04-02-2020, Saat: 23:12
MASTER Yİ
Ionia'nın iç bölgelerindeki eyaletlerden biri olan Bahrl'da bir zamanlar kimselerin bilmediği, güzel, huzurlu bir dağ köyü vardı. Wuju isimli bu köydeki Yi adlı oğlan çocuğu kılıç kullanmayı öğrenerek büyüdü ve sonu çok acı biten bir hayalin peşine düştü.Çoğu çocuk gibi Yi de şiirlere konu olmuş kılıçlar taşıyan ve ipek cüppeler giyen Wuju savaşçılarına hayrandı. Annesiyle babası kılıç yapımcısı olduğundan, Yi ailesinin atölyesine gelen savaşçıların üstünde iyi bir izlenim bırakmıştı. Sabahları annesiyle bahçede kılıç çalışıyor, akşamları ezberlediği şiirleri mum ışığında babasına okuyordu. Yi'nin Wuju ustalarına çırak olma yaşı gelince, ailesi onunla çok gururlanmıştı.Yeteneğini ve disiplinini eğitimine de taşıyan Yi, beklentileri fersah fersah aştı. Kısa süre sonra “küçük usta” Yi'nin adını köydeki herkes duymuştu.Yine de, bu alçakgönüllü öğrencinin aklı Ionia'nın geri kalanındaydı. En yüksek pagodaların zirvesinden, adını kimseden duymadığı uzak şehirler görüyordu. Ama kılıcını alıp dağdan inmek istediğinde eğitmenleri onu engelliyordu. Wuju, kılıç ustalığının paylaşılamayacak kadar kıymetli ve kan dökemeyecek kadar kutsal olduğuna inanan kişilerce kurulmuştu. Böylece yüzyıllar boyu dünyadan kopuk gelişmişti. İçyüzünü hiçbir yabancı bilmezdi.Bütün bunlar, Yi'nin bir gün uzaklardaki şehirlerden yükselen devasa duman bulutlarını gördüğü gün değişti. Noxus birlikleri kıyı bölgelerinden işgale başlamıştı. Yerleşim yerlerini birbiri ardından fethedip eyaletleri döktükleri kanla kırmızıya boyuyorlardı. Ionia halkını Wuju'nun kutsal geleneklerine tercih eden Yi, İlk Diyar'ı savunanlara yardımcı olmaya gitti. Şaşkınlıkla seyredenlere bulanık görünecek kadar hızlı hareket ederek ön safları yarıp geçti. Daha önce Wuju köyü dışında hiçbir yerde görülmemiş, kör edici kılıç teknikleriyle düşmanı tarumar etti.Bu tek kişilik ordunun namı, dağlardaki sis gibi dört bucağa yayıldı. Onun cesaretinden etkilenen diğer öğrenciler de çatışmalara katıldı ve hep birlikte en büyük savaşın yapıldığı Navori'ye gittiler.Noxus'lu komutanlar, Wuju'nun görmezden gelinemeyecek bir tehdit olduğunu fark ettiler. Bu rakipsiz savaşçıların nerede yetiştiğini araştırdılar. Bulduklarında da Wuju'ya acımasızca saldırdılar. Tüm köy bir gecede yok oldu. Hiçbir çeliğin dayanamayacağı kimyasal bir ateş köyün halkını ve kültürünü yeryüzünden sildi.Savaş nihayet sona erip hayatta kalan tek öğrenci olan Yi köyüne döndüğünde, onu harabeler karşıladı. Tanıyıp sevdiği herkes ölmüş, hatta toprağın büyüsü bile bozulup kirletilmişti. Böylece saldırının son kurbanı, bedeninde değil ama ruhunda onulmaz yaralar açılan Yi oldu. Wuju bilen başka kimse hayatta kalmadığı için “usta” unvanını sadece kendisinin taşıyabileceğini de kavramıştı.Yi büyük kederinin etkisiyle inzivaya çekilmeyi seçti. Hayatta kalmanın verdiği suçluluğu bastırmak için sürekli idman yapıyordu ama eski ustalardan öğrendiği bilgiler zamanın sisleri arasında silinip gidiyordu sanki. Tek bir kişinin, koskoca bir kültürün mirasını koruyamayacağından şüphe etmeye başlamıştı ki beklenmedik bir karşılaşmayla tüm bakış açısı değişti.Bir gün, maymuna benzeyen tuhaf bir vastaya Yi'yi düelloya davet etti. Master Yi yaratığın davetini istemeye istemeye kabul edip onu kolayca yendi. Ama vastaya pes etmedi. Her gün geri gelip yeniden dövüşmek istedi ve her gün daha da zekice numaralar bularak Yi'yi tepki verip doğaçlama hamleler yapmaya zorladı. Yi, yıllar sonra ilk defa Wuju'nun ruhunu yeniden duyumsamaya başlamıştı.İki savaşçı haftalar boyu dövüştü. Sonunda, yara bere içinde kalmış yabancı diz çöküp kendini Shimon kabilesinden Kong olarak tanıttı. Yi'den eğitim almak için yalvardı. Yi de bu pervasız ama kararlı savaşçının kendisine iyi bir öğrenci olabileceğini düşünüyordu. Öğretmenlik yapmaya başlayınca, kararlılığının yenilendiğini fark etti. Wuju tekniklerini bir sonraki kuşağa aktarmalıydı. Bu yeminin nişanesi olarak öğrencisine tılsımlı bir asa hediye edip, ismine ona duyduğu saygıyı gösteren bir ek yaptı. Kong o günden sonra Wukong adıyla tanınmaya başladı.Şimdi, Yi'nin kaybettiği yurdunu onurlandırabilmesi için birlikte İlk Diyar'ı geziyorlar. Böylece Yi adındaki “usta” (“master”) unvanına ne kadar layık olduğunu da gösterebiliyor.
Ionia'nın iç bölgelerindeki eyaletlerden biri olan Bahrl'da bir zamanlar kimselerin bilmediği, güzel, huzurlu bir dağ köyü vardı. Wuju isimli bu köydeki Yi adlı oğlan çocuğu kılıç kullanmayı öğrenerek büyüdü ve sonu çok acı biten bir hayalin peşine düştü.Çoğu çocuk gibi Yi de şiirlere konu olmuş kılıçlar taşıyan ve ipek cüppeler giyen Wuju savaşçılarına hayrandı. Annesiyle babası kılıç yapımcısı olduğundan, Yi ailesinin atölyesine gelen savaşçıların üstünde iyi bir izlenim bırakmıştı. Sabahları annesiyle bahçede kılıç çalışıyor, akşamları ezberlediği şiirleri mum ışığında babasına okuyordu. Yi'nin Wuju ustalarına çırak olma yaşı gelince, ailesi onunla çok gururlanmıştı.Yeteneğini ve disiplinini eğitimine de taşıyan Yi, beklentileri fersah fersah aştı. Kısa süre sonra “küçük usta” Yi'nin adını köydeki herkes duymuştu.Yine de, bu alçakgönüllü öğrencinin aklı Ionia'nın geri kalanındaydı. En yüksek pagodaların zirvesinden, adını kimseden duymadığı uzak şehirler görüyordu. Ama kılıcını alıp dağdan inmek istediğinde eğitmenleri onu engelliyordu. Wuju, kılıç ustalığının paylaşılamayacak kadar kıymetli ve kan dökemeyecek kadar kutsal olduğuna inanan kişilerce kurulmuştu. Böylece yüzyıllar boyu dünyadan kopuk gelişmişti. İçyüzünü hiçbir yabancı bilmezdi.Bütün bunlar, Yi'nin bir gün uzaklardaki şehirlerden yükselen devasa duman bulutlarını gördüğü gün değişti. Noxus birlikleri kıyı bölgelerinden işgale başlamıştı. Yerleşim yerlerini birbiri ardından fethedip eyaletleri döktükleri kanla kırmızıya boyuyorlardı. Ionia halkını Wuju'nun kutsal geleneklerine tercih eden Yi, İlk Diyar'ı savunanlara yardımcı olmaya gitti. Şaşkınlıkla seyredenlere bulanık görünecek kadar hızlı hareket ederek ön safları yarıp geçti. Daha önce Wuju köyü dışında hiçbir yerde görülmemiş, kör edici kılıç teknikleriyle düşmanı tarumar etti.Bu tek kişilik ordunun namı, dağlardaki sis gibi dört bucağa yayıldı. Onun cesaretinden etkilenen diğer öğrenciler de çatışmalara katıldı ve hep birlikte en büyük savaşın yapıldığı Navori'ye gittiler.Noxus'lu komutanlar, Wuju'nun görmezden gelinemeyecek bir tehdit olduğunu fark ettiler. Bu rakipsiz savaşçıların nerede yetiştiğini araştırdılar. Bulduklarında da Wuju'ya acımasızca saldırdılar. Tüm köy bir gecede yok oldu. Hiçbir çeliğin dayanamayacağı kimyasal bir ateş köyün halkını ve kültürünü yeryüzünden sildi.Savaş nihayet sona erip hayatta kalan tek öğrenci olan Yi köyüne döndüğünde, onu harabeler karşıladı. Tanıyıp sevdiği herkes ölmüş, hatta toprağın büyüsü bile bozulup kirletilmişti. Böylece saldırının son kurbanı, bedeninde değil ama ruhunda onulmaz yaralar açılan Yi oldu. Wuju bilen başka kimse hayatta kalmadığı için “usta” unvanını sadece kendisinin taşıyabileceğini de kavramıştı.Yi büyük kederinin etkisiyle inzivaya çekilmeyi seçti. Hayatta kalmanın verdiği suçluluğu bastırmak için sürekli idman yapıyordu ama eski ustalardan öğrendiği bilgiler zamanın sisleri arasında silinip gidiyordu sanki. Tek bir kişinin, koskoca bir kültürün mirasını koruyamayacağından şüphe etmeye başlamıştı ki beklenmedik bir karşılaşmayla tüm bakış açısı değişti.Bir gün, maymuna benzeyen tuhaf bir vastaya Yi'yi düelloya davet etti. Master Yi yaratığın davetini istemeye istemeye kabul edip onu kolayca yendi. Ama vastaya pes etmedi. Her gün geri gelip yeniden dövüşmek istedi ve her gün daha da zekice numaralar bularak Yi'yi tepki verip doğaçlama hamleler yapmaya zorladı. Yi, yıllar sonra ilk defa Wuju'nun ruhunu yeniden duyumsamaya başlamıştı.İki savaşçı haftalar boyu dövüştü. Sonunda, yara bere içinde kalmış yabancı diz çöküp kendini Shimon kabilesinden Kong olarak tanıttı. Yi'den eğitim almak için yalvardı. Yi de bu pervasız ama kararlı savaşçının kendisine iyi bir öğrenci olabileceğini düşünüyordu. Öğretmenlik yapmaya başlayınca, kararlılığının yenilendiğini fark etti. Wuju tekniklerini bir sonraki kuşağa aktarmalıydı. Bu yeminin nişanesi olarak öğrencisine tılsımlı bir asa hediye edip, ismine ona duyduğu saygıyı gösteren bir ek yaptı. Kong o günden sonra Wukong adıyla tanınmaya başladı.Şimdi, Yi'nin kaybettiği yurdunu onurlandırabilmesi için birlikte İlk Diyar'ı geziyorlar. Böylece Yi adındaki “usta” (“master”) unvanına ne kadar layık olduğunu da gösterebiliyor.