29-05-2020, Saat: 20:05
Bu nedenle öldürülmüştü. 795-805 yılları arasında ise Uygurlar güçlenmiş ve Tibetliler’i güneye doğru itmişlerdi. Uygurlar’ın öncülük ettikleri “Mani dini tapınakları” her yerde bir pazar ve ticaret yeri özelliklerini kazanmışlardı. Ayrıca Çin’de kurulan Mani dini tapınaklarının çoğunluğu da, yine Uygurlar tarafından kurulmuşlardı. Zamanla Uygurlar’ın Çin’deki “pazar-tapınakları”, gittikçe güçlendiler ve zenginleştiler. Böylece Uygur başkenti âdeta, uluslararası bir kültür ve ticaret merkezi hâline gelmiş oldu. 808 yılında, Uygurlar’ın başkenti Ordu-Balıg’da dikilmiş olan “Türkçe-Soğdca-Çince” yazıt, bu uluslararası ilişkilerin en güzel bir belgesidir. 840 yılında, Uygurlar’ın kuzeybatı taraflarında yaşayan Kırgız Türkleri eski müttefikleri olan Uygurlar’a karşı harekete geçtiler. 100.000 kişilik bir Kırgız ordusu Uygur başkentine bir baskın sonucu girerek Uygur kağanının altın çadırını yaktılar ve Uygurlar’a karşı acımaksızın bir katliâma giriştiler. Bunun üzerine Uygurlar, canlarını kurtarabilmek için değişik yörelere doğru kaçmak zorunda kaldılar