REKLAM ALANI

Anadolu Öncesi Türk Tarihi(2)

avatar Wictroin
Forum Üyesi
164
#1
Yorumu Paylaş

İslâm öncesi Türk dini, Gök Tanrı inancı, atalar ruhuna tâzim, yer-su inancı gibi bazılarının Şamanizm olarak nitelendirdikleri, bazılarının ise Totemizm, Naturizm ve Animizm ile karıştırdıkları bir dindi. Türkler bütün dünyayı yaratan Gök Tanrı’ya inanırlar, ata ruhlarına hürmet gösterirlerdi. Mukaddes yer-sular ise daha çok eski Türk örf ve âdetleriyle ilgiliydi. Her Türk boyunun bir Ongun’u vardı. Bu bir hayvan olabilirdi (Selçuklular’da kartal, Kök-Türkler’de bozkurt vb.). Çocuk ve kadınları koruduğu kabul edilen Umay adında bir varlığa da inanılırdı. Cenaze merasimi Yuğ adıyla zikredilir. Ölen kişi kışın ölmüşse ilkbaharda, yazın ölmüşse sonbaharda törenle defnedilirdi. Cenaze bir çadır içine konularak, at, koyun, sığır veya deve kurban edilir, sevenleri çadırın etrafında gözyaşları dökerek dönerlerdi. Mezarın üstüne ise balbal denilen ve kişinin hayatı boyunca öldürdüğü önemli düşmanları gösteren taşlar dikilirdi. Türkler daha sonraları Budizm, Maniheizm, Musevilik, Hıristiyanlık gibi dinlere de girdikten sonra IX.-X. yüzyıllardan sonra kütleler hâlinde Müslümanlığı kabul etmişlerdir.
Kök-Türkler ve Uygurlar’dan kalma yazıtların okunmasıyla eski Türkler’de gelişmiş bir dilin ve Türk alfabesinin varlığı ortaya çıkmıştır. Kök-Türkler, Orkun veya Kök-Türk alfabesi denilen 38 harften meydana gelen bir alfabe kullanmışlardır. Bu yazıların yazıldığı taşlara (kitâbelere, yazıtlara) Bengü-taş denilmektedir. Kök-Türk alfabesi ile yazılı yazıtlar arasında bilhassa Orkun Yazıtları oldukça önemlidir. 1893 tarihinde Danimarkalı Wilhelm Thomsen tarafından çözülen Kök-Türk alfabesi ile bu kitâbeler okunmuştur. Bu kitâbelerden ilki 730 tarihlerine doğru ünlü Kök-Türk Ayguçısı (veziri) Tonyukuk, ikincisi Bilge Kağan tarafından 732 yılında bir yıl önce ölen Kök-Türk komutanı ve kardeşi Kül-Tigin için, sonuncusu ise 735 tarihinde Bilge Kağan adına oğlu tarafından diktirilmiştir. Bu yazıtları yazan Yuluğ Tigin bilinen ilk Türk edibi olarak tanınır. Uygurlar’dan kalan ve Kök-Türk alfabesi ile yazılı olan Bayan Çur Kağan kitâbesi de tarihî değeri haizdir. Kök-Türk alfabesi yukarıdan aşağıya, sağdan sola, soldan sağa olmak üzere üç türlü yazılabilirdi.
Uygur alfabesi olarak bilinen alfabe 14 harften ibaret olup Soğd alfabesinden faydalanılarak meydana getirilmiştir. Uygurlar’dan kalan ve Uygur alfabesiyle bize intikal eden yazılı belgeler daha çok Budizm, Maniheizm ve falcılık ile ilgili kitaplardır. Uygurlar ağaç baskı ile dünyada ilk defa kitap baskısını gerçekleştiren bir Türk toplumudur.
Eski Türk destanları arasında Kök-Türkler’in Yaratılış Destanı, Bozkurt Destanı, Ergenekon Destanı; Uygurlar’ın Yaratılış ve Türeyiş Destanı, Göç Destanı’nı zikredebiliriz.
Silah yapımı, altın ve gümüş işlemeciliği, ev eşyası, at takımları yapımı, halıcılık, çizmecilik, dokumacılık, oymacılık Türkler’in en önemli sanat kollarıdır. Uygurlar bunların dışında minyatür, fresk sanatı, kitap baskı ve ciltçilik gibi güzel sanatlarda ilerleme göstermişlerdir.
Hayvancılıkla uğraşan Türkler, hayvanî ürünleri, madenden yaptıkları silahları satar, komşularından hububat, kumaş, mamul madde ve altın-gümüş alırlardı. Daha çok Çin ile ticaret yaparlardı. Eski Türkler at sütünden yapılan kımız, buğday ve darıdan yapılan begni, yoğurdun kayısı ve kirazla tatlılaştırılmasıyla lo adını taşıyan içkileri yaparlardı.
deneme
Forum Üyesi

Konuda Ara

0 Yorum


Konuyu Okuyanlar: