Uygurlar’ın büyük bir bölümü Çin sınırına doğru indiler. Fakat Çinliler bu felâketi, Uygurlar’ı yok etmek için çok iyi bir fırsat olarak değerlendirdiler. Bu nedenle, Uygurlar’ın bir kısmı Turfan’a doğru yönelip, kurtulmaya çalıştılar.
b. Uygurlar’dan bazıları ise, eski köleleri ve tâbileri olan, Doğu’daki bazı Proto-Moğol kavimleri içinde kaldılar. Uygurlar’ın bu bölümü, sonradan Kuzey Çin’deki Hıtay yani (Liao) İmparatorluğu’nun kuruluşunda, önemli bir rol oynayacaklardır.
c. Kaçan Uygurlar’dan diğer bir bölüm ise, çok güneylere, yani Çin’in batısındaki Kansu bölgesine kadar indiler. Sonradan, “Sarı-Uygurlar” adı ile anılacak bu Uygur grupları, Ġpek Yolu üzerinde yerleşmişlerdi. Bu bölgenin yerli halkının herhangi bir direnciyle karşılaşmamış olan Uygurlar varlıklarını günümüze kadar devam ettirmişlerdir. Günümüzde de Türk dilini ve kültürünü yaşatan bu Uygurlar ticarî hayatta da çok gelişmişlerdi.
ç. Uygurların bazıları ise, batıdaki Karluk Türkleri’ne sığınmış olup bunlar hakkında çok az bilgi bulunmaktadır.
d. “Turfan ve BeĢbalıg Uygurları”, hiç şüphe yok ki Uygurlar’ın en önemli bölümünü oluşturmaktadırlar. Çok daha önceleri, 840 yılından, yani Orkun’daki Uygur Devleti’nin yıkılışından önceki Uygur kağanları, ticaret ve tarım merkezleri olan bu büyük Türkistan şehirlerini ele geçirmek için, büyük bir çaba harcamışlardı. Bu sebeple Uygur Devleti’nin yıkılmasından sonra Turfan dolaylarına kaçan Uygurlar için burası en güvenilir bir yer ve bölge olmuştu. 848 yılından sonra, kendilerini toparlayıp, varlıklarını komşularına kabul ettiren bu Turfan ve Beşbalıg Uygurları 856 yılında ise, bağımsızlıklarını ilân etmişlerdi. Çin idaresi ise Tibet tehlikesine karşı Uygurlar’ı desteklemeye başlamışlardı. Kültür ve medeniyet bakımından büyük gelişmeler gösterecek olan bu Uygurlar, 1335 yılına kadar kendi devletlerini devam ettirmişlerdir. Çengiz Han devletinin büyüyüp gelişmesinde de yine bu Uygurlar’ın, öncülük, bilgi ve tecrübelerinin çok büyük bir payı ve etkisi olmuştur.