveffa Mehmed Tevfik Beyefendi’nin eşi Şerife Hamide Hanım’ın kabirleri vardır.<br />
Mehmed Emin Efendi “müdebbir ve muktedir ve umurı hesabiyede mahir” idi. Mehmed Emin Efendi 17 Rebiyülevvel 1222 (25 Mayıs 1807) tarihinde ortaya çıkan Kabakçı Mustafa hadisesinde Sultan IV. Mustafa tarafında yer almış ve orduda tek başına her işi elinde tutan Nizamı Cedid düşmanı ve Sultan Mustafa taraftarı Yeniçeri Ağası Pehlivan Ağa/Paşa tesiriyle azlolunan Feyzi Beyzade Mehmed Bey’in yerine birdenbire şıkkı evvel defterdarı olmuştur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Celalzade Salih Çelebi]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-celalzade-salih-celebi--25941.html</link>
			<pubDate>Sat, 16 Jan 2021 15:42:46 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-celalzade-salih-celebi--25941.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Celâlzade Mustafa Çelebi’nin küçük kardeşi olup babası Celâl Efendi’nin Volçitrin kadısı bulunduğu sırada, takriben 899 (1493/94) tarihinde doğmuştur. Mutat medrese tahsilinden sonra İstanbul’da İbni Kemal’in derslerine devam etti. Meşhur Hattat Şeyh Hamdullah’tan yazı meşk ettiği için yazısı güzeldi. Bir taraftan ders okuyup bir taraftan da hocası İbni Kemal’in bazı eserlerini beyaza çekiyordu.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu sırada yani 926’da (1520) Kanunî hükümdar olmuştu. Kanun gereği cülus münasebetiyle padişah hocalarının danişmendlilerine mülâzemet verilmeleri sebebiyle İbni Kemal’i terk ederek padişah hocası Hayreddin Efendi’ye danişmend kaydoldu ve aynı sene 25 akçe gündelik ile Edirne’de Saraciye müderrisliğine tayin edildi.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Çelebi, burada müderris bulunduğu sırada Kanunî Sultan Süleyman’ın Belgrad, Rodos ve Budin seferlerini kayda geçirmiş ve Veziriazam Makbul İbrahim Paşa’nın Mısır’a hareketi esnasında takdim ettiği bir manzumesi hoşa giderek 930’da (1523/24) 30 akçe gündelikle İstanbul’da Murad Paşa Medresesi müderrisi olmuştur.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Çelebi bu müderrislikte 10 seneden fazla kalmış ve 942’de (1535/36) Divanyolu’ndaki Atik Ali Paşa Medresesi müderrisliğine tayin edilmiştir. Bu tarihlerde veziriazam bulunan Ayas Paşa’nın Salih Çelebi’ye olan teveccühü ve ilmine olan itimadı dolayısıyla 943’de (1536/37) Sahnı Seman müderrisliğine tayin edildi. Burada müderris bulunduğu sırada Sultan Süleyman’ın emriyle Firuz Şah hikâyesini kısa zamanda 8 büyük cilt hâlinde Farsçadan Türkçeye çevirdi. Bu hizmeti takdir olunarak 949’da (1542/43) terfian Edirne’de Sultan Beyazıd müderrisi oldu ve 951’de (1544) arzu etmediği hâlde terfian Halep kadılığı verildi. O sene 3 Şevvalde (18 Aralık 1544) Haleb’e geldi. Fakat 55 gün sonra Mısır evkafını tetkik ve teftiş etmek üzere Mısır’a gönderildi.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Efendi Mısır teftişini başarı ile tamamlayarak İstanbul’a döndü ve 953’de (1546) tekrar Halep kadılığına tayin edildi ise de kabul etmedi ve 80 akçe gündelik ile İstanbul’da Sultan Beyazıd Medresesi müderrisliğine verildi. Fakat aynı tarihte Şam kadısı ve ertesi sene Mısır kadısı oldu. Mısır’da 3 sene kaldı. 957’de (1550/51) emekli oldu.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Efendi emekliliği zamanında Eyüp’te ağabeyi Mustafa Çelebi’nin konak ve bahçesi yanında bir ev ve bahçe alarak inzivaya çekildi. Sohbetine gelenlerle ve öğrencileriyle tatlı bir ömür sürdü. Bu arada da bazı eserler meydana getirdi.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cevamiü’lHikâyat ve Levâmi’ürRivayât adlı Farsça tarih ve ahlâka dair olan eseri büyük bir başarı ile Türkçeye çevirdi. Bu başarı üzerine 966 Saferinde (Kasım 1558) Eyüp Sultan Medresesi’ne müderris tayin edildi.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Efendi bu görevde 3 sene kaldı, gözlerine perde indiğinden 969 Saferinde (Ekim 1561) müderrislikten affını rica etti. Yerine Ümmî Veledzade Ali bin Abdülaziz tayin olundu.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Efendi 973 Rebiyülevvelinde (Eylül 1565) 73 veya 74 yaşında vefat etti. Kabri, Eyüp Nişancası’nda ağabeyi Mustafa Çelebi’nin yaptırmış olduğu caminin haziresinde ve yol kenarındadır. Kabir taşındaki kitabesi ağabeyi tarafından yazılmıştır ki şudur: Baş taşında</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Lâ ilahe illallah / Muhammedür Resulullah / Rabbi Allah / ve Nebii<br />
Muhammed / ve din’elİslâm</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayak taşında:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dârı dünya menzili fâni imiş<br />
Hep geçer mir ü vezir ü pâdişah<br />
İrse ger takdiri hayyı lâyemut<br />
Saçılır toprağa tohmı izz ü câh<br />
Avni hak ile biraderi ferid<br />
Fazl ü irfanı umum âna sipah<br />
Azmi tarafı âhiret kıldı bu dem<br />
Rahmeti Hak’dan Taala lütfhâh<br />
Rıhleti sâlini malum etmeğe<br />
İstedi Hak’dan Mişari pürgünah<br />
Didi hâtif bu du’â târihidir<br />
Kabrı Salih cennet ola Yâ ilâh<br />
973</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbaresi yazılıdır. Salih Çelebi yüksek ilmî vukufu, nesir ve nazım vadisindeki kudreti, bilhassa fıkıhtaki ihtisası ve ahlâkî fazileti, dürüst ve hakşinaslığı ile kendisini tanıtmış, zamanının uleması arasında mevki sahibi olmuş, telif ve tercüme suretinde değişik eserler meydana getirmiştir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Çelebi halim, temiz kalpli, vefâkar ve ağabeyi gibi fevkalâde cömert idi. Yoksullara ve civarındaki muhtaçlara yedirir, içirir, elbise ve para vermek suretiyle yardım ederdi. Fetihname tarzında pek çok eser kaleme almıştır. Aynı zamanda şair olan Salih Çelebi’nin âşıkane, rindane ve dinîtasavvufî şiirleri vardır. Üç dilde şiir yazabiliyordu.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Celâlzade Mustafa Çelebi’nin küçük kardeşi olup babası Celâl Efendi’nin Volçitrin kadısı bulunduğu sırada, takriben 899 (1493/94) tarihinde doğmuştur. Mutat medrese tahsilinden sonra İstanbul’da İbni Kemal’in derslerine devam etti. Meşhur Hattat Şeyh Hamdullah’tan yazı meşk ettiği için yazısı güzeldi. Bir taraftan ders okuyup bir taraftan da hocası İbni Kemal’in bazı eserlerini beyaza çekiyordu.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu sırada yani 926’da (1520) Kanunî hükümdar olmuştu. Kanun gereği cülus münasebetiyle padişah hocalarının danişmendlilerine mülâzemet verilmeleri sebebiyle İbni Kemal’i terk ederek padişah hocası Hayreddin Efendi’ye danişmend kaydoldu ve aynı sene 25 akçe gündelik ile Edirne’de Saraciye müderrisliğine tayin edildi.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Çelebi, burada müderris bulunduğu sırada Kanunî Sultan Süleyman’ın Belgrad, Rodos ve Budin seferlerini kayda geçirmiş ve Veziriazam Makbul İbrahim Paşa’nın Mısır’a hareketi esnasında takdim ettiği bir manzumesi hoşa giderek 930’da (1523/24) 30 akçe gündelikle İstanbul’da Murad Paşa Medresesi müderrisi olmuştur.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Çelebi bu müderrislikte 10 seneden fazla kalmış ve 942’de (1535/36) Divanyolu’ndaki Atik Ali Paşa Medresesi müderrisliğine tayin edilmiştir. Bu tarihlerde veziriazam bulunan Ayas Paşa’nın Salih Çelebi’ye olan teveccühü ve ilmine olan itimadı dolayısıyla 943’de (1536/37) Sahnı Seman müderrisliğine tayin edildi. Burada müderris bulunduğu sırada Sultan Süleyman’ın emriyle Firuz Şah hikâyesini kısa zamanda 8 büyük cilt hâlinde Farsçadan Türkçeye çevirdi. Bu hizmeti takdir olunarak 949’da (1542/43) terfian Edirne’de Sultan Beyazıd müderrisi oldu ve 951’de (1544) arzu etmediği hâlde terfian Halep kadılığı verildi. O sene 3 Şevvalde (18 Aralık 1544) Haleb’e geldi. Fakat 55 gün sonra Mısır evkafını tetkik ve teftiş etmek üzere Mısır’a gönderildi.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Efendi Mısır teftişini başarı ile tamamlayarak İstanbul’a döndü ve 953’de (1546) tekrar Halep kadılığına tayin edildi ise de kabul etmedi ve 80 akçe gündelik ile İstanbul’da Sultan Beyazıd Medresesi müderrisliğine verildi. Fakat aynı tarihte Şam kadısı ve ertesi sene Mısır kadısı oldu. Mısır’da 3 sene kaldı. 957’de (1550/51) emekli oldu.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Efendi emekliliği zamanında Eyüp’te ağabeyi Mustafa Çelebi’nin konak ve bahçesi yanında bir ev ve bahçe alarak inzivaya çekildi. Sohbetine gelenlerle ve öğrencileriyle tatlı bir ömür sürdü. Bu arada da bazı eserler meydana getirdi.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cevamiü’lHikâyat ve Levâmi’ürRivayât adlı Farsça tarih ve ahlâka dair olan eseri büyük bir başarı ile Türkçeye çevirdi. Bu başarı üzerine 966 Saferinde (Kasım 1558) Eyüp Sultan Medresesi’ne müderris tayin edildi.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Efendi bu görevde 3 sene kaldı, gözlerine perde indiğinden 969 Saferinde (Ekim 1561) müderrislikten affını rica etti. Yerine Ümmî Veledzade Ali bin Abdülaziz tayin olundu.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Efendi 973 Rebiyülevvelinde (Eylül 1565) 73 veya 74 yaşında vefat etti. Kabri, Eyüp Nişancası’nda ağabeyi Mustafa Çelebi’nin yaptırmış olduğu caminin haziresinde ve yol kenarındadır. Kabir taşındaki kitabesi ağabeyi tarafından yazılmıştır ki şudur: Baş taşında</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Lâ ilahe illallah / Muhammedür Resulullah / Rabbi Allah / ve Nebii<br />
Muhammed / ve din’elİslâm</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayak taşında:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dârı dünya menzili fâni imiş<br />
Hep geçer mir ü vezir ü pâdişah<br />
İrse ger takdiri hayyı lâyemut<br />
Saçılır toprağa tohmı izz ü câh<br />
Avni hak ile biraderi ferid<br />
Fazl ü irfanı umum âna sipah<br />
Azmi tarafı âhiret kıldı bu dem<br />
Rahmeti Hak’dan Taala lütfhâh<br />
Rıhleti sâlini malum etmeğe<br />
İstedi Hak’dan Mişari pürgünah<br />
Didi hâtif bu du’â târihidir<br />
Kabrı Salih cennet ola Yâ ilâh<br />
973</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbaresi yazılıdır. Salih Çelebi yüksek ilmî vukufu, nesir ve nazım vadisindeki kudreti, bilhassa fıkıhtaki ihtisası ve ahlâkî fazileti, dürüst ve hakşinaslığı ile kendisini tanıtmış, zamanının uleması arasında mevki sahibi olmuş, telif ve tercüme suretinde değişik eserler meydana getirmiştir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salih Çelebi halim, temiz kalpli, vefâkar ve ağabeyi gibi fevkalâde cömert idi. Yoksullara ve civarındaki muhtaçlara yedirir, içirir, elbise ve para vermek suretiyle yardım ederdi. Fetihname tarzında pek çok eser kaleme almıştır. Aynı zamanda şair olan Salih Çelebi’nin âşıkane, rindane ve dinîtasavvufî şiirleri vardır. Üç dilde şiir yazabiliyordu.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Beşir Ağa]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-besir-aga--25940.html</link>
			<pubDate>Sat, 16 Jan 2021 15:42:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-besir-aga--25940.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşir Ağa Bayraksız Ali Ağa’nın çırağı olup Enderun’da ilerleyerek Sultan III. Ahmed’in musahibi oldu. 1119 Rebiyülahirinde (Temmuz 1707) padişahın hazinedarı oldu. 1125’de (1713/14) Kıbrıs’a, sonra Mısır’a sürüldü. Fakat bir müddet sonra şeyhülharemliğe tayin edildi ve bu sayede hacı oldu. Bu görevde iken İstanbul’a çağrıldı. 1129’da (1716/17) darüssaade ağası oldu. Bu görevde iken 13 Cemaziyelevvel 1159’da (3 Haziran 1746) vefat etti. Otuz sene kızlar ağalığı vazifesini yürütmüştür.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1143 (1730) tarihinde meydana gelen Patrona Halil ihtilâlinde Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dan mührü alarak, onu Topkapı Sarayı’nın girişinde, orta kapının kısmen sol tarafındaki odaya götürmüştür.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşir Ağa dindar bir zat idi. Güvenilir bir danışman olup ilim sahiplerini himaye ederdi. İlmî meselelerden haberdardı. Türbesi Eyüp Sultan Camii civarında şadırvan avlusu ile türbe avlusu arasında ve iki avluyu birleştiren kapının hemen sol tarafındadır. Kitabesi elHac İsmail Efendi’nin elinden çıkmıştır ki nefistir.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşir Ağa Eyüpsultan’da Baba Haydar Caddesi’nde 1147 (1734/35) tarihinde darülhadis yaptırmıştır ki kapısının yanında kitabesiz bir çeşmesi, bir sıbyan mektebi ve bir de kütüphanesi vardır. Bu güzel külliye şimdi çok harap durumdadır.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşir Ağa’nın ayrıca yine Eyüpsultan’da Nişanca civarında Nazır Ağa Çeşmesi Sokağı üzerinde 1151 (1738/39) tarihli bir çeşmesi, türbesi penceresinde de bir sebili vardır.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ağa’nın İstanbul’da Babıali civarında bir külliyesi daha vardır ki cami, medrese, kütüphane, tekke, sebil ve çeşmeden oluşmaktadır. 1158 (1745/46) tarihlidir.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayrıca Eyüp Sultan Camii dışına iki mahfel dahi yaptırmıştır ki bugün mevcut değildir. Bunlar için Hadîka yazarı diyor ki; “Camii atikin şadırvan avlusunda vaki Sinan Paşa Kasrı ve Darüssaade Ağası Beşir Ağa’nın âsarı olan tarafeyn cenahları külliyen mahvolundu.”</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine Eyüp’te Abdurrahman Şeref Bey Caddesi üzerindeki Arakiyeci Cafer Çelebi’nin Takyeci adı ile anılan mescidine minber koyarak onu cuma namazı kılınır cami hâline getirmiştir.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşir Ağa, bugün yalnız haziresi kalmış olan Karağaç Camii’ni yeniden yaptırmıştır. Ayvansarayî Hüseyin Efendi ünlü eserinde diyor ki; “Mabedin “mürurı eyyam ile minaresi kalıp camiden eser kalmamakla Darüssaade Ağası bulunan Koca Ağa denmekle maruf Hacı Beşir Ağa müceddeden bina ve mahfeli hümayun ve vezaif tayin ile ihya buyurmuşlardır.”</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Osmanlı ağa ricali arasında onun kadar hayır ve hasenatı olan bir zat mevcut değildir. Bu muhteşem insanın manevî huzurunda ancak tazim ile eğilinir. Ruhu şad olsun.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşir Ağa Bayraksız Ali Ağa’nın çırağı olup Enderun’da ilerleyerek Sultan III. Ahmed’in musahibi oldu. 1119 Rebiyülahirinde (Temmuz 1707) padişahın hazinedarı oldu. 1125’de (1713/14) Kıbrıs’a, sonra Mısır’a sürüldü. Fakat bir müddet sonra şeyhülharemliğe tayin edildi ve bu sayede hacı oldu. Bu görevde iken İstanbul’a çağrıldı. 1129’da (1716/17) darüssaade ağası oldu. Bu görevde iken 13 Cemaziyelevvel 1159’da (3 Haziran 1746) vefat etti. Otuz sene kızlar ağalığı vazifesini yürütmüştür.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1143 (1730) tarihinde meydana gelen Patrona Halil ihtilâlinde Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dan mührü alarak, onu Topkapı Sarayı’nın girişinde, orta kapının kısmen sol tarafındaki odaya götürmüştür.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşir Ağa dindar bir zat idi. Güvenilir bir danışman olup ilim sahiplerini himaye ederdi. İlmî meselelerden haberdardı. Türbesi Eyüp Sultan Camii civarında şadırvan avlusu ile türbe avlusu arasında ve iki avluyu birleştiren kapının hemen sol tarafındadır. Kitabesi elHac İsmail Efendi’nin elinden çıkmıştır ki nefistir.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşir Ağa Eyüpsultan’da Baba Haydar Caddesi’nde 1147 (1734/35) tarihinde darülhadis yaptırmıştır ki kapısının yanında kitabesiz bir çeşmesi, bir sıbyan mektebi ve bir de kütüphanesi vardır. Bu güzel külliye şimdi çok harap durumdadır.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşir Ağa’nın ayrıca yine Eyüpsultan’da Nişanca civarında Nazır Ağa Çeşmesi Sokağı üzerinde 1151 (1738/39) tarihli bir çeşmesi, türbesi penceresinde de bir sebili vardır.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ağa’nın İstanbul’da Babıali civarında bir külliyesi daha vardır ki cami, medrese, kütüphane, tekke, sebil ve çeşmeden oluşmaktadır. 1158 (1745/46) tarihlidir.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayrıca Eyüp Sultan Camii dışına iki mahfel dahi yaptırmıştır ki bugün mevcut değildir. Bunlar için Hadîka yazarı diyor ki; “Camii atikin şadırvan avlusunda vaki Sinan Paşa Kasrı ve Darüssaade Ağası Beşir Ağa’nın âsarı olan tarafeyn cenahları külliyen mahvolundu.”</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine Eyüp’te Abdurrahman Şeref Bey Caddesi üzerindeki Arakiyeci Cafer Çelebi’nin Takyeci adı ile anılan mescidine minber koyarak onu cuma namazı kılınır cami hâline getirmiştir.</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşir Ağa, bugün yalnız haziresi kalmış olan Karağaç Camii’ni yeniden yaptırmıştır. Ayvansarayî Hüseyin Efendi ünlü eserinde diyor ki; “Mabedin “mürurı eyyam ile minaresi kalıp camiden eser kalmamakla Darüssaade Ağası bulunan Koca Ağa denmekle maruf Hacı Beşir Ağa müceddeden bina ve mahfeli hümayun ve vezaif tayin ile ihya buyurmuşlardır.”</span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Osmanlı ağa ricali arasında onun kadar hayır ve hasenatı olan bir zat mevcut değildir. Bu muhteşem insanın manevî huzurunda ancak tazim ile eğilinir. Ruhu şad olsun.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayas Mehmet Paşa]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-ayas-mehmet-pasa--25915.html</link>
			<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 15:24:40 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-ayas-mehmet-pasa--25915.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Enderundan yetişti. Saraydan serdengeçti ağalığıyla çıkmış, 1514 Çaldıran Muharebesi’ne iştirak etmişti. Sonra Anadolu beylerbeyi ve 1522 Rodos seferinde Rumeli beylerbeyi olarak muhasarada bulundu. Vefatına kadar Kanunî’nin bütün seferlerine iştirak etti. 1536 yılında sadrazam oldu. Ve 13 Temmuz 1539 tarihinde ölünceye kadar bu mevkide kaldı. Kabri Eyüp’te kendi adını taşıyan türbededir. Türbesi, Eyüp Sultan Camii’nin iç avlusunun Bostan İskelesi’ne açılan kapısının sol tarafında, Beybaba Sokağı’nın sağ köşesindedir. Dört mermer sütun üzerine oturtulmuş tek bir kubbeden ibarettir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayas Paşa’nın mermer lahdinin baş ve ayak şahideleri mihrap şeklindedir. Baş tarafında güzel bir sülüs ile;</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İntekale min dari’lfenai / ilâ dari’lbekai / elmerhum el mağfur / essaidü’şşehid<br />
<br />
yazılıdır. Ayak taşında ise;</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elmuhtacü ilâ rahmetillah / Ayas Paşa bin Muhammed / Fievahiri saferi’lmuzaffer / sene sitte ve erbain ve tis’a mie</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ibaresi vardır. Türbe Mimar Sinan’ın ilk eseridir.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Enderundan yetişti. Saraydan serdengeçti ağalığıyla çıkmış, 1514 Çaldıran Muharebesi’ne iştirak etmişti. Sonra Anadolu beylerbeyi ve 1522 Rodos seferinde Rumeli beylerbeyi olarak muhasarada bulundu. Vefatına kadar Kanunî’nin bütün seferlerine iştirak etti. 1536 yılında sadrazam oldu. Ve 13 Temmuz 1539 tarihinde ölünceye kadar bu mevkide kaldı. Kabri Eyüp’te kendi adını taşıyan türbededir. Türbesi, Eyüp Sultan Camii’nin iç avlusunun Bostan İskelesi’ne açılan kapısının sol tarafında, Beybaba Sokağı’nın sağ köşesindedir. Dört mermer sütun üzerine oturtulmuş tek bir kubbeden ibarettir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayas Paşa’nın mermer lahdinin baş ve ayak şahideleri mihrap şeklindedir. Baş tarafında güzel bir sülüs ile;</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İntekale min dari’lfenai / ilâ dari’lbekai / elmerhum el mağfur / essaidü’şşehid<br />
<br />
yazılıdır. Ayak taşında ise;</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elmuhtacü ilâ rahmetillah / Ayas Paşa bin Muhammed / Fievahiri saferi’lmuzaffer / sene sitte ve erbain ve tis’a mie</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ibaresi vardır. Türbe Mimar Sinan’ın ilk eseridir.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mahfiruz Valide Sultan]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-mahfiruz-valide-sultan--25914.html</link>
			<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 15:24:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-mahfiruz-valide-sultan--25914.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sultan I. Ahmed’in ilk kadını ve Sultan II. Osman’ın (Genç Osman) annesidir. Mahfiruz Sultan’ın hayatının 1609 yılına kadar mesut geçtiği sanılmaktadır. Bu tarihte Mahpeyker Kösem Sultan’ın I. Ahmed’in hayatına karışması ve bu tarihte Sultan IV. Murad’ı doğurması ile haremin neşesi ve düzeni kaybolmuş, bu iki kadın arasında müthiş bir çekişme ve yarışma başlamıştır. Bu durum Sultan I. Ahmed’in 1026 (1617) tarihindeki vefatına kadar sürdü.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">26 Şubat 1618‘de oğlu Genç Osman’ın padişah olması üzerine Mahfiruz Sultan, Valide Sultan oldu. Rakibesi Kösem Sultan’ı Topkapı sarayından, şimdi İstanbul Üniversitesi’nin merkez binasının bulunduğu yer olan Eski Saray’a sürdü.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fakat bu mesut günler uzun sürmedi, 7 Receb 1031’de (18 Mayıs 1622) “Hâilei Osmaniye” denilen Genç Osman Vak’ası meydana geldi ve 9 Receb (20 Mayıs) Cuma günü padişah Yedikule’de feci şekilde öldürüldü.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mahfiruz Valide Sultan 1623 yılında Sultan IV. Murad’ın tahta geçmesi üzerine Eski Saray’a gönderildi. Buradaki hayatı oğlunun feci akibetinden dolayı gözyaşı dökmekle geçti ve 1037 (1628) yılında vefat etti. Kabri, Eyüp Sultan Türbesi haziresindedir. Bir eşi bulunmayan mermer sandukalı lahdinde 16 mısralık bir kitabesi vardır. Vefatına Şair Kesbî bu tarihi düşürmüştür:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çok dindar olan Mahfiruz Valide Sultan, Eyüp Sultan Türbesi’nde “bâbı kebir ittisalindeki cüzhaneyi yaptırmış”tır. Bu hazireye gömülmesi herhâlde bu yüzdendir. Yoksa kocası I. Ahmed’in türbesine gömülebilirdi. “Sahibei Hayrat” diye anılması bu cüzhane yüzündendir. Cüzhane bugün de mevcut olup, şadırvan avlusunda, Beşir Ağa Türbesi ile Eyüp Sultan Türbesi çıkışı arasındaki odadır. Buraya Kur’anı Kerimler ve diğer bazı eserler vakfetmiş olmalıdır.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sultan I. Ahmed’in ilk kadını ve Sultan II. Osman’ın (Genç Osman) annesidir. Mahfiruz Sultan’ın hayatının 1609 yılına kadar mesut geçtiği sanılmaktadır. Bu tarihte Mahpeyker Kösem Sultan’ın I. Ahmed’in hayatına karışması ve bu tarihte Sultan IV. Murad’ı doğurması ile haremin neşesi ve düzeni kaybolmuş, bu iki kadın arasında müthiş bir çekişme ve yarışma başlamıştır. Bu durum Sultan I. Ahmed’in 1026 (1617) tarihindeki vefatına kadar sürdü.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">26 Şubat 1618‘de oğlu Genç Osman’ın padişah olması üzerine Mahfiruz Sultan, Valide Sultan oldu. Rakibesi Kösem Sultan’ı Topkapı sarayından, şimdi İstanbul Üniversitesi’nin merkez binasının bulunduğu yer olan Eski Saray’a sürdü.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fakat bu mesut günler uzun sürmedi, 7 Receb 1031’de (18 Mayıs 1622) “Hâilei Osmaniye” denilen Genç Osman Vak’ası meydana geldi ve 9 Receb (20 Mayıs) Cuma günü padişah Yedikule’de feci şekilde öldürüldü.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mahfiruz Valide Sultan 1623 yılında Sultan IV. Murad’ın tahta geçmesi üzerine Eski Saray’a gönderildi. Buradaki hayatı oğlunun feci akibetinden dolayı gözyaşı dökmekle geçti ve 1037 (1628) yılında vefat etti. Kabri, Eyüp Sultan Türbesi haziresindedir. Bir eşi bulunmayan mermer sandukalı lahdinde 16 mısralık bir kitabesi vardır. Vefatına Şair Kesbî bu tarihi düşürmüştür:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çok dindar olan Mahfiruz Valide Sultan, Eyüp Sultan Türbesi’nde “bâbı kebir ittisalindeki cüzhaneyi yaptırmış”tır. Bu hazireye gömülmesi herhâlde bu yüzdendir. Yoksa kocası I. Ahmed’in türbesine gömülebilirdi. “Sahibei Hayrat” diye anılması bu cüzhane yüzündendir. Cüzhane bugün de mevcut olup, şadırvan avlusunda, Beşir Ağa Türbesi ile Eyüp Sultan Türbesi çıkışı arasındaki odadır. Buraya Kur’anı Kerimler ve diğer bazı eserler vakfetmiş olmalıdır.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[MALHUN HATUN KİMDİR?]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-malhun-hatun-kimdir--25913.html</link>
			<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 15:18:13 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-malhun-hatun-kimdir--25913.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bazı eserlerde Şeyh Edebali'nin kızı olarak gösterilen Malhun Hatun aslında Anadolu Selçuklu veziri olan Ömer Abdülaziz Bey'dir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey'in eşi ve ikinci padişah Orhan Gazi'in annesidir. Şeyh Edebali'nin kızı Râbi'a Bâlâ Hâtun ile karıştırılan Mal Hâtun'un babası Anadolu Selçuklu Veziri Ömer Abdülaziz Bey'dir. Vakfıyesinde adı Malhun binti Ömer Bey olarak gösterilmiştir. Kendi adına yapılmış, daha çok ev ortamına benzeyen türbesi bulunur. Osmanlı padişahlarının doğma büyüme yabancı kadınları sarayda Müslümanlaştırarak kendilerine eş yapma geleneği o dönemde olmadığı için Malhun Hatun'un Türk olduğu kesindir.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bazı eserlerde Şeyh Edebali'nin kızı olarak gösterilen Malhun Hatun aslında Anadolu Selçuklu veziri olan Ömer Abdülaziz Bey'dir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey'in eşi ve ikinci padişah Orhan Gazi'in annesidir. Şeyh Edebali'nin kızı Râbi'a Bâlâ Hâtun ile karıştırılan Mal Hâtun'un babası Anadolu Selçuklu Veziri Ömer Abdülaziz Bey'dir. Vakfıyesinde adı Malhun binti Ömer Bey olarak gösterilmiştir. Kendi adına yapılmış, daha çok ev ortamına benzeyen türbesi bulunur. Osmanlı padişahlarının doğma büyüme yabancı kadınları sarayda Müslümanlaştırarak kendilerine eş yapma geleneği o dönemde olmadığı için Malhun Hatun'un Türk olduğu kesindir.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ALEADDİN BEY KİMDİR?]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-aleaddin-bey-kimdir--25912.html</link>
			<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 15:13:50 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-aleaddin-bey-kimdir--25912.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gazi ile birlikte Şehzade Alâeddin'in ismi beylik için konuşulmuş; iki kardeş arasında yapılan görüşme sonunda Şehzade Alâeddin, kendi isteğiyle beylikten feragat etmiştir. Tarihî kaynaklarda alçakgönüllü kişiliği öne çıkarılır.</span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bursa'daki tekkesinde derviş hayatı yaşamayı tercih eden Alâeddin Bey'in daha sonra Orhan Bey'in isteği ile bazı bürokratik görevler aldığı ve bazı seferlere katıldığı düşünülür. Kimi kaynaklara göre Alâeddin Bey, vezirlik sisteminin kurulmasına rol oynamış bir kişidir ve Osmanlı'nın ilk veziridir; ayrıca "paşa" ünvanını kullanan ilk hanedan mensubudur. Kaç yaşında ve hangi nedenle öldüğü kesin olarak bilinmez, hayatının son yıllarını Bursa'da Kükürtlü'de bulunan tekkesinde geçirmiş ve öldüğünde Osman Gazi'nin türbesine defnedilmiştir.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gazi ile birlikte Şehzade Alâeddin'in ismi beylik için konuşulmuş; iki kardeş arasında yapılan görüşme sonunda Şehzade Alâeddin, kendi isteğiyle beylikten feragat etmiştir. Tarihî kaynaklarda alçakgönüllü kişiliği öne çıkarılır.</span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bursa'daki tekkesinde derviş hayatı yaşamayı tercih eden Alâeddin Bey'in daha sonra Orhan Bey'in isteği ile bazı bürokratik görevler aldığı ve bazı seferlere katıldığı düşünülür. Kimi kaynaklara göre Alâeddin Bey, vezirlik sisteminin kurulmasına rol oynamış bir kişidir ve Osmanlı'nın ilk veziridir; ayrıca "paşa" ünvanını kullanan ilk hanedan mensubudur. Kaç yaşında ve hangi nedenle öldüğü kesin olarak bilinmez, hayatının son yıllarını Bursa'da Kükürtlü'de bulunan tekkesinde geçirmiş ve öldüğünde Osman Gazi'nin türbesine defnedilmiştir.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BALA HATUN KİMDİR?]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-bala-hatun-kimdir--25911.html</link>
			<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 15:13:22 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-bala-hatun-kimdir--25911.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tam olarak ne zaman doğduğu bilinmeyen Rabia Bala Hatun, 13. yüzyılda yaşamını sürdürmüştür. Osman Bey’in eşi, Şeyh Edebali’nin kızı olan Rabia Bala Hatun, zaman zaman Orhan Bey’in annesi Malhun Hatun ile karıştırılabiliyor. Osman Gazi ilk evliliğini 1280 yılında, Orhan Gazi'nin annesi olan ve Selçuklu vezirlerinden Ömer Abdülaziz Bey'in kızı Mal Hatun ile yapmıştır. Osman Gazi, 1289 yılına doğru Şeyh Edebali’nin kızı Rabia Bala Hatun ile evlenmişti.<br />
<br />
Rabia Bala Hatun Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında yaşamış bir İslam ilahiyatçısı olan Şeyh Edebali'nin kızı ve Şehzade Alâaddin'in annesiydi. Rabia Bala Hatun'un mezarı, babası Şeyh Edebali'nin Bilecik'te bulunan türbesinin yanındaki bir yerde, annesi ile beraber bulunmaktadır. Bazı kaynaklara göre, Rabia Bala Hatun 1324 yılında vefat etmiştir. 1289 yılına doğru Şeyh Edebali’nin kızı Rabî’a Bâlâ Hâtun ile evlenince, nüfuzu ve kudreti arttı. </span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tam olarak ne zaman doğduğu bilinmeyen Rabia Bala Hatun, 13. yüzyılda yaşamını sürdürmüştür. Osman Bey’in eşi, Şeyh Edebali’nin kızı olan Rabia Bala Hatun, zaman zaman Orhan Bey’in annesi Malhun Hatun ile karıştırılabiliyor. Osman Gazi ilk evliliğini 1280 yılında, Orhan Gazi'nin annesi olan ve Selçuklu vezirlerinden Ömer Abdülaziz Bey'in kızı Mal Hatun ile yapmıştır. Osman Gazi, 1289 yılına doğru Şeyh Edebali’nin kızı Rabia Bala Hatun ile evlenmişti.<br />
<br />
Rabia Bala Hatun Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında yaşamış bir İslam ilahiyatçısı olan Şeyh Edebali'nin kızı ve Şehzade Alâaddin'in annesiydi. Rabia Bala Hatun'un mezarı, babası Şeyh Edebali'nin Bilecik'te bulunan türbesinin yanındaki bir yerde, annesi ile beraber bulunmaktadır. Bazı kaynaklara göre, Rabia Bala Hatun 1324 yılında vefat etmiştir. 1289 yılına doğru Şeyh Edebali’nin kızı Rabî’a Bâlâ Hâtun ile evlenince, nüfuzu ve kudreti arttı. </span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ORHAN GAZİ NASIL ÖLDÜ?]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-orhan-gazi-nasil-oldu--25880.html</link>
			<pubDate>Thu, 14 Jan 2021 14:48:37 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-orhan-gazi-nasil-oldu--25880.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhan Gazi, son yıllarında Osmanlı Devleti'nin idaresini, oğlu şehzade Murat`a bırakarak hayatını Bursa'da geçirmiştir.</span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ölüm nedeni ve yılı hakkında tarihçiler arasında ihtilaf bulunmaktadır. Zamanının tarihçisi olan Âşıkpaşazâde, Orhan Bey'in Süleyman Bey'le aynı yılda, 1358'de, öldüğünü yazmaktadır. Bazı tarihçiler 1360 yılında 79 yaşında iken vefat ettiğini bildirirler ve diğerleri ise ölümünün 1362'de olduğunu belirtir.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhan Gazi, son yıllarında Osmanlı Devleti'nin idaresini, oğlu şehzade Murat`a bırakarak hayatını Bursa'da geçirmiştir.</span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ölüm nedeni ve yılı hakkında tarihçiler arasında ihtilaf bulunmaktadır. Zamanının tarihçisi olan Âşıkpaşazâde, Orhan Bey'in Süleyman Bey'le aynı yılda, 1358'de, öldüğünü yazmaktadır. Bazı tarihçiler 1360 yılında 79 yaşında iken vefat ettiğini bildirirler ve diğerleri ise ölümünün 1362'de olduğunu belirtir.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[YENİLİKLERİ VE DÜZENLEMELERİ ( Orhan Gazi )]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-yenilikleri-ve-duzenlemeleri-orhan-gazi--25879.html</link>
			<pubDate>Thu, 14 Jan 2021 14:48:12 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-yenilikleri-ve-duzenlemeleri-orhan-gazi--25879.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Devlet alanında</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Orhan Bey Osmanlı Beyliği'ni yeni yasalar ve düzenlemeler sayesinde devlet yapmıştır. İlk kez vezir ataması bu dönemde yapılmıştır. İlk kadı ve subaşı atamaları bu dönemde yapılmıştır. Sancaklara kadılar gönderilmiştir. Divan Örgütü kurulmuştur. Vakıf sistemi, adli teşkilat kurulmuştur.</span><br />
 <br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Askerlik alanında</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yaya ve müsellem olarak ilk düzenli Osmanlı ordusu kurulmuştur. İlk donanma çalışmaları yapılmıştır ve Osmanlı Devleti gücüne güç katmıştır.</span><br />
 <br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ticaret ve Ekonomi alanında</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Orhan Gazi, babası Osman Gazi'nin 699/1300 yılı civarında Eskişehir'de çıkardığı ilk Bac kanunundan sonra, Bursa'da Osmanlılar'ın en eski ticarî kanunu olan 21 maddelik ilk İhtisab Kanunnamesini çıkarmıştır. Sonraki İhtisab kanunnamelerinde yer alan bazı maddelerin nüvesini de içeren bu küçük kanunnamede, Bursa'daki ehl-i hirfet ve dükkânların ödeyeceği Bac miktarlarını belirleyen maddelerin yanı sıra, ilk defa şarap satıcıları, kalaycılar ve hamam işletmecilerinin işletim ve üretim standardını tespite yönelik birtakım kriterlere de yer verilmiştir. Kanunnamede genel çerçevede Osman Gazi'nin Bac kanununda belirlediği 2 akça bac bedeli korunmuş; “kilinder”, “lidre” (libre) gibi ölçü birimlerinin o dönemdeki varlığı ve Orhan Bey zamanında Bursa'daki esnafın hangi sınıflardan ibaret olduğu da önemli birer tarihî veri olarak ortaya konulmuştur.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Devlet alanında</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Orhan Bey Osmanlı Beyliği'ni yeni yasalar ve düzenlemeler sayesinde devlet yapmıştır. İlk kez vezir ataması bu dönemde yapılmıştır. İlk kadı ve subaşı atamaları bu dönemde yapılmıştır. Sancaklara kadılar gönderilmiştir. Divan Örgütü kurulmuştur. Vakıf sistemi, adli teşkilat kurulmuştur.</span><br />
 <br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Askerlik alanında</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yaya ve müsellem olarak ilk düzenli Osmanlı ordusu kurulmuştur. İlk donanma çalışmaları yapılmıştır ve Osmanlı Devleti gücüne güç katmıştır.</span><br />
 <br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ticaret ve Ekonomi alanında</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Orhan Gazi, babası Osman Gazi'nin 699/1300 yılı civarında Eskişehir'de çıkardığı ilk Bac kanunundan sonra, Bursa'da Osmanlılar'ın en eski ticarî kanunu olan 21 maddelik ilk İhtisab Kanunnamesini çıkarmıştır. Sonraki İhtisab kanunnamelerinde yer alan bazı maddelerin nüvesini de içeren bu küçük kanunnamede, Bursa'daki ehl-i hirfet ve dükkânların ödeyeceği Bac miktarlarını belirleyen maddelerin yanı sıra, ilk defa şarap satıcıları, kalaycılar ve hamam işletmecilerinin işletim ve üretim standardını tespite yönelik birtakım kriterlere de yer verilmiştir. Kanunnamede genel çerçevede Osman Gazi'nin Bac kanununda belirlediği 2 akça bac bedeli korunmuş; “kilinder”, “lidre” (libre) gibi ölçü birimlerinin o dönemdeki varlığı ve Orhan Bey zamanında Bursa'daki esnafın hangi sınıflardan ibaret olduğu da önemli birer tarihî veri olarak ortaya konulmuştur.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[RUMELİ'YE GEÇİŞ]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-rumeli-ye-gecis--25878.html</link>
			<pubDate>Thu, 14 Jan 2021 14:47:01 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-rumeli-ye-gecis--25878.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhan Gazi, bir iç isyan sonrası imparatorluk tahtına geçen VI. Yannis Kantakuzenos'la kurulan yakın ilişkiler münasebetiyle Bizans'a yardım etmeye başlamıştı.1344 senesinde Selanik'teki vali Yannis Apocausus durumlara hakim olamamış ve “bağnaz fanatik”ler (Selanikli Zealotlar) olarak anılan bir parti tekrar idareyi eline almıştı. Sırp Kralı IV. Stefan Duşan tekrar Bizans aleyhine dönmüş ve tüm Makedonya'yı istila etmek niyetiyle Serez kalesini kuşatma altına almıştı.</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Onun için 1345'in ilk aylarında VI. Yannis Kantakuzenos Orhan Bey'le yakın ilişkiler kurmak için temaslara başlamıştır. Yakınlık kurmak maksadıyla Kantekuzanos, biraz Türkçe öğrenmiş; iki hükümdar birbirleri ile yakın şahsi bağlantı kurmuşlar ve Orhan Bey'le şahsi görüşmeleri sırasında birbirinden güzel üç kızını da Orhan Bey'le tanıştırmıştır. İkinci kızı olan Teodora'yı Orhan Bey ile evlendirmek için anlaşmışlardır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1352 senesinde Yannis Kantakuzenos'un ortak imparator olan V. Yannis Palaiologos ile arası açılmış ve V. Yannis, Edirne'de hüküm süren Matthaios'a Sırplar yardımı ile hücum edip şehrin idaresini eline almıştır. Buna karşılık VI. Yannis Kantakuzenos damadı Orhan Gazi'den askerî destek istemiştir. Orhan Gazi bunun üzerine komutanlığını oğlu olan Süleyman Paşa'nın yaptığı bir büyük Osmanlı birliğini VI. Yannis emrine girmek üzere göndermiştir. Bu Osmanlı birliği ile takviyeli Bizans ordusu Bizans İmparatoru VI. Yannis başkomutanlığı altında Edirne'ye yürüyüp bu şehri kurtarmıştır. Aynı Osmanlı birliği birkaç ay sonra bir karışık Sırp-Bulgar ordusunu, donmuş olan Meriç Nehri kıyılarında yenik düşürmüştür.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhan Gazi, bir iç isyan sonrası imparatorluk tahtına geçen VI. Yannis Kantakuzenos'la kurulan yakın ilişkiler münasebetiyle Bizans'a yardım etmeye başlamıştı.1344 senesinde Selanik'teki vali Yannis Apocausus durumlara hakim olamamış ve “bağnaz fanatik”ler (Selanikli Zealotlar) olarak anılan bir parti tekrar idareyi eline almıştı. Sırp Kralı IV. Stefan Duşan tekrar Bizans aleyhine dönmüş ve tüm Makedonya'yı istila etmek niyetiyle Serez kalesini kuşatma altına almıştı.</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Onun için 1345'in ilk aylarında VI. Yannis Kantakuzenos Orhan Bey'le yakın ilişkiler kurmak için temaslara başlamıştır. Yakınlık kurmak maksadıyla Kantekuzanos, biraz Türkçe öğrenmiş; iki hükümdar birbirleri ile yakın şahsi bağlantı kurmuşlar ve Orhan Bey'le şahsi görüşmeleri sırasında birbirinden güzel üç kızını da Orhan Bey'le tanıştırmıştır. İkinci kızı olan Teodora'yı Orhan Bey ile evlendirmek için anlaşmışlardır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1352 senesinde Yannis Kantakuzenos'un ortak imparator olan V. Yannis Palaiologos ile arası açılmış ve V. Yannis, Edirne'de hüküm süren Matthaios'a Sırplar yardımı ile hücum edip şehrin idaresini eline almıştır. Buna karşılık VI. Yannis Kantakuzenos damadı Orhan Gazi'den askerî destek istemiştir. Orhan Gazi bunun üzerine komutanlığını oğlu olan Süleyman Paşa'nın yaptığı bir büyük Osmanlı birliğini VI. Yannis emrine girmek üzere göndermiştir. Bu Osmanlı birliği ile takviyeli Bizans ordusu Bizans İmparatoru VI. Yannis başkomutanlığı altında Edirne'ye yürüyüp bu şehri kurtarmıştır. Aynı Osmanlı birliği birkaç ay sonra bir karışık Sırp-Bulgar ordusunu, donmuş olan Meriç Nehri kıyılarında yenik düşürmüştür.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ORHAN GAZİ KİMDİR?]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-orhan-gazi-kimdir--25877.html</link>
			<pubDate>Thu, 14 Jan 2021 14:46:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-orhan-gazi-kimdir--25877.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhan Bey, 1281 yılında Söğüt'te dünyaya geldi. 1326 ile 1359 yılları arasında beylik yapmıştır.Babası Osman Gazi'den 16.000 km² olarak aldığı devleti, oğlu I. Murad'a 95.000 km² olarak bırakmıştır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Osmanoğullarının en uzun ömürlüsü olan Orhan Bey'in çocukluğu ve gençliği bilinmemektedir. Nasıl yetiştiği, nasıl eğitim aldığı, hatta okur yazar olup olmadığı bilinmemektedir. Osmanlı tarihlerinde adının ilk geçişi 1298'de Nilüfer Hatun (Yarhisar Tekfuru kızı Holofira) ile evlendirilmesi nedeniyle olmuştur. 1300'de Köprühisar'ın fethinde bulunmuş ve Karacahisar uç beyliği verilmiştir. Osman Bey oğlunu emir-i kebir (beylerbeyi) rütbesi ile küçük beylik ordusuna komutan atamış ve bundan sonraki babasının her askerî eylemine katılmıştır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhan Bey'in beylik yıllarının ilk dönemi Anadolu'da fetihlerle geçmiştir. Beyliği sırasında bütün diğer Anadolu beylikleri gibi İran'da kurulu İlhanlılar'ı metbu sayıp yıllık vergi ödemekte devam etmiştir. Diğer yandan da Bizans topraklarına yönelik akınlar ve fetihlerle Osmanlı Beyliği daha güç kazanmıştır.</span></span><br />
<br />
 <br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhan Bey 1321'de Mudanya'yı fethederek beyliğini Marmara Denizi kıyısına ulaştırmıştır. 1323 yılında Gebze de kendi adında camii yaptırmıştır. 1321 ve 1326'ya kadar Gazi komutanlar emri altında Osmanlı beylik birlikleri beylik sınırlarına sevkedilmiş; Konur Alp Batı Karadeniz dolaylarına, Akça Koca İzmit dolaylarına, Abdurrahman Gazi Yalova (Yalakabad) dolaylarına akınlar yaparak Yalova, Akyazı, Mudurnu, Pazaryeri (Ermenipazarı), Sapanca (Ayangölü), Kandıra, Samandra fetihleri yapılmıştır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karesi Beyliği'ndeki hükümdarlık kavgasında arayı bulmak amacıyla, önce 1342 senesinde Ulubad, Karacabey (Mihaliç) ve Kırmastı kalelerini feth etmiştir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonrasında ise, önemli bir askeri kuvvetle 1345 senesinde Karesi Seferi'ne çıkmıştır. Böylelikle Karesi Beyliğine ait geniş topraklar ve Balıkesir, Manyas, Edincik ve Erdek kentleri Orhan Gazi idaresine geçmiştir.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhan Bey, 1281 yılında Söğüt'te dünyaya geldi. 1326 ile 1359 yılları arasında beylik yapmıştır.Babası Osman Gazi'den 16.000 km² olarak aldığı devleti, oğlu I. Murad'a 95.000 km² olarak bırakmıştır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Osmanoğullarının en uzun ömürlüsü olan Orhan Bey'in çocukluğu ve gençliği bilinmemektedir. Nasıl yetiştiği, nasıl eğitim aldığı, hatta okur yazar olup olmadığı bilinmemektedir. Osmanlı tarihlerinde adının ilk geçişi 1298'de Nilüfer Hatun (Yarhisar Tekfuru kızı Holofira) ile evlendirilmesi nedeniyle olmuştur. 1300'de Köprühisar'ın fethinde bulunmuş ve Karacahisar uç beyliği verilmiştir. Osman Bey oğlunu emir-i kebir (beylerbeyi) rütbesi ile küçük beylik ordusuna komutan atamış ve bundan sonraki babasının her askerî eylemine katılmıştır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhan Bey'in beylik yıllarının ilk dönemi Anadolu'da fetihlerle geçmiştir. Beyliği sırasında bütün diğer Anadolu beylikleri gibi İran'da kurulu İlhanlılar'ı metbu sayıp yıllık vergi ödemekte devam etmiştir. Diğer yandan da Bizans topraklarına yönelik akınlar ve fetihlerle Osmanlı Beyliği daha güç kazanmıştır.</span></span><br />
<br />
 <br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhan Bey 1321'de Mudanya'yı fethederek beyliğini Marmara Denizi kıyısına ulaştırmıştır. 1323 yılında Gebze de kendi adında camii yaptırmıştır. 1321 ve 1326'ya kadar Gazi komutanlar emri altında Osmanlı beylik birlikleri beylik sınırlarına sevkedilmiş; Konur Alp Batı Karadeniz dolaylarına, Akça Koca İzmit dolaylarına, Abdurrahman Gazi Yalova (Yalakabad) dolaylarına akınlar yaparak Yalova, Akyazı, Mudurnu, Pazaryeri (Ermenipazarı), Sapanca (Ayangölü), Kandıra, Samandra fetihleri yapılmıştır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karesi Beyliği'ndeki hükümdarlık kavgasında arayı bulmak amacıyla, önce 1342 senesinde Ulubad, Karacabey (Mihaliç) ve Kırmastı kalelerini feth etmiştir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonrasında ise, önemli bir askeri kuvvetle 1345 senesinde Karesi Seferi'ne çıkmıştır. Böylelikle Karesi Beyliğine ait geniş topraklar ve Balıkesir, Manyas, Edincik ve Erdek kentleri Orhan Gazi idaresine geçmiştir.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[III. Murad Dönemi Olayları]]></title>
			<link>https://vnextr.com/konu-iii-murad-donemi-olaylari--25876.html</link>
			<pubDate>Thu, 14 Jan 2021 14:44:18 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://vnextr.com/member.php?action=profile&uid=24792">FurkaNDesigN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://vnextr.com/konu-iii-murad-donemi-olaylari--25876.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1574 yılında tahta geçen ve aynı zamanda 91. İslam halifesi olan III. Murad döneminde birçok savaş ve önemli olay yaşandı. Bu savaşların ilki 1578 yılında Portekiz ile yapılan Vadisseyl Muharebesi'dir. Tarihe ''Üç Kral Savaşları'' olarak geçen savaş Fas'ın Kasru'l Kebir bölgesinde yapıldı. Portekiz İmparatorluğuna karşı Osmanlı Devleti, Fas Sultanlığı'nın yanında yer aldı. Savaşta Osmanlı Ordusunun kumandanları arasında Ahmed-El Mansur ve Abdülmelik yer alıyordu. Savaş Fas Sultanlığı - Osmanlı İmparatorluğunun mutlak zaferiyle sonuçlandı. Portekiz İmparatorluğu savaşı kaybettikten sonra İspanya'nın denetimi altına girdi.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Yine 1578 yılında Safeviler ile Çıldır Muharebesi yapıldı. Safevilerin yanında yaklaşık 10 bin Gürcü asker yer aldı. Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu, savaşı kazandı. ''Çıldır Zaferi'' olarak da bilinen zaferden sonra Çıldır Eyaleti kuruldu. 1583 yılında Safevi Devleti ile Osmanlı İmparatorluğu tekrar karşı karşıya geldi. Bugün Erivan sınırları içerisinde kalan bölgede Meşaleler Savaşı yapıldı. Safevi ordusunun başında İmam Kulu Han, Osmanlı ordusunun başında ise Özdemiroğlu Osman Paşa bulunuyordu. Meydan muharebesine ''Meşaleler'' adının verilmesinde geceleri de devam eden savaşta her iki tarafın da meşale yakmasıdır. Safevileri yenen Osmanlı Devleti, bölgedeki İran baskısını büyük ölçüde azalttı.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> III. Murad'ın en büyük isteği Osmanlı İmparatorluğunun, Avrupa topraklarında da söz sahibi olmasaydı. Bu nedenle 1593 yılında Macaristan Seferi düzenlendi. Aynı zamanda Avusturya İmparatorluğunun ödemesi gereken vergiyi vermemesi ve bölgedeki diğer ülkeleri Osmanlı İmparatorluğuna karşı kışkırtması da seferin düzenlenmesinde etkili olmuştur. Tarihe 1593 Osmanlı- Avusturya Savaşı olarak geçse de bu tanım, özet niteliğindedir. Çünkü Macaristan Seferi boyunca Osmanlı, birçok ülke ile savaştı ve Macaristan Seferi, Zitvatorok Antlaşmasının imzalanması ile sona erdi.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1574 yılında tahta geçen ve aynı zamanda 91. İslam halifesi olan III. Murad döneminde birçok savaş ve önemli olay yaşandı. Bu savaşların ilki 1578 yılında Portekiz ile yapılan Vadisseyl Muharebesi'dir. Tarihe ''Üç Kral Savaşları'' olarak geçen savaş Fas'ın Kasru'l Kebir bölgesinde yapıldı. Portekiz İmparatorluğuna karşı Osmanlı Devleti, Fas Sultanlığı'nın yanında yer aldı. Savaşta Osmanlı Ordusunun kumandanları arasında Ahmed-El Mansur ve Abdülmelik yer alıyordu. Savaş Fas Sultanlığı - Osmanlı İmparatorluğunun mutlak zaferiyle sonuçlandı. Portekiz İmparatorluğu savaşı kaybettikten sonra İspanya'nın denetimi altına girdi.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Yine 1578 yılında Safeviler ile Çıldır Muharebesi yapıldı. Safevilerin yanında yaklaşık 10 bin Gürcü asker yer aldı. Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu, savaşı kazandı. ''Çıldır Zaferi'' olarak da bilinen zaferden sonra Çıldır Eyaleti kuruldu. 1583 yılında Safevi Devleti ile Osmanlı İmparatorluğu tekrar karşı karşıya geldi. Bugün Erivan sınırları içerisinde kalan bölgede Meşaleler Savaşı yapıldı. Safevi ordusunun başında İmam Kulu Han, Osmanlı ordusunun başında ise Özdemiroğlu Osman Paşa bulunuyordu. Meydan muharebesine ''Meşaleler'' adının verilmesinde geceleri de devam eden savaşta her iki tarafın da meşale yakmasıdır. Safevileri yenen Osmanlı Devleti, bölgedeki İran baskısını büyük ölçüde azalttı.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> III. Murad'ın en büyük isteği Osmanlı İmparatorluğunun, Avrupa topraklarında da söz sahibi olmasaydı. Bu nedenle 1593 yılında Macaristan Seferi düzenlendi. Aynı zamanda Avusturya İmparatorluğunun ödemesi gereken vergiyi vermemesi ve bölgedeki diğer ülkeleri Osmanlı İmparatorluğuna karşı kışkırtması da seferin düzenlenmesinde etkili olmuştur. Tarihe 1593 Osmanlı- Avusturya Savaşı olarak geçse de bu tanım, özet niteliğindedir. Çünkü Macaristan Seferi boyunca Osmanlı, birçok ülke ile savaştı ve Macaristan Seferi, Zitvatorok Antlaşmasının imzalanması ile sona erdi.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>