08-02-2021, Saat: 23:09
Yalamaya Bağlı Granulomlam (Lick Granuloma)
Devamlı yalamaya veya çiğnemeye bağlı olarak oluşan, acral lick dermatitis, acral proritik nodül, acropuritik granuloma, pisikojenik dermatos adıylada bilinen granulomlardır. Yaygın olarak carpus ve metacarpusun cranial ve medial yüzünde, tarsus ve metatarsusun cranial ve lateral yüzeyinde şekillenmelerine rağmen, genellikle tek veya unilateral olarak vücudun herhangi bir yerinde gelişebilirler. Büyük ırk, yaşlı erkek köpeklerde, özellikle Labrador Retrievers, Golden Retriever, Alman Çoban köpeği, Alman Shorthair Poainters, Great Danes, Saint Bernard ve Pit Bull gibi köpek ırklarında yaygın olarak gözlenmektedir. Yaraların, yabancı cisimlerin, enfeksiyonların ve muskoskeletal sistem ağrılarının lezyonun başlamasında etkili olduğu, çoğu lick granulomaların pisikojen (obsesif-kompulsif bozukluk) nedenlerden kaynaklandığı ve can sıkıntısı, inaktivite veya çevresel değişikliklerle ilgisi olduğuna inanılmaktadır.
Klinik bulgular: Lezyon kıllardan yoksun, kalınlaşmış, katı, ülserli, eritromatoz ve hiperpigmente bir alan ile çevrelenmiştir. Sekonder olarak şekillenen furunkulosis ve apokrin adenitis lezyonun yaygınlaşmasına ve büyümesine eşlik edebilir. Yüzeysel doku aşınmış ve kemik açığa çıkmış olabilir. Lezyonun perostu mekanik olarak etkilemesi ile bazen topallık gözlenebilir.
Tanı: Dermatolojik muayenede, deri kazıntısı alınmalı bununla birlikte mantar testi, biyopsi, radyografik inceleme ve alerji testleri yapılmalıdır. Bunun yanında tiroid fonksiyon testleri veya hipoallerjik diyet denemelerinin uygulanması gerekli olabilir.
Sağaltım: İlk olarak yapılması gerelçken hayvanın bölgeyi yalamasını engellemektir. Bu amaçla bandaj uygulaması, yakalık takılması ve topikal yalamayı önleyen ajanların kullanılması önerilmektedir. Diğer taraftan radyoterapi, kirioşirurji, lezyonun cerrahi olarak uzaklaştırılması, davranışları kontrol altına alan ilaçların kullanılması, akupunktur tedavisi ve diğer medikasyonlat denenebilir.
Göz Kapağı Tümörleri
Göz kapağı kitleleri yangısal veya neoplastik olabilir. Köpeklerde göz kapağı neoplastik oluşumları oldukça yaygındır ancak fazla yayılım göstermezler ve uygun tedaviye olumlu yanıt verirler. Bu tümörlerin çoğunluğu iyi huyludur ve köpeklerde en sık rastlanılan tümör türü sebaceous adenomdur. Skuamöz hücre karsinomu, adenokarsinom, basal hücre karsinomu, hemangiosarkom veya fibrosarkom gibi kötü huylu tümörler nadir olarak (%10) gözlenirler.
Klinik Bulgular: Köpeklerde göz kapağı tümörlerinin gözlendiği ortalama yaş 8 yaştır. Kitleler göz kapağı üzerinde, kenarında veya konjuktival yüzde gözle görülebilir ve palpe edilebilir. Bu kitleler pembe veya farklı pigmentasyonlarda ve çok loblu bir yapı şeklinde kolayca tanınır. Buna ek olarak konjuktivitis, blefaritis, epifora, konjuktival hiperemi, korneal vaskularizasyon veya pigmentasyon gözlenebilir.
Tanı: Klinik tanı kolaydır. Metastazların değerlendirilmesi açısından torasik ve abdominal radyografi veya abdominal ultrasonografi gerçekleştirilebilir. Diğer taraftan yangısal olgular histopatolojik inceleme ile tümoral oluşumlardan ayırt edilmelidir.
Sağaltım: Kemoterapi, radyoterapi veya immunoterapi bazı tümörler için tek başına ve birlikte yeterli olabilir. Ancak en radikal sağaltım seçeneği kitlenin cerrahi yolla uzaklaştırılmasıdır. Bu amaçla kirioşirurji veya lazer cerrahisinden yaralanılabilir.
Kulak Kepçesi ve Dış Kulak Yolu Tümörleri
Köpek ve kedilerde dış kulak yolu tümörleri pek yaygın değildir. Ancak bunlar kulak yolunu oluşturan veya destekleyen yapılardan kaynaklanabilirler. Dış kulak yolunda en sık karşılaşılan tümör seruminöz gland adenomları veya adenokarsinomlardır. Bunun yanında skuamöz hücre karsinomu, bazal hücre tümörleri ve mast hücre tümörleri gözlenmektedir. İyi huylu olanlar ise yangısal polipler, papillomlar, histiositomlar ve seruminöz gland adenomlarıdır. Kulak tümörleri, köpeklere göre kedilerde daha agresiftir ve köpeklerde çoğu seruminözgland tümörü iyi huyludur. Ancak kedilerde bu tip tümörler genellikle kötü huyludur. Dış kulak yolu tümörlerinin çoğu birlikte seyreden bakteriyel ve maya enfeksiyonu ile ilişkilidir. Özellikle kronik otitislerin hiperplaziye neden olduğu ve bununda sonunda displazik veya neoplastik değişikliklere yol açabileceği öne sürülmektedir. Kedilerde kulak kepçesinde görülen en yaygın tümör skuamöz hücre karsinomudur. Bu tür tümörler genellikle beyaz ve yağlı kedilerde gözlenir. Kedi ve köpeklerde kulak kepçesinde gözlenen diğer tümörler melanom, fibrosarkom, basal hücre tümörü, fibrom, lipom, histiositom, papillom ve mast hücre tümörleridir. Klinik Bulgular: Dış kulak yolundan kaynaklanan bir tümör bulunan hayvanda, ilk olarak bakteriyel bir otitis eksterna tablosu düşünülmelidir. Dış kulak yolunda küçük, saplı kitlelerin varlığı seruminöz gland hiperplazisi veya adenomu, papillom ve yangısal polipleri akla getirmelidir. Skuamöz hücre karsinomu, genellikle kulak ucunda gözlenir ve lezyonlu bölgede küçük kıllar mevcuttur. Bailangıçta lezyon hiperemik bir deri gibi görülebilir. Lezyonlar ilerledikçe erozyon, ülserasyon, kabuklanma ve kalınlaşma izlenir. Kulak hafif bir travma ile kanayabilir. Tanı: Dış kulak yolu tümörlerinde kafatasının radyografisi alınmalı ve temporal kemikte lizis değerlendirilmelidir. Buna ek olarak metastaz için akciğer radyografisi alınabilir. Kesin tanı için biyopsi örneği alınarak histopatolojik inceleme gereklidir. Sağaltım: Özellikle skuamöz hücre karsinomundan korunmak için kulağın pigmentsiz bölgelerine güneş ışınlarından koruyucu kremler veya losyonlar uygulanabilir. Krioşirurji ve radyoterapi kulak kepçesinin cerrahi olarak uzaklaştırılmasına bir alternatif olabilir. Krioşirurji küçük yüzeysel tümörler için tedavi edici olabilir ancak lokal olarak tümör nüksü yaygındır. Dış kulak yolu tümörleri için en radikal sağaltım dış kulak yolunun total ablasyonudur. Kulak kepçesi tümörlerinde bölgenin cerrahi rezeksiyonu, kirioşirurji ve fotodinamik terapi sağaltım seçenekleri arasındadır. Kedilerde ilerlemiş ve daha agresif olgularda sistemik kemoterapi uygulanabilir.
Devamlı yalamaya veya çiğnemeye bağlı olarak oluşan, acral lick dermatitis, acral proritik nodül, acropuritik granuloma, pisikojenik dermatos adıylada bilinen granulomlardır. Yaygın olarak carpus ve metacarpusun cranial ve medial yüzünde, tarsus ve metatarsusun cranial ve lateral yüzeyinde şekillenmelerine rağmen, genellikle tek veya unilateral olarak vücudun herhangi bir yerinde gelişebilirler. Büyük ırk, yaşlı erkek köpeklerde, özellikle Labrador Retrievers, Golden Retriever, Alman Çoban köpeği, Alman Shorthair Poainters, Great Danes, Saint Bernard ve Pit Bull gibi köpek ırklarında yaygın olarak gözlenmektedir. Yaraların, yabancı cisimlerin, enfeksiyonların ve muskoskeletal sistem ağrılarının lezyonun başlamasında etkili olduğu, çoğu lick granulomaların pisikojen (obsesif-kompulsif bozukluk) nedenlerden kaynaklandığı ve can sıkıntısı, inaktivite veya çevresel değişikliklerle ilgisi olduğuna inanılmaktadır.
Klinik bulgular: Lezyon kıllardan yoksun, kalınlaşmış, katı, ülserli, eritromatoz ve hiperpigmente bir alan ile çevrelenmiştir. Sekonder olarak şekillenen furunkulosis ve apokrin adenitis lezyonun yaygınlaşmasına ve büyümesine eşlik edebilir. Yüzeysel doku aşınmış ve kemik açığa çıkmış olabilir. Lezyonun perostu mekanik olarak etkilemesi ile bazen topallık gözlenebilir.
Tanı: Dermatolojik muayenede, deri kazıntısı alınmalı bununla birlikte mantar testi, biyopsi, radyografik inceleme ve alerji testleri yapılmalıdır. Bunun yanında tiroid fonksiyon testleri veya hipoallerjik diyet denemelerinin uygulanması gerekli olabilir.
Sağaltım: İlk olarak yapılması gerelçken hayvanın bölgeyi yalamasını engellemektir. Bu amaçla bandaj uygulaması, yakalık takılması ve topikal yalamayı önleyen ajanların kullanılması önerilmektedir. Diğer taraftan radyoterapi, kirioşirurji, lezyonun cerrahi olarak uzaklaştırılması, davranışları kontrol altına alan ilaçların kullanılması, akupunktur tedavisi ve diğer medikasyonlat denenebilir.
Göz Kapağı Tümörleri
Göz kapağı kitleleri yangısal veya neoplastik olabilir. Köpeklerde göz kapağı neoplastik oluşumları oldukça yaygındır ancak fazla yayılım göstermezler ve uygun tedaviye olumlu yanıt verirler. Bu tümörlerin çoğunluğu iyi huyludur ve köpeklerde en sık rastlanılan tümör türü sebaceous adenomdur. Skuamöz hücre karsinomu, adenokarsinom, basal hücre karsinomu, hemangiosarkom veya fibrosarkom gibi kötü huylu tümörler nadir olarak (%10) gözlenirler.
Klinik Bulgular: Köpeklerde göz kapağı tümörlerinin gözlendiği ortalama yaş 8 yaştır. Kitleler göz kapağı üzerinde, kenarında veya konjuktival yüzde gözle görülebilir ve palpe edilebilir. Bu kitleler pembe veya farklı pigmentasyonlarda ve çok loblu bir yapı şeklinde kolayca tanınır. Buna ek olarak konjuktivitis, blefaritis, epifora, konjuktival hiperemi, korneal vaskularizasyon veya pigmentasyon gözlenebilir.
Tanı: Klinik tanı kolaydır. Metastazların değerlendirilmesi açısından torasik ve abdominal radyografi veya abdominal ultrasonografi gerçekleştirilebilir. Diğer taraftan yangısal olgular histopatolojik inceleme ile tümoral oluşumlardan ayırt edilmelidir.
Sağaltım: Kemoterapi, radyoterapi veya immunoterapi bazı tümörler için tek başına ve birlikte yeterli olabilir. Ancak en radikal sağaltım seçeneği kitlenin cerrahi yolla uzaklaştırılmasıdır. Bu amaçla kirioşirurji veya lazer cerrahisinden yaralanılabilir.
Kulak Kepçesi ve Dış Kulak Yolu Tümörleri
Köpek ve kedilerde dış kulak yolu tümörleri pek yaygın değildir. Ancak bunlar kulak yolunu oluşturan veya destekleyen yapılardan kaynaklanabilirler. Dış kulak yolunda en sık karşılaşılan tümör seruminöz gland adenomları veya adenokarsinomlardır. Bunun yanında skuamöz hücre karsinomu, bazal hücre tümörleri ve mast hücre tümörleri gözlenmektedir. İyi huylu olanlar ise yangısal polipler, papillomlar, histiositomlar ve seruminöz gland adenomlarıdır. Kulak tümörleri, köpeklere göre kedilerde daha agresiftir ve köpeklerde çoğu seruminözgland tümörü iyi huyludur. Ancak kedilerde bu tip tümörler genellikle kötü huyludur. Dış kulak yolu tümörlerinin çoğu birlikte seyreden bakteriyel ve maya enfeksiyonu ile ilişkilidir. Özellikle kronik otitislerin hiperplaziye neden olduğu ve bununda sonunda displazik veya neoplastik değişikliklere yol açabileceği öne sürülmektedir. Kedilerde kulak kepçesinde görülen en yaygın tümör skuamöz hücre karsinomudur. Bu tür tümörler genellikle beyaz ve yağlı kedilerde gözlenir. Kedi ve köpeklerde kulak kepçesinde gözlenen diğer tümörler melanom, fibrosarkom, basal hücre tümörü, fibrom, lipom, histiositom, papillom ve mast hücre tümörleridir. Klinik Bulgular: Dış kulak yolundan kaynaklanan bir tümör bulunan hayvanda, ilk olarak bakteriyel bir otitis eksterna tablosu düşünülmelidir. Dış kulak yolunda küçük, saplı kitlelerin varlığı seruminöz gland hiperplazisi veya adenomu, papillom ve yangısal polipleri akla getirmelidir. Skuamöz hücre karsinomu, genellikle kulak ucunda gözlenir ve lezyonlu bölgede küçük kıllar mevcuttur. Bailangıçta lezyon hiperemik bir deri gibi görülebilir. Lezyonlar ilerledikçe erozyon, ülserasyon, kabuklanma ve kalınlaşma izlenir. Kulak hafif bir travma ile kanayabilir. Tanı: Dış kulak yolu tümörlerinde kafatasının radyografisi alınmalı ve temporal kemikte lizis değerlendirilmelidir. Buna ek olarak metastaz için akciğer radyografisi alınabilir. Kesin tanı için biyopsi örneği alınarak histopatolojik inceleme gereklidir. Sağaltım: Özellikle skuamöz hücre karsinomundan korunmak için kulağın pigmentsiz bölgelerine güneş ışınlarından koruyucu kremler veya losyonlar uygulanabilir. Krioşirurji ve radyoterapi kulak kepçesinin cerrahi olarak uzaklaştırılmasına bir alternatif olabilir. Krioşirurji küçük yüzeysel tümörler için tedavi edici olabilir ancak lokal olarak tümör nüksü yaygındır. Dış kulak yolu tümörleri için en radikal sağaltım dış kulak yolunun total ablasyonudur. Kulak kepçesi tümörlerinde bölgenin cerrahi rezeksiyonu, kirioşirurji ve fotodinamik terapi sağaltım seçenekleri arasındadır. Kedilerde ilerlemiş ve daha agresif olgularda sistemik kemoterapi uygulanabilir.