23-07-2020, Saat: 14:01
Almanya’da son haftalarda polis ve gençler arasında sokakta yaşanan gerginlikler, bunların şiddet olaylarına dönüşmesi, kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı.Stuttgart’ta 32 polisin yaralandığı, çok sayıda dükkanın yağmalandığı olaylı geceden yaklaşık bir ay sonra, bu kez Frankfurt’un merkezinde, gençler ile polisler arasında tansiyon tırmandı, çıkan arbedenin ardından bazı gruplar polise saldırdı, olaylarda beş polisin yaralandığı açıklandı.Frankfurt Emniyet Müdürü Gerhard Bereswill’in, olaya karışan gençlerin çoğunluğunun "göçmen kökenli" olduğunu söylemesi ise hem siyasi tartışmaları alevlendirdi hem de tepkilere yol açtı.Almanya Türk Toplumu (TGD) derneğinin eş başkanı Atila Karabörklü, DW Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, polisi hedef alan şiddetin kabul edilemez olduğunu ancak yaşananları "göçmen kökenli gençler olay çıkartıyor" söylemine indirgeyerek açıklama çabasının da hem çok yanlış hem de çok tehlikeli olduğunu söyledi.Aynı zamanda Frankfurt’un bulunduğu Hessen eyaletindeki Türk Toplumu Derneği’nin başkanlığını yürüten Karabörklü, yetkililerin olayların ardından göçmen kökenli gençlere işaret etmelerinin, sorunların gerçek nedenlerinin tespitine yardımcı olmadığı gibi, mevcut sorunların çözümüne de katkı sağlamadığını vurguladı. Karabörklü, "Frankfurt gibi pek çok büyükşehirde yaşayanların zaten yüzde 50’den fazlası göçmen kökenli, yeni doğan çocukların yüzde 80’i göçmen kökenli, gayet tabii ki kimi olaylarda göçmen kökenlilerin de bulunması şaşırtıcı değil. Ama sanki bu olaylar bu gençlerin farklı kökenlerinden dolayı yaşanıyormuş gibi algı yaratılması son derece yanlış" görüşünü kaydetti. Sağ popülist AfD'den "göçmen suçları" tanımı Son haftalarda yaşananların ardından yetkililerin olay çıkaranlar arasında göçmen kökenlilerin olduğunu vurgulaması, Almanya siyasetinde ve medyasında uyum tartışmalarını da yeniden canlandırdı. Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partili Stefan Müller, "şiddetin kökeninde uyumun başarısızlığının yattığını" öne sürerken, sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) partisi göçmenleri hedef alan söylemini sertleştirdi, "göçmen suçları" tanımını ortaya attı. Yıllardır uyum konularında çalışan ve bu alanda büyük deneyimi olan Karabörklü, popülist siyasetçilerin, son olayları araçsallaştırarak, göçmenler üzerinde baskı oluşturmak amacıyla kullandıklarını söyledi. TGD Eş Başkanı Atila Karabörklü, bu yaklaşımın toplumsal barışa zarar vereceği uyarısında bulunurken, şöyle devam etti: "Hiçbir neden, polise yönelik şiddeti meşru kılamaz. Bu çok net. Ancak koronavirüs salgını ile insanların özgürlük alanının daraldığını, geleceğe dönük halihazırda var olan kaygı ve korkuların daha da artığını, bu duygu halinin, umutsuzluğun tüm toplumsal katmanlara sirayet etmiş durumda olduğunu biliyoruz. Gençler de etkileniyor. Ayrıca alkol tüketimi olduğunu da dikkate almak zorundayız… Tüm bunları dikkate almadan, salt gençlerin kökenlerine atıf ile yapılan değerlendirmeler, genellemeler, toplumsal kışkırtmayı artırır, toplumsal iç barışı tehlikeye sokabilir."
Karabörklü, "Frankfurt gibi pek çok büyükşehirde yaşayanların zaten yüzde 50’den fazlası göçmen kökenli, yeni doğan çocukların yüzde 80’i göçmen kökenli, gayet tabii ki kimi olaylarda göçmen kökenlilerin de bulunması şaşırtıcı değil. Ama sanki bu olaylar bu gençlerin farklı kökenlerinden dolayı yaşanıyormuş gibi algı yaratılması son derece yanlış" görüşünü kaydetti. Sağ popülist AfD'den "göçmen suçları" tanımı Son haftalarda yaşananların ardından yetkililerin olay çıkaranlar arasında göçmen kökenlilerin olduğunu vurgulaması, Almanya siyasetinde ve medyasında uyum tartışmalarını da yeniden canlandırdı. Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partili Stefan Müller, "şiddetin kökeninde uyumun başarısızlığının yattığını" öne sürerken, sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) partisi göçmenleri hedef alan söylemini sertleştirdi, "göçmen suçları" tanımını ortaya attı. Yıllardır uyum konularında çalışan ve bu alanda büyük deneyimi olan Karabörklü, popülist siyasetçilerin, son olayları araçsallaştırarak, göçmenler üzerinde baskı oluşturmak amacıyla kullandıklarını söyledi. TGD Eş Başkanı Atila Karabörklü, bu yaklaşımın toplumsal barışa zarar vereceği uyarısında bulunurken, şöyle devam etti: "Hiçbir neden, polise yönelik şiddeti meşru kılamaz. Bu çok net. Ancak koronavirüs salgını ile insanların özgürlük alanının daraldığını, geleceğe dönük halihazırda var olan kaygı ve korkuların daha da artığını, bu duygu halinin, umutsuzluğun tüm toplumsal katmanlara sirayet etmiş durumda olduğunu biliyoruz. Gençler de etkileniyor. Ayrıca alkol tüketimi olduğunu da dikkate almak zorundayız… Tüm bunları dikkate almadan, salt gençlerin kökenlerine atıf ile yapılan değerlendirmeler, genellemeler, toplumsal kışkırtmayı artırır, toplumsal iç barışı tehlikeye sokabilir."
Irkçılık tartışmaları Geçen ay Stuttgart’ta yaşanan olaylar sonrasında kamuoyunda yoğun tartışmalar yaşanmış, bazı polis görevlilerinin ırkçı yaklaşımlarının gençlerde öfkeye yol açtığı, bunun da şiddet olaylarına dönüştüğü yorumları yapılmıştı. Frankfurt Emniyet Müdürü Gerhard Bereswill, son haftalarda kamuoyunu meşgul eden bu tartışmaların, güvenlik güçleri hakkında haksız ve olumsuz bir algı yarattığını, ırkçı fişleme yapıldığı şeklindeki suçlamaların da yaşanan son şiddet olaylarında etkili olduğunu savundu.
Karabörklü, "Frankfurt gibi pek çok büyükşehirde yaşayanların zaten yüzde 50’den fazlası göçmen kökenli, yeni doğan çocukların yüzde 80’i göçmen kökenli, gayet tabii ki kimi olaylarda göçmen kökenlilerin de bulunması şaşırtıcı değil. Ama sanki bu olaylar bu gençlerin farklı kökenlerinden dolayı yaşanıyormuş gibi algı yaratılması son derece yanlış" görüşünü kaydetti. Sağ popülist AfD'den "göçmen suçları" tanımı Son haftalarda yaşananların ardından yetkililerin olay çıkaranlar arasında göçmen kökenlilerin olduğunu vurgulaması, Almanya siyasetinde ve medyasında uyum tartışmalarını da yeniden canlandırdı. Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partili Stefan Müller, "şiddetin kökeninde uyumun başarısızlığının yattığını" öne sürerken, sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) partisi göçmenleri hedef alan söylemini sertleştirdi, "göçmen suçları" tanımını ortaya attı. Yıllardır uyum konularında çalışan ve bu alanda büyük deneyimi olan Karabörklü, popülist siyasetçilerin, son olayları araçsallaştırarak, göçmenler üzerinde baskı oluşturmak amacıyla kullandıklarını söyledi. TGD Eş Başkanı Atila Karabörklü, bu yaklaşımın toplumsal barışa zarar vereceği uyarısında bulunurken, şöyle devam etti: "Hiçbir neden, polise yönelik şiddeti meşru kılamaz. Bu çok net. Ancak koronavirüs salgını ile insanların özgürlük alanının daraldığını, geleceğe dönük halihazırda var olan kaygı ve korkuların daha da artığını, bu duygu halinin, umutsuzluğun tüm toplumsal katmanlara sirayet etmiş durumda olduğunu biliyoruz. Gençler de etkileniyor. Ayrıca alkol tüketimi olduğunu da dikkate almak zorundayız… Tüm bunları dikkate almadan, salt gençlerin kökenlerine atıf ile yapılan değerlendirmeler, genellemeler, toplumsal kışkırtmayı artırır, toplumsal iç barışı tehlikeye sokabilir."
Irkçılık tartışmaları Geçen ay Stuttgart’ta yaşanan olaylar sonrasında kamuoyunda yoğun tartışmalar yaşanmış, bazı polis görevlilerinin ırkçı yaklaşımlarının gençlerde öfkeye yol açtığı, bunun da şiddet olaylarına dönüştüğü yorumları yapılmıştı. Frankfurt Emniyet Müdürü Gerhard Bereswill, son haftalarda kamuoyunu meşgul eden bu tartışmaların, güvenlik güçleri hakkında haksız ve olumsuz bir algı yarattığını, ırkçı fişleme yapıldığı şeklindeki suçlamaların da yaşanan son şiddet olaylarında etkili olduğunu savundu.