06-02-2020, Saat: 18:20
Buzlar Freljord'a şimdiki adını vermeden önce, bu topraklar mucizelerle dolup taşarmış ama dünyayı Gnar'ın gözlerinden görebilenler için elbette.Gnar, enerjisi bitmek tükenmek bilmeyen bir yordle'dı. O ve türdeşleri, kuzey topraklarının her türlü zorluğuna göğüs geren kabilelerin arasında, gizlenmeden yaşarlardı. Gnar karda zar zor ayak izi bırakacak kadar minikti ama öfkesi ondan 10 kat büyük canavarlarınkiyle yarışırdı. Bir şey ters gittiği anda, kendi kırık dökük lisanında öfkeyle söylenip lanetler yağdırmaya başlardı. Bu yüzden, ölümlülerden uzak duran daha iri ve daha bilge canlılara yakınlık duyuyordu. Bu canlılar Gnar'a kocaman, beyaz kürklü yordle'lar gibi görünüyorlardı. Bu da onun için yeterliydi.İnsan kabileleri tundrada gezinerek yabani meyveler ve yenebilir yosunlar toplarken Gnar kaya, çakıltaşı, çamura bulanmış kuş ölüsü gibi çok daha önemli nesnelerin peşine düşerdi. En kıymetli hazinesi, bir drüvask'ın çene kemiğiydi. Onu soğuk topraktan çekeleye çekeleye çıkardığında, sevinç çığlıkları atarak olabildiğince uzağa fırlatmıştı.Kemik, bir taş atımı mesafeye düşmüştü.Bu ilk başarısından cesaret alan Gnar, “bumerangını” her gittiği yere götürmeye başlamıştı. Dünya ona pırıltılı toz yumakları, tatlı çiçek özleri, yuvarlak nesneler gibi yeni güzellikler sunmak için elinden geleni yapıyordu ama hiçbir şey, biricik silahını atıp yakalamanın yaşattığı saf neşeyle boy ölçüşemiyordu. Artık kendisini avcı olarak görüyor, vahşi hayvan sürülerinin peşine takılıyordu. Hayvanlar onu kâle dahi almıyordu, o ayrı.Fakat Gnar bile, yaşadığı topraklarda başlayan değişimi sezebiliyordu. Gökyüzü daha karanlıktı sanki. Rüzgârlar daha çok üşütüyordu. Bir zamanlar birlikte yiyecek toplayan ölümlü kabileleri artık birbirlerinin avı ve avcısı olmuş gibiydi.Böyle zamanlarda ne yapılması gerektiğini, ancak büyük beyaz yordle'lar bilirdi. Gnar onlara danışmaya karar verdi.Tüm avcılık becerilerini kullanarak, büyük yordle'ları ulu bir dağ sırasının karla kaplı zirvelerine kadar takip etti. Daha önce hiç bu kadar uzak yerlere gelmemişti. Görünmeden onlara yaklaşırken, sayamayacağı kadar çok ölümlü de gördü. Çok heyecanlanmıştı ama ondan başka mutlu olan yok gibiydi.Sonra yer sarsıldı, kocaman bir çatlak oluştu. Gnar hayatında ilk defa başkalarının öfkeden gözünün döndüğüne şahit alıyordu. Ölümlüler bağırıyordu. Büyük yordle'lar kükrüyordu.Ama canavarın gelişi hepsini susturdu.Yerde açılan dipsiz uçurumdan çıkan bu canavarın dev boynuzları, sağa sola savurduğu uzun dokunaçları ve acayip bir ışıkla yanan tek bir gözü vardı. Bakışı, Gnar'ın sırtındaki kürkü dikleştiriyordu. Bazı ölümlüler canavarı görür görmez kaçtı. Gnar'ın kalbi ise garip bir duyguyla dolmuştu. Bumerangını kaybetme ya da bir daha asla kucaklanmama ihtimaline benzeyen bir sızıydı. Bu dehşet verici şey, yeni dostlarının canını yakmak istiyordu.Gnar sinirlendi. Tam o an tepesi attı ve çok fena sinirlendi.Gözü sadece canavarı görüyordu. Yıldırım hızıyla ona atıldı. Patilerinden tekiyle bir kartopu... daha doğrusu, kartopu olduğunu sandığı bir şey tutuyordu. Aslında dağın yamacından söktüğü koca bir kayayı taşımaktaydı. Çünkü Gnar o anda, dost bellediği büyük beyaz yordle'lar kadar kocaman olmuştu. Canavarın suratının orta yerine güm diye vurup onu çıktığı deliğe geri sokacaktı!Ama Gnar darbesini asla indiremedi. Birden hiçbir kış mevsiminde karşılaşmadığı kadar şiddetli bir soğuk hissetti. Sanki hava bile donuyordu. Gerçekten de, elemental bir büyü kabarık kürkünü hiçe sayarak onu olduğu yerde dondurmuştu. Canavarın da, geri kalan her şeyin de sesi kesildi. Minik yordle'ın gücü ve öfkesi tükendi. Uzuvlarına büyük bir yorgunluk çöktü ve yumuşacık bir uykuya daldı.Gnar uzun süre uyudu. Sonunda uyanabildiğinde, kürkünün bile donuk olduğunu fark etti. Silkelenerek buz parçalarını omzundan attı. Nefes nefeseydi. Ortalıkta kimse kalmamıştı. Savaşacak canavar, koruyacak dostlar olmadığını görünce kendini yine çok küçük ve yapayalnız hissetti.Çevresi de çok değişmişti. Artık her yerde kar vardı. Gözünün seçebildiği her yeri kalın bir kar tabakası kaplıyordu. Yine de, sevgili bumerangının yanında durduğunu görünce sevinçle bağırdı ve kendine av bulmak için çabucak ayaklandı.Gnar hâlâ o meşum günde neler olduğunu da, nasıl kurtulduğunu da anlayabilmiş değil. Toplanacak pek çok ilginç şeyle, keşfedecek yerlerle dolu olan dünyaya büyük bir hayranlıkla bakıyor.