21-06-2020, Saat: 21:24
"Altı sene önce bazı şeylerin daha yeni farkına varıyordum. Genel olarak okul içinde de, dışında da daha rahattık. Üniversite yönetimi tarafından ciddiye alınmıyorduk! Son birkaç seneye kadar devlet tarafından gelen nefreti de hissetmemiştim."Biyoloji mezunu Melike Balkan, 24 yaşında. Eğitimini ODTÜ’de tamamlamış. Üniversite yıllarının Melike’de yeri ayrı… Muhafazakâr sayılabilecek bir aileden gelen biri olarak "ODTÜ LGBTİ+ Dayanışması" hayatını değiştirmiş.
ODTÜ’deki topluluk ona güvenli bir alan sağlamış ve cinsiyet kimliği üzerine yapılan konuşmalar kendisini daha iyi tanımasına fırsat sunmuş. Melike, dayanışmanın bir şeyleri değiştirme çabasını görünce topluluğa katılmış ve LGBTİ+ aktivizmiyle de bu şekilde tanışmış. Ankara Valiliği tarafından LGBTİ+ etkinliklerine getirilen süresiz yasak kararı ile devlet baskısının hayatına nüfuz ettiğini net bir şekilde hissetmeye başlamış. Aktivistliğe başladığı yıllarda katıldığı eylemlerde ne kıyafetine ne de gökkuşağı bayrağının sorun edildiğini hatırlıyor. Ancak bu sene öyle olmamış. Gökkuşağı bayrağı taşıdığı gerekçesiyle polis, Melike’nin 8 Mart Gece Yürüyüşü’ne katılmasını engellemiş. "Tutanak tuttuk ve alandan ayrıldık. Çok kötü hissettiriyor" diyor.
"Yıldırma çabası var" Geçen sene ODTÜ Onur Yürüyüşü sırasında polis saldırısının ardından aktivist arkadaşlarıyla beraber gözaltına alınan Melike’nin, "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet etmek" suçlamasıyla devam eden bir davası var. Aynı yıl Ağustos ayında mezuniyet töreni öncesi sabaha karşı evi basılmış. Nedeni de, polisin iddiasına göre, "Bunlar terörist, mezuniyeti karıştıracaklar" şeklinde gelen anonim bir ihbar… O gün de gözaltına alınıp ertesi gün serbest bırakılmış. "Korkutucu bir süreçti, yıldırma çabası olduğunu düşünüyoruz" diyor. Üniversiteye başladığı yıllarda daha az nefret söylemiyle karşı karşıya kaldıklarını düşünüyor. Şimdi ise hemen her etkinlik için sosyal medyada nefret dolu yorumlarla karşılaştıklarını belirterek, bu yorumların ölüm tehdidine kadar vardığını hatırlatıyor. Melike, Ankara’da süresiz yasak kararından sonra her ne kadar üniversite içindeki LGBTİ+ oluşumlarına katılan kişi sayısında değişiklik olmadığını ve hatta arttığını söylese de, LGBTİ+ örgütlerinin içe kapandığını gözlemlemiş. Peki, aktivizmin ayrılmaz parçası dernekler ve örgütler neler yaşıyor? "'Hiç otosansür uygulamıyoruz' dersem yalan olur" Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) avukatlarından Hatice Demir, derneklerin kapatılma endişesi yaşadığını ve durumun Rusya’daki gibi propaganda yasağına evrilebileceği düşüncesinin dahi akıllarının bir köşesinde durduğunu söylüyor.
Demir, nefret söylemlerine yaptıkları suç duyurularının sonuçsuz kaldığını dile getiriyor. Yeni Akit’in geçen seneki "Onursuz İbneler" başlığına yaptıkları suç duyurusuna savcılığın "ifade özgürlüğü" dediğini hatırlatıyor ve "Daha fazla ne söylenebilir LGBTİ+’lar için?" diye soruyor.
ODTÜ’deki topluluk ona güvenli bir alan sağlamış ve cinsiyet kimliği üzerine yapılan konuşmalar kendisini daha iyi tanımasına fırsat sunmuş. Melike, dayanışmanın bir şeyleri değiştirme çabasını görünce topluluğa katılmış ve LGBTİ+ aktivizmiyle de bu şekilde tanışmış. Ankara Valiliği tarafından LGBTİ+ etkinliklerine getirilen süresiz yasak kararı ile devlet baskısının hayatına nüfuz ettiğini net bir şekilde hissetmeye başlamış. Aktivistliğe başladığı yıllarda katıldığı eylemlerde ne kıyafetine ne de gökkuşağı bayrağının sorun edildiğini hatırlıyor. Ancak bu sene öyle olmamış. Gökkuşağı bayrağı taşıdığı gerekçesiyle polis, Melike’nin 8 Mart Gece Yürüyüşü’ne katılmasını engellemiş. "Tutanak tuttuk ve alandan ayrıldık. Çok kötü hissettiriyor" diyor.
"Yıldırma çabası var" Geçen sene ODTÜ Onur Yürüyüşü sırasında polis saldırısının ardından aktivist arkadaşlarıyla beraber gözaltına alınan Melike’nin, "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet etmek" suçlamasıyla devam eden bir davası var. Aynı yıl Ağustos ayında mezuniyet töreni öncesi sabaha karşı evi basılmış. Nedeni de, polisin iddiasına göre, "Bunlar terörist, mezuniyeti karıştıracaklar" şeklinde gelen anonim bir ihbar… O gün de gözaltına alınıp ertesi gün serbest bırakılmış. "Korkutucu bir süreçti, yıldırma çabası olduğunu düşünüyoruz" diyor. Üniversiteye başladığı yıllarda daha az nefret söylemiyle karşı karşıya kaldıklarını düşünüyor. Şimdi ise hemen her etkinlik için sosyal medyada nefret dolu yorumlarla karşılaştıklarını belirterek, bu yorumların ölüm tehdidine kadar vardığını hatırlatıyor. Melike, Ankara’da süresiz yasak kararından sonra her ne kadar üniversite içindeki LGBTİ+ oluşumlarına katılan kişi sayısında değişiklik olmadığını ve hatta arttığını söylese de, LGBTİ+ örgütlerinin içe kapandığını gözlemlemiş. Peki, aktivizmin ayrılmaz parçası dernekler ve örgütler neler yaşıyor? "'Hiç otosansür uygulamıyoruz' dersem yalan olur" Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) avukatlarından Hatice Demir, derneklerin kapatılma endişesi yaşadığını ve durumun Rusya’daki gibi propaganda yasağına evrilebileceği düşüncesinin dahi akıllarının bir köşesinde durduğunu söylüyor.
Demir, nefret söylemlerine yaptıkları suç duyurularının sonuçsuz kaldığını dile getiriyor. Yeni Akit’in geçen seneki "Onursuz İbneler" başlığına yaptıkları suç duyurusuna savcılığın "ifade özgürlüğü" dediğini hatırlatıyor ve "Daha fazla ne söylenebilir LGBTİ+’lar için?" diye soruyor.