VnexTR: Bilişim Forumu

Tam Versiyon: Öz Türkçe Erkek İsimleri
Şu anda arşiv modunu görüntülemektesiniz. Tam versiyonu görüntülemek için buraya tıklayınız.
Facebook'da PaylaşTwitter'da PaylaşGoogle'da PaylaşFavorilere Ekle
[Resim: 1369928772_buyuk.jpg]
[url=https://www.turktarihim.com/resimler/1369928772_buyuk.jpg][/url]Öz Türkçe Erkek İsimleriÖz Türkçe Erkek İsimleri, Türklerin tarihleri boyunca erkek çocuklarına verdikleri isimler ve anlamları.A harfi ile başlayan isimler 

ABA: Saygıdeğer, saygıya layık kişi. Bazı Türk boylarında “ana’’,’’abla’’ , bazılarında ise baba anlamında 
da kullanılmaktadır. 
ABADAN: 1- Cömert, verici 2- Bağışlayıcı, gönül yapıcı 
ABAK: Temiz, iffetli, namuslu kişi 
ABAKA: Yakın akraba, amca çocuğu 
ABAKAN: Alicenap 
ABAKAY: 1- Yakın akraba, yeğen, amca çocuğu 2- Sibirya’da saygın ve sözü geçen hanımlara verilen bir unvan 
ABALA: Abla 
ABAR: (Avar): 1- Gösteriş, heybetlilik 2- Baş eğmez, dirençli 
ABAŞ: Hanım yürüyüşü (Küçük narin adım) 
ABAY: 1- Aydınlık, aydınlık verici 2- Hayret uyandıran, hayret verici 
ABAKIYMIŞ: Gönül kırıcı, can yakıcı 
ABÇAR-(Avşar): 1- İşin ehli kişi, iş bitirici 2- Uyumlu, itaatkar 
ABI: 1- Can, ruh 2- Soyluluk 
ABIÇ: Gönüllü 
ABIDAN: İçli, gönül insanı 
ABIK: İçli, gönüllü 
ABIKAN: Mec.Soylu 
ABIL: Gönüllü, İstekli 
ABINAK: Sakinleşmiş gönül rahatlığı içinde olan 
ABINÇ(Avunç): Avunç, teselli 
ABIŞ(Apış): Bacağın diz kapağından yukarısı 
ABIŞKA : İçten, içtenlikle çalışan 
ABIZ: Ruhsal, ruhlarla ilgili 
ABİKE: Alicenap, yüksek gönüllü 
ABİN: Mutlu, memnun, hoşnut 
ACAR: 1-Gayretli,Hareketli 2- Gözü pek, yırtıcı 
ACLAN: Açık,Açılan 
ACU-(Acı,Açığ): 1- Açık 2-Keskin, sert 3- Açı,aralık 
ACUN: Dünya, yeryüzü 
ACUNAL: birl. Acun/Al (Almak’tan) 
ACUNAY: birl. Acun/Ay/Mec.”Dünya güzeli” 
ACUNLUK: Dünya malı,dünyalık 
ACUNSUZ: Dünya malında gözü olmayan 
AÇA: 1- Toplum içinde saygınlığı olan kişi 2-Analık derecesinde saygıya layık hanım 
AÇAN: Açma eylemi içinde olan (Çiçek gibi) 
AÇIĞ: 1-Açık,dürüst 2- Bahşiş bey yada hanların verdiği bahşiş 
AÇIK: (Açığ) Büyük kardeş 
AÇIL: Açık, açılmış 
AÇUK: (Açık) İyi huylu,mülayim 
ADAK: 1-Söz,nişan 2-Bağış,sungu 
ADAL: Sadık, güvenilir 
ADALAN: Ünlü, şöhretli 
ADALDI: Ünlü 
ADALIR: Ünlü 
ADALMIŞ: Ünlü 
ADAN: Uygunluk, liyakat 
ADANIR: Ünlü 
ADANMIŞ: Adaklı,adak olmuş 
ADAR: Adama eyleminde bulunan 
ADAY: Memnunluk,hoşnutluk 
ABDAN: Ünlü 
ADBERİLGEN: Adına layık ve ününü hak etmiş kişi 
ADIKTI: Ünlü 
ADIN: Ünlü,adı anılan 
ADINÇIĞ: 1-Seçkin,mümtaz 2- Olağanüstü, fevkalade, bambaşka 
ADIÖTE: birl. Adı/Öte Mec. Temiz bir üne sahip 
ADIVAR: Ünlü,tanınmış 
ADIYAKŞI: birl. Adı/Yakşı(Adı güzel) 
ADIYAMAN: birl. Adı/Yaman Mec. Ürkütücü bir üne sahip kişi 
ADIYEKE: birl. Adı/Yeke(yeğ) Mec. Saygıyla anılan kişi, adı yeğlenen kişi 
ADKIR: Aygır,erkek at 
ADMIŞ: Ün almış, tanınmış ADSAY: birl. Ad/Say Mec. Adına saygı duyulan kişi 
ADSIZ: 1- Fakir,kimsesiz 
AFŞAR (Abçar) 
AFŞIN: Apçın,(Opçın) Zırh,demir örgülü savaş giysisi 
AFTABA: Su ibriği 
AGA (Ağa,Aka): 1-Saygıdeğer, ulu kişi 2- Cömert,koruyucu 3-Büyük erkek kardeş,ağabey 
AGOLA: Yönetici,amir 
AGUN: Tatmin,avuntu 
AGUNMUŞ: Avunmuş,sakin 
AĞAÇA: Akça, beyazca, alımlı 
AĞALAK: Oğlak 
AĞALBAY: Muhterem,saygıdeğer 
AĞAN: 1-Yüksek,yukarıda,yukarılara çıkan 2- Geceleri gökten hızla geçen, ışıklı nokta 
AĞAR: 1- Ağı ağırbaşlı, oturaklı 2- Gönül ferahlığı 3- Göğe yükseliş 
AĞARTMIŞ: 1- Namuslu,dürüst 2- Alçak gönüllü, mütevazı 
AĞAT (Akat): Namuslu, gönüllü, iffetli 
AĞAYA: Makul,geçerli,uygun 
AĞDUK: Kutsal,muhterem 
AĞICI: Ağcı, Akçı, Akıcı, Hazinedar, Hazine sorumlusu 
AĞIÇ: Varlık, hazine,servet 
AĞILGAT: 1-Saygıdeğer 2- Yıldız,gezegen 
AĞIM: Yükseliş 
AĞIR: 1- Ağırbaşlı,olgun 2- Ünlü,saygın 
AĞIRBAŞ: birl. Ağır/baş, olgun, alçak gönüllü 
AĞIŞ: (Ağıç) Hazine, servet 
AĞIT: Mersiye,ölüm Türküsü,göğe yükselen feryat 
AĞLAMIŞ: Çileli,çile çeken 
AĞMIK: 1- Ünlü,tanınmış 2- Yüksek rütbeli 
AĞRAK: Yükselen,ilerleyen 
AĞRITMIŞ: Mec. Acı kuvvete sahip kişi 
AĞUL: 1- Ay’ın halesi 2- Oba, köy 
AĞUTUR: Yükselten,yukarı çıkaran 
AĞZUKARA: birl. Ağzı/Kara. Mec. Sert konuşan, acımasız ve hükmedici konuşan kişi 
AK: 1- Beyaz 2- Doğuş, doğum 3- Yükseliş 4-Parlaklık 5-Devinim,hareketlilik 6-Mec.Namusluluk,iffet ve 
güvenirliğin sembolü 
AKA: Büyük,ulu kişi,saygıdeğer kişi 
AKABA: Yokuş,meyil 
AKAÇ: Akıcı 
AKALIN: bir. Ak/Alın mec. Dürüst,namuslu 
AKAN: 1- Akıcı 2- Yükselen 
AKARCA: Dere,ırmak 
AKAR: Dere,akarsu 
AKARSU: Dere,ırmak 
AKAŞ: birl. Ak/Aş mec.Helal rızk 
AKAY: birl. Ak/Ay 1- Ayın en güzel anı 2- Yenisey Türklerinde “hanımefendi” anlamında kullanılır. 
AKBAŞ: birl. Ak/Baş mec. Dürüst,namuslu 
AKBEL: Dürüst,sözüne güvenilir kişi 
AKBERGÜ: birl. Ak/Vergi fıtrat,huy mec.iyi huylu 
AKÇA: 1-Beyaza kaçan 2-İpekli dokuma 3-Para,maliye,hazine 
AKÇALAR: birl.Ak/çalar mec.Ak tenli hanım 
AKÇALI: Zengin,mal sahibi 
AKÇALMAZ: birl. Ak/Çalmaz mec.Yanık tenli hanım 
AKÇIL: 1-Ak tenli, akça yüzlü 2- Ağarmış, aklaşmış 
AKÇIN: Sözüne güvenilen,sağlam kişilikli 
AKÇORA: birl. Ak/Çura 1- Şamanist gelenekte iyi ruh ve iyilik perisi 
AKEL: birl. Ak/El mec.Dürüst,namuslu 
AKGÜN: birl. Ak/Gün mec. Gelecek,istikbal 
AKHAN: birl. Ak/Han Şamanist gelenekte “İyilik Tanrısı” 
AKI: Eli açık,cömert,zengin gönüllü 
AKIM: 1-Yönelim,yükseliş 2- Akmaktan, akıcı,yayılıcı 
AKIN: 1-Saldırı,hücum 2-Kazak ve Kırgızlarda, ozan ve müzisyenlere verilen ad 
AKINAY: birl. Akın/Ay Türkistan’da hanım ozanlara verilen ad 
AKINCI: 1- Akın eden,saldıran 2- Osmanlılar dönemindeki, öncü birliklere ve bu birliklere dahil olan 
kişilere verilen unvan 
AKIŞ: 1-Yükseliş 2-Akmaktan akış 3-Servet,hazine 
AKKARA: birl. Ak/Kara mec.Zıtların bütünlüğü 
AKMAN: birl. 1-Temiz,iffetli 2-Apak,bembeyaz AKOBA: birl. Ak/Oba mec.soylu 
AKSAK: 1-Aksayan,seken 2-Yükselen,çıkan 
AKSOY: birl. Ak/Soy mec.Soylu 
AKŞAMAN: birl. Ak/Şaman Şamanist gelenekte,iyi ruhlarla ilgilenen ve ilişkiye giren kam 
AKŞİT: Yürekli,gözükara 
AKTAN: birl. Ak/Tan seher vakti,şafak 
AKUZ: birl. Ak/Uz (Uzman,usta) 
AKÜN: birl. Ak/Ün mec.Temiz,şöhretli 
AKYOL: birl. Ak/Yol mec.Dürüst,namuslu 
AKYÖN: birl. Ak/Yön mec.Dürüst,namuslu 
AKYÜZ: birl. Ak/yüz mec.Dürüst 
AL: 1-Bayrak kumaşı 2-Kızarmış,kızarık 3-El,kolun bilekten aşağı kısmı 4- Ala,alaca 5-Almaktan al 
ALA: Karışık renkli,benekli 
ALABAN (Alban)Timsah 
ALACA: Karışık renkli 
ALAÇUK: Kulübe,baraka,Altay Türklerinde,oda,(Çadırın iç bölmesi) 
ALAGAN: (Algan)Fatih 
ALAGAŞ: Ender rastlanan,nadir 
ALAGÜN: birl. Ala/Gün Gün ortası 
ALAK: Yok edici,öldürücü,alıcı,avlayıcı 
ALAN: 1-Işık,nur 2-Orman içindeki açık ve düzlük bölge 3- algan 
ALANÇA: Bahçelerdeki ağaç aralarında bulunan çimenlik bölge 
ALANGUVA: birl. Ala/Geyik 
Cengiz Kaan’ın onuncu göbekten büyük anası 2- Ergenekon destanında adı geçen Uldız Han’ın kızı 
3-Türk mitolojisinde yer alan ünlü kadın ki, efsaneye göre, bir nevi Türklerin ’’Meryem Ana” sı gibidir. 
ALAR: Yalancı karanlık(Gündüz vaktinde) 
ALAS (Alaz) Şamanist gelenekte “Ateş Tanrısı’’ 
ALASAYVAN: Şafak vakti,Güneşin doğuşu 
ALASI: Erek,amaç,sahip olunması istenen nesne 
ALATAŞ: birl. Ala/Taş Köz,ateş parçası 
ALAYUNT: birl. Ala/Yunt Altay Türklerinde “kısrak” anlamında kullanılmaktadır. 
ALBA: Yükümlülük,hizmet yükümlülüğü 
ALBAGA: Hasılat,savaş yada av ganimeti 
ALBAN: Haraç,ganimet 
ALBATU: Bürokrat, hizmetle yükümlü kişi 
ALBENİ: Çekim,cazibe,sempati 
ALCU (Alçu)Alıcı,avcı 
ALÇİÇEK: birl. Al/Çiçek (Gül’ün Türkçe karşılığı) 
ALÇİN: Kızıl renkli bir çalı kuşu 
ALÇU (Alcu)1-Algan,Fatih,2-Alcı,Avcı 
ALDI: 1-Öncü,öndeki,selef 2-Algan,Fatih 
ALDUR: Ok atışı,oklayış 
ALEV (Yalav...Yal kökünden)Ateşten çıkan ışık 
ALGAN: Fatih,Fetheden 
ALGAZIN: Yabani vahşi hayvan 
ALGI: 1-Fetih,Almaktan... alım 2- Fehim,algılama 
ALGIN: 1- Serap 2-Yüksek yer 3- Bitiricilik,bitiriş
ALGIŞ (Alkış): Dua,yakarış,niyaz 
ALGU: 1-Tüm,hepsi 2-Toplum,topluluk 3-Silah 4-Alıcı,avcı 
ALGUR: Sakin,kendi halinde,kendinden emin 
ALGÜN: birl. Al/Gün”...Kazak ve Kırgızlarda,doğum sırasında yaşanan dikkat çekici,unutulmaz günleri 
mecz eder. 
ALICI: Alcu,Avcı 
ALIK: Alıngan,Kırgın 
ALIM: 1-Çekim,Cazibe 2-Vergi,Haraç 
ALIMGA: Yazıcı,(Han ve Kaanların buyruk ve fermanlarını yazan görevli kişi) 
ALIMLI: Çekici,Cazibeli 
ALINAK: birl. Alın/Ak mec.dürüst,namuslu 
ALINCAHAN (Alınçak Han) Oğuzname’ye göre,Türk’ün oğullarından 
ALINÇAK: 1-Çekici,cazip 2- Alıngan,nazik 
ALINGAN: Alınan,incinen,gücenen 
ALK: Bitirmek,yok etmek,sona erdirmek,bitiricilik 
ALKA: 1-Bitirici,yok edici 2-İleri,ilerici 
ALKABÖLÜK: birl. Alka/Bölük..Vurucu Tim 
ALKAN: Alkan,Fatih 
ALKAR: Bitirici,yok edici 
ALKAŞ: Bitirici,yok edici ALKI: Pervasız,vurdumduymaz 
ALKIM: 1-Gökkuşağı 2-Gerdan 
ALKIR: Tamamlayıcı,bitirici 
ALKIŞ: Algış,dua,övme,yüceltme 
ALMA: Elma 
ALMAKAY: Elma yanaklı 
ALMALUK: 1-Alınması gerekli olan 2-Elma bahçesi 
ALMAS: Almaz,nazlı 
ALMILA: Elma 
ALMIŞ: Algan,Fatih 
ALP: Bu sözcük birçok erdemi içinde barındırır. Bilgelik, yiğitlik, fedakarlık, kahramanlık, 
gözükaralık, toplumculuk, vb. ile birlikte tüm bunlar arasındaki uyumu da içerir. 
ALPAGU: Düşmanına tek başına saldıran kişi 
ALPAGUT: 1-Alplik gösteren kişi 2-Kurt soyundan 3- Seçkin ve saygın kişi 
ALPEREN: birl.Alp/Eren (Gazi, Derviş) Toplumun sayıp sevdiği, örnek aldığı savaşçı kişilerin genel adı
ALPMAN: Alp gibi Alpçe yaşayan 
ALTAÇU (Altaç): Aldatıcı taktik sahibi 
ALTAMIŞ: Aldatıcı,hileci 
ALTAN: 1-Altın 2-Güneşin doğuş anı,Şafak 
ALTANURUG: (Altın Uruk) Cengiz Kagan ve oğullarının soyuna verilen unvanlardan 
ALTAY: 1-Al/Ala/Tay 2-Altın 3-Ormanlarla kaplı yüksek dağ 
ALTINDAĞ: birl. Altın/Dağ/Altay dağlarının,diğer adı. 
ALTU (Aldu): 1-İlk,Birinci 2-Algan,Fatih 
ALTUN: Altın 
ALTUNSABAK: birl. Altun/Sabak(sopa,değnek) 
ALUÇ: 1-Alıcı(Alçu) 2-Kayın cinsi bir ağaç 
ALUNGAN: Alıngan,nazlı 
ALUNUR: Nazlı 
ALYU: (Algu) 
T..Çağatay Han’ın torunu 
AMAÇ: (Umaç)Gaye, hedef, beklenti 
AMAN: (YAMAN) Sertlik 
AMGAK: Emek/Zahmet 
ANAÇ: 1-Anacık 2-Analık duygusu çok gelişmiş 3-Anaya çeken 4-Doğurgan, üretken 
ANAGAY: Anaya çekmiş, anaya benzer 
ANASIOĞLU: birl. Anası(nın)Oğlu (Babası erken ölmüş ve özellikle anası tarafından bin bir güçlüklerle 
yetiştirilip büyütülmüş, yetim çocuklar için kullanılmış olduğu anlaşılan Türk adlarından) 
ANAT: 1-Anı,Anılan 2- Yakın,hısım 
ANAZ: Yeğrek, evla, eftal 
AND (ANT) 1-Yemin,söz 2- Yakın akraba 
ANDA: Birlikte ant içmiş(kan kardeşi) (Anda’lık Türklerin en eski geleneklerinden biridir. Andalar 
birbirlerini kardeşlerinden daha ileride korur, sayar ve kayırmaya çalışırlar.) 
ANDAÇ: Hatıra, anı olsun diye verilip,alınan hediye
ANDARIMAN: Anılara değer veren ve saygı gösteren kişi 
ANDIR: Anısı ola hatıra 
ANGAY: Anılarına bağlı olan kişi 
ANGI: 1-Anı,hatıra,2-Yetki, yeterlilik 
ANGIM: Mamur, hakim 
ANGIN: Ünlü, anılan, adı duyulan 
ANGIŞ: Ünlü, meşhur 
ANGIT: Yaban ördeği 
ANIK: 1-Anlayış, yetenek, fehim 2- Hafıza, bellek 3- Hazır, mevcutlu 
ANLI: 1-Sakin, ağırbaşlı 2- Bellek, hafıza 
ANIT: Anı olsun diye yapılan yapı 
ANITGAN: Anıt yapan 
ANLI: Ünlü, tanınan 
ANNAK: Yadigar, hatıra 
ANT: And, Yemin 
ANTLIĞ: And içmiş, Yeminli 
ANUÇUR: Övülmüş, övülmeye layık 
ANUK: Yadigar, hatıra 
ANUŞ: Anış, anma eylemi, anı 
APA: Ulu, büyük, saygıyı ve hürmeti hak etmiş kişi (Bazı Türk bölgelerinde “baba” anlamına da 
kullanılmaktadır. 
APAĞ: Apak, temiz 
APAK: Temiz, namuslu,iffetli 
APATEG: (Apatek)birl. Apa/Tegtek(gibi,benzer) ARA: Orta yer, ortalık, boşluk, orta 
ARAL: 1-Ada 2- Aralık,orta, ortalık 
ARAS: 1- At kılı 2- Kalın yün 3- Talih,baht 
ARASLAN: Arslan (Çuvaşlarca söylenişi) 
ARAT: Cesaret, yüreklilik 
ARBIŞ: Büyü,efsun 
ARBUZ: Büyü, sihir 
ARCA: 1-Arıca, saf, temiz 2- Çam ağacı, çamdan yapılmış kutu 
ARDA: 1-Uzun değnek 2- Artçı, halife, ardı sıra giden 
ARDALI: (Ardalu) Yönetici, amir 
ARDIÇ: 1- Halife, artçı 2- Bir ağaç türü 
ARGA: Zeki, akıllı 
ARGAN : (Arkan) Kement, kement bağı 
ARGATU: Yaban koyunu 
ARGIÇ: 1- Kır, mera 2- Gurur 
ARGIN: 1-Yavaş, sakin 2- Gelecek yıl 
ARGUN: Pars cinsinden avcı bir hayvan 
ARGUŞ: (Arkuş)1- Edepli, terbiyeli 2- Haberci, haber veren 
ARGÜDEN: birl. Ar/Güden, Arlı, edepli 
ARI: (Arık) 1- Saf, arı, arınmış 2- Irmak, dere 
ARICA: Soylu, temiz, iyi huylu 
ARIÇ: Barış, sulh 
ARIĞ (Arı, Arık) 
ARIK: 1- Arı, arınmış, temiz 2- Narin, ince yapılı 
ARIL: Arınmış, temiz, pak 
ARIN: Saf, arınmış 
ARINÇ: 1-Barış, kurtuluş 2- Temizlik, saflık, günahsızlık 
ARINIK: Saf, şeffaf, billur 
ARINMIŞ: Temiz, gönüllü 
ARKIN: 1-Argın, yavaş, sakin 2- Halef, ardıç 
ARKIŞ: 1-Ulak, haberci 2- Kervan, kafile 
ARKUN: Halef, geriden gelen, takipçi 
ARKUY: Siper, mevzi 
ARKUZ: (Arguz) Edepli, iyi huylu 
ARLAĞ: Arlı, edepli 
ARLAT: Biricik oğul, anaların en çok üstüne düştükleri oğul 
ARMAGUN: Armağan, hediye 
ARMAĞAN (Yarmagun-Yarmagan)- Hediye 
ARMAN: 1- Onurlu, arlı, edepli 2- Dilek, istek 3- Hayal, fantezi 
ARPA: 1- Büyü, tılsım, Şamanist gelenekte, Kamların okuduğu dua 2- Tahıl 
ARPAD (Arpa) 
ARSİN: (Ersin) Kurtuluş, istiklal 
ARSALAN: Arslan 
ARSLAN: Yırtıcı hayvan Mec. Cesaret, atılganlık ve gözü pekliği sembolize eder. 
ARSLANBALA: birl. Arslan/Bala..Arslan yavrusu 
ARSLANCIK: Küçük arslan..Arslan yavrusu 
ARSLANÇA: Arslan gibi, arslan özelliklerine sahip 
ARSU: birl. Ar/Su mec. Namuslu, dürüst 
ARSUN: 1- Efendi, ağırbaşlı 2- Rahata ermiş, huzurlu 
ARTAGAN: Bereket, artuk, fazlalık, bolluk 
ARTAM (Erdem) 
ARTIM: Bereket, bolluk 
ARTUÇ: Mızrak, mızrak ucu 
ARTUK: Fazlalık, üstünlük, bereket mec. Varlık, zenginlik 
ARTUKDOĞAN: birl. Artuk/Doğan 
Kırgızlarda, olağanüstü vasıflara sahip kişilere verilen bir unvan 
ARTUN: Vakarlı, ölçülü 
ARTUR: Cazibeli, çekici, işveli, fettan 
ARTURU: 1- Ekstrem, uç noktalarda 2- Bereket, bolluk 
ARTUT: Armağan, hediye 
ARVIŞ: Sihir, büyü, tılsım 
ARZIK: Fanatik, bağnaz, sofu 
ASAN: 1- Sağlıklı, zinde 2- Asma eyleminde olan 
ASENA: Efsanevi dişi kurtun adı. Yakın, Yakınlık duyulan 
ASIGLI: Faydalı,Gerekli 
ASIĞ (Ası,Asık) 1- Fayda, Çıkar 2-Kar,temettü 
ASPAR (Asbar) Faydalı, işe yarayan ASRAK: Himaye, Koruma 
AŞAN: Aşmak’dan ...mec. Azimli, engel tanımaz 
AŞIT: 1- Aşılacak, aşılması gerekli olan 2- İşitmekten...İşit, kulak ver 
AŞKAR: 1- Savaş atı 2- Kuyruk ve yelesi kara, vücudu kula renginde olan at 
AŞKIN: 1- Aşmış, üstün, faik,akranlarından ileride olan 2- Melodi,nağme 
AŞUK: 1-Aşık,aşmış, geçmiş 2- Tolga 
AŞULA: Yılmaz irade sahibi 
AŞUR: Aşırmaktan... mec. Yılmaz, gayretli 
ATA: 1- Ulu, saygıdeğer kişi 2- Baba, dede, ced 3- Adın ve soyun bağlı olduğu kök 
ATABAY: birl. Ata/Bay lala, beybaba. Han, Kağan ve padişah çocuklarını eğitip yetiştiren kişilere verilen 
bir unvan 
ATAÇ: 1- Atasına bağlı, Atasının yolunda 2- Atadan intikal eden 3- Büyüklük gösteren çocuk 
ATADAN: Miras, manevi miras 
ATAERİ: birl. Ata/Eri mec.Atalarına ve geçmişine saygılı 
ATAGÜÇ: birl. Ata/Güç mec. Gücünü atalarından almış
ATAĞ: (Atak) 1- Ün, nam, şöhret 2- Atılgan 3- Dağ yolu 4- Çağlayan 5- Bir şahin türü 
ATAHAN: birl. Ata/Han mec. Devletin ilk kurucu büyüğü, devlete ad veren kişi 
ATALA: Tanınmış, ünlü ve zengin 
ATALAN: Ünlü, Meşhur 
ATALAY: Ad almış, ün almış, meşhur kişi (Atila’nın asıl adının bu ve bundan bozulup çevrilmiş hali 
olduğunu söyleyen bazı tarihçilerimiz de var.) 
ATALIK: Miras 
ATALMIŞ: Ünlü, meşhur 
ATAMAN: Ulu, Saygıdeğer kişi 
Bir kısım tarihçilere göre, Osmanlının, kurucusu olan Osman bey’in asıl adı budur. Bir kısmı 
Atman, bir kısmı Otman der. 
ATASAGUN: birl. Ata/Sagun Hekimlerin en ulusu başhekim Şamanist gelenekte de aynı ad, en iyi kamlar 
için kullanılmaktadır. 
ATAY: 1- Ünlü, tanınmış 2- Akın, hücum 
ATIGAY: Ünlü, tanınmış 
ATIĞ: Adı sanı belli, ününü arttırmış kişi 
ATIL: Ünlü, meşhur 
ATILGAN: Atak, gözüpek,cesur 
ATILMIŞ: Atılgan, gözüpek 
ATIŞ: Ünlü, meşhur 
ATİLAY: Türk tarihinin en önemli kişilerinden,Batı Hun imparatoru, Bu kişinin adı üzerinde tarihçi ve 
dilciler pek de anlaşamamışlardır. Benim görüşüm de göç sırasında İtil ırmağı kıyısında doğmuş 
olmasından dolayı “İtil/Ay”dır. Ancak bununla birlikte bu kişi için bazı adlar söylenmekte 
(Atila,Atilla,Atılay,Atilay,Atalay,Atlıhan vb.) Anlamlar:1- Atacık,babacık 2- İtil ırmağı kenarında 
doğduğundan ve Türklerdeki eski bir gelenekten dolayı “İtil” çocuğu anlamında verilen İtilay’ın zamanla 
Atilay’a dönüşümü 3- Atlı/Ay 4- Atlı/Han 5- Macar dilinde çelik anlamına gelen “Atzel” den 
ATLIĞ: Ünlü,zengin 
ATMACA: Yırtıcı bir avcı kuş 
ATMAN: Ünlü, saygın 
ATMIŞ: Atma eyleminde bulunmuş (ok,kargı vb.) 
ATSAK: Ünlü, adı duyulan 
ATUK: Bolluk, bereket 
AVAR (Abar) 1- Heybet, büyüklük(Abartı) 2- Dirençlilik, dayanıklılık 
AVAZ: Nara, yüksek perdeli ses, çığlık 
AVCI: Av yapan, avlayan 
AVCIL: Avlayıcı, av işinin uzmanı 
AVGAN: Avuntu 
AVINÇ: Avuntu, teselli 
AVINÇA: Avunç 
AVINGU: Avunç,teselli 
AVLAK: Av yeri, av olanı 
AVKAR: Bozkır bıldırcını 
AVUNÇ: Teselli, avuntu 
AVUÇU: Avunç 
AVUNDUK: Avuntu, teselli 
AVUTMUŞ: Teselli eden 
AY: Dünyamızın uydusu olan gezegen. Ancak Türk kültüründe bu ad güzellik, temizlik, ahlaklılık vb. 
değerleri de içeren birçok öğeyi içinde barındıran bir sembol ve mecaz olarak kullanılmıştır. Çok önceleri 
erkeklerde kullanılmasına karşın, zamanla kız çocuklarına ad olarak verilmiş, gerek başta, gerekse de son 
da, birleşik ad olarak değerlendirilmiştir. Bununla birlikte bazen geçmiş örneklerde de görüleceği gibi hem 
erkeklerde hem de kızlarda kullanılmıştır. Ancak yine de ağırlık kız adlarındadır.Ve kız adlarında önemli 
bir konumdadır. AYAĞ (Ayak) 1-Uğur, şeref, şan 2- Devinim, hareket (ayaklanma sözü) buradan gelir. 
AYANA: birl. Ay/Ana Altay Türklerinin eski tanrıçalarından 
AYAS: Ay ışığı, mehtap, gece aydınlığı 
Altay, Tuva, Çuvaş Türklerinde Tanrı sıfatı olarak kullanılan bir ad 
AYATA: birl. Ay/Ata Şamanist gelenekte, göğün altıncı katına bakan Tanrı 
AYAZ: 1- Ay ışığı 2- saf, berrak hava 3- Kuru soğuk
AYBAKIM: birl. Ay/Bakım, bakmaktan, bakış 
AYBAN: birl. Ay/Ban mec. Debdebe, şaşa 
AYBANDI: birl. Ay/Bandı (Banmak) 
AYBAR: 1-Ay gibi parlak 2- Heybet,heybetlilik 
AYBI: İmdat, medet 
AYBIN: Onur,şeref 
AYÇIL: Ay ışığı, ay pırıltısı 
AYDA: 1- Ay’a eş değer güzellikte 2- Dere kenarlarında yetişen hoş kokulu bir çiçek 
AYDABOLDI: birl. Ayda/Oldu mec. Ay parçası 
AYDAN: Ay parçası 
AYDAR: (Aydar Han) saç perçemi, kakül 
AYDIN: 1- Aydınlık, ışık yoğunluğu 2- Açık, aşikar 3- Entelektüel , münevver 
AYGAN: İçten, samimi, yaren 
AYGAY: Nara, bağırtı 
AYGIN: Sınırsız, uçsuz, geniş 
AYGIR: Erkek at 
AYGIRAG : 1-Dağ keçisi 2- Bir geyik türü 
AYGUÇI: Yönetici, devlet görevlisi, danışman, yarıcı 
AYIM: Çekicilik, sempati 
AYIMÇA: Ay parçası 
AYINTAP: Mehtap, ay ışığı 
AYIR: Değişik, farklı, başka, fark 
AYIRBAŞ: birl. Ayır/Baş..Değişim, mübadele 
AYIRT: Fark, farklılık, ayırım 
AYITGU: Temyiz 
AYISIG: birl. Ay/Isıg..Ay ısısı, sıcaklığı 
AYIT: Söylemek, anlatmak 
AYITMIŞ: Söyleyen, bildiren, uyaran 
AYKAÇ: Konuşkan, Konuşmacı, Hatip 
AYKIN: Geniş, ferah, aydınlık 
AYKOYUN: birl. Ay/Koyun 
Yakut destanlarında adı geçen, eski dönem güç tanrısı 
AYLA: 1-Ayın çevresindeki ışık halesi 2- Devir, dönüşüm 
AYLU (Aylı): Aydan 
AYMA: Duyarsız, başıboş vurdum duymaz 
AYMAN: Aya eş değerde 
AYMAZ: Vurdumduymaz, başına buyruk 
AYRAL: Kuraldışı, istisna 
AYRI: Başka, değişik, farklı 
AYRIÇ: Bölüşüm, taksimat 
AYRIKÇA (Ayıkşa): Derviş, mecnun 
AYRUK: 1- Farklı, değişik 2- Varlıklı, zengin 
AYSELİG (Aysiliğ) birl. Ay/Silig, dürüst, namuslu 
AYTAK: Konuşmacı, hatip 
AYTAR: Haberci, muhbir 
AYTEK: Konuşmacı, hatip 
AYTIN: Aydın, aydınlık 
AYTIŞ: Nutuk, anlatım, hitabet 
AYTIŞAN: Hatip, konuşmacı 
AYTUK: Hatip, konuşmacı 
AYUK: Söz söylenebilen ve sözün değer gördüğü yer 
AYUR: Konu, bahis, bahse konu olan 
AYÜN: birl. Ay/Ün Karahanlılar ve Uygurlar döneminde, han ve kağanların analarına verilen bir unvan 
AYZIT: Şamanist gelenekte “ Ay Tanrıçası” 
AZBOY: Heyecan 
AZGIN: Zapt edilmesi zor, sınırı aşmış, tahrik olmuş 
AZLAĞ. Nadir, az rastlanır. 
AZRAK: Nadir, az rastlanır. 
AZUK: (Azuka, Azık): Geçimlik, yiyecek B harfi ile başlayan isimler 
BABATAteş Fırlatins, Tür 
BABRAK: Hızlı, çevik, atletik 
BABÜR: Kaplan cinsi, yırtıcı bir hayvan 
BACI: Kız kardeş 
BAÇAK: Bir çeşit zırh (Dize geçirilen bir zırh) 
BAÇMAN: Başlık, Tolga 
BADAN: Batan (Batmaktan...Güneşin batışı) 
BADUR: Batur, bagatur, kahraman 
BADURUK: (Badruk) 1- Sadık, güvenilir 2- Batur, kahraman 
BAGA: 1- Alt, küçük, küçük rütbeli yönetici 2- Boğa
BAGATUR: Kahraman, Batur, Bahadır 
BAGAY: Afacan, yaramaz, ele avuca sığmaz 
BAGRI: Kararlılık, azim 
BAĞAM: Destek,arka, kuvvet 
BAĞAN: Anıt, abide 
BAĞATUR: Bagatur, batur, bahadır, kahraman 
BAĞDAŞUK: Uyumlu, ahenkli, uzlaşmacı 
BAĞDU: Işık, şua, ışın 
BAĞI: Büyü, efsun, bağlılık 
BAĞIM: Bağlı, bağlılık 
BAĞIMSIZ: Bağlı olmayan, özgür 
BAĞIR: 1- Sine, göğüs, kucak 2- Kalp, gönül 
BAĞIRLAK: İri bir kırlangıç türü 
BAĞIŞ: 1- Veriş, ikram 2- Af, af ediş,3- Nezaret 
BAĞLAN: 1- Demet, deste 2- Bağlılık 3- Kızıl renkli bir su kuşu 
BAĞRI: Kararlı, azimli 
BAĞŞI: (Baksı) Kam, doktor 
BAHADIR: Bagatur, Batur, kahraman 
BAHŞİ: Baksı, doktor, bilgin, büyücü, hoca 
BAKAÇ: Bakıcı, bakan, nazır 
BAKAN (Bağan): 1- Anıt, abide 2- Bağlayıcı, birleştirici 3- Haşarı, afacan 
BAKAY: Haşarı, ele avuca sığmayan 
BAKIM: Bakma eylemi, nazar, bakış 
BAKIR: Bakır madeni 
BAKIRSOKUM:birl. Bakır/Sokum (Kuzey Türklerinde, Merih yıldızı 
anlamına kullanılmaktadır.) 
BAKIŞ:1- Bakış, nazar 2- İkram 3- af 
BAKSI (Bakşı): Bahşı,doktor, bilgin, büyücü 
BAKTI: Bakan, nazır 
BAKUY: Ulu, saygıdeğer kişi, tecrübeli, bilge kişi 
BAL: 1- Yapışkan sıvı 2- Arı balı 3- Çamur, balçık 
BALA: Yavru, çocuk 
BALABAN (Balıban): 1-Bala bandırılmış 2- İri başlı bir doğan türü 
Ayrıca mecaz olarak “ mahzun ve baygın bakış” anlamını içerir. 
BALACA: Yavrucak, ufaklık 
BALAK (Balak): manda yavrusu 
BALAMAN: Cüsseli, iri kıyım 
BALAMİR: (Balabir) Biricik yavru 
BALANDI: İri yarı, gösterişli 
BALASAGUN: birl. Bala/Sagun Özlenen, beklenen yavru (çocuk) 
BALBAL: 1- Heykel, anıt 2- Mezar taşı (Eskiden mezarlara dikilen ve 
üzerlerine öldürülen düşman sayılarının ve kimliklerinin yazıldığı mezar taşı) 
BALÇAK: Kabza, kılıç kabzasındaki siperlik 
BALDU: Balta 
BALDUK: Balta 
BALGAY: Ünlü, meşhur 
BALI: Değerli, yüksek, ulu kişi 
BALKAN: Ormanlarla kaplı, dağlık bölge 
BALKIN: Parlak, gözalıcı 
BALKIR: 1- Yağmur arasında çıkan güneş 2- Yağmurun hemen ardından 
çıkan güneş 
BALTA: Ağaç ve odun kesmek için kullanılan alet 
BALTEG: Çamur, çamurlu BALUG (Balık) 1- Balçık çamur 2- Ev, köy 3- Suda yaşayan balık 
BAMSI: 1- Yüksek, ulu, ulaşılmaz 2- Baksı, kam 
BANAR: Demet, tutam, deste 
BANGU: (Mengü, Bengü) Sonsuz, sonsuzluk, ebedi 
BANIÇİÇEK: Kutsal Çiçek 
BANLAK: Çağrı, davet, ezan 
BARADAN: 1- Boradan, bora parçası 2- Nara, yüksek ses, bağırtı 
BARAK: Türk mitolojisinde adı geçen çok tüylü, iri başlı köpek 
BARBOL: Varol 
BARÇA: 1- Parça 2- Tüm, tamam, eksiksiz 
BARÇIN: İpekli kumaş, kadife 
BARÇUK (Barçık) Tahta ve keçeden yapılan küçük heykel 
BARÇUK ART TİGİN: birl. Barçuk/Art/Tigin (Art,ardçı,halef) 
BARDAM: Varlık, ganimet, bolluk 
BARGAN: Varan 
BARDI: Vardı (Varmak...dan) 
BARGAN: Varan, ulaşan 
BARGI: Kadife 
BARGIT: Kadife 
BARGU: Nimet, ganimet 
BARGUŞ: Ganimet 
BARIK(Barı) : Esas, esas olan, mahfuz 
BARIM: Varım, servet, varlık 
BARIN: 1- Güç, kuvvet 2- Barınak 
BARUNDUK: Sığınılacak yer, barınak 
BARIŞ: 1-Varış, gidiş, gidişat 2- Sukunet, sulh 3- Servet, hazine 
BARK: (Barka) baraka, ev çok önceleri saray anlamına kullanılan 
bu sözcük, Uygurların kentleşmeye ağırlık vermesinden sonra, 
“taştan yapılan ev” anlamında kullanılmıştır. 
BARKAN:Oynak toprak, bataklık 
BARKAT: Heykel, büst 
BARKIN: 1- Gezgin, seyyah 2- Kararlı, azimli 
BARKUK: Servet, varlık 
BARLA: Parlak, göz alıcı 
BARLAK: Parlak 
BARLAS: 1- Çekici, cazip 2- Varlık, servet 3- Temiz, temizlik 
BARLI: Varlıklı, zengin 
BARLIK: Varlık 
BARMAK : (Varmak) 
BARMAKLAK: 1- Varıcı, ulaşıcı 2- Eldiven 3- Varlık 
BARMAN: Varlıklılık, mevcudiyet 
BARS: Pars, leopar 
BARSUK: Porsuk 
BARTIK: Heykel, büst 
BARTU:1- Varlık, servet 2- Menzil, varılacak yer 
BARUG: Mesned, dayanak 
BASAGAR: Ağırbaşlı, mütevazi 
BASAK(Basa)1- Cesur, gözükara 2- Baskın 3- Farklılık, ayırım 
BASAN: 1- Baskın yapan 2- Ölünün ardından verilen yemek 3- Yayan, yayıcı 
BASAR: Baskın, baskıncı 
BASAT:1- Mühür, 2- Yardım, muavenet 3- Busat, pusat,silah 4- başat 
BASGAN: Basan, baskıncı 
BASIK: 1- Gece baskını 2- Basınç, tazyik, baskı 
BASILGAN: Baskıncı 
BASIM: Enerji, güç 
BASIR: Basar 
BASKAK: Basak, cesur, farklı, Çengiz Kaan döneminde askeri valiler için 
kullanılan ünvanlardan 
BASKIN:1- Galp, muzaffer 2- Ani yapılan saldırı 3- Basık, yaygın genişlemiş 
BASMIL:1- Baskıncı 2- yardımcı, muavin 
BASRUK: Baskı, tazyik 
BASSIZ: Başsız, başına buyruk 
BASTI: Bastıran, baskın yapan 
BASTIK: Basdı, Baskıncı 
BASU (Basut) Tokmak 
BASUÇ: Baskı, tazyik 
BASUT: 1-Yardım, yardımcı 2- Demir tokmak 3- Baskın yapan BAŞ: Oluş, doğuş, ortaya çıkış, uç nokta, doruk, birinci sıra gibi anlamların 
hepsini içeren bir söz 
BAŞACI: Reis, lider, öncü 
BAŞAD(Başat) 
BAŞAGUT:Önde gelen, önde bulunan, sevilen 
BAŞAK:1- Buğday başı 2- Ok ucu...okun ucuna takılan sivri demir 3- Sümbül çiçeği 
BAŞALMIŞ:1- Öncü,önder 2- Düşmanını yenip, yoketmiş
BAŞAR: Başarı, kazanç 
BAŞARAN: Başarılı, muvaffak 
BAŞARI: Muvaffakıyet 
BAŞAT:1- Emsalleri arasında en üstün ve en önde gelen 2- Hanlık yapan 
bir soya mensup kişi 
BAŞA: (Paşa) Bazı tarihçilerimize göre ..Baş-ağa, bazılarına göre 
ise Baş-şad sözcüklerinin değişime uğramasıyla bu biçime gelmiş ve sözcük, 
bugünkü anlamıyla General ordu komutanı 
BAŞBAĞ:1- Başı bağlı, özgürlüğü kısıtlı 2- Gözde, sevgili, en değerli 
BAŞBUĞ: Ordu komutanı, orgeneral 
BAŞÇIL: Şef, lider, önde gelen 
BAŞDAŞ: Denk, akran 
BAŞDU: Başta olan, önde giden 
BAŞEL: birl. Baş/İl..yol gösterici,mihmandar 
BAŞGAK: 1- Başkan,şef 2- Bir tatlı su balığı 
BAŞGÖZ: birl. Baş/Göz 1-Birleşik, ayrılmaz 2- Mec. Evlilik 
BAŞGU: Alnında beyaz lekesi olan at 
BAŞIL: Önde giden, şef 
BAŞKAL: Emir, ferman 
BAŞKAN: Yönetici, şef, başta giden 
BAŞKARA: birl. Baş/Kara...mec. Sert, acımasız,bir kişiliğe sahip olan kişi 
BAŞKIR: Başarı, muvaffakıyet 
BAŞLADAÇU: Başlatıcı, yönetici, hakem 
BAŞLAG: Başlangıç, ilk 
BAŞLAK:1- Başıboş, salınmış 2- Başlangıç 
BAŞLAMIŞ: 1- Kararlı, çalışkan 2-Lider, lider olmuş
BAŞLIĞ: Başı dik gururlu 
BAŞLIK: Yönetici, şef 
BAŞNAK: Başlıksız, tulgasız 
BAŞŞAD: (Paşa) Ordu komutanı, general 
BAŞTIN: Selef, önceki 
BAŞTINKİ: Baştaki, öndeki, önder 
BAŞVEREN: Fedai 
BAŞVERMİŞ: Kurban, fedai 
BATAK:1- Çamur, bataklık 2- Gizli, gömülü 
BATIŞAD: birl. Batı/Şad 
T...Göktürk ve Uygur ordularında, batı kanadının komutanlarına verilen unvan 
BATIM:1- Batma boyu, boy, derinlik 2- Sivri bir aletin saplanması 
BATIR: Batur’un şive farkıyla söylenmiş biçimi 
BATMAZ: 1-Diri, mücadeleci 2- Vücuduna sivri ve kesici aletler işlemez 
BATRAK: (Batırak) Mızrak, kargı 
BATSIK: 1- Bastıran, yanaştıran 2- Gün batısı, batı
BATU: 1-Güçlü, yenilmez, gücüne dayanılmaz 2- Dayanıklı, metin 3- Gün batısı 
BATUGA: 1- Batu, kahraman 2- Gizli, gizlenmiş 
BATUR: Bagatur, Kahraman 
BATURGAN: 1- Saklayan, gizleyen, gizli 2- Batıran,saplayan 
BATUT: Gizli, saklı 
BAVIRGAN: 1- Şefkatli, koruyucu 2- Bağıran, nara atan 
BAY: Varlık, zenginlik, egemenlik, erklik, üstünlük, bolluk sözcüklerinin tümünü 
içeren önemli bir ad. Türk adlarının önemli birleşiklerinden başka sözcüklerle 
kullanılabilen, kullanılan sözcüğü bütünleyip, güçlendiren, hem başa gelerek hem de 
sona gelerek kullanılabilen bir ad. 
BAYA: Bay,baylanmış, zenginleşmiş 
BAYAK: Selef, daha önceki 
BAYAN: (Muyan, buyan) 1- Kalıcılık,sonsuzluk 2- Baht, mutluluk 3- Zenginlik, 
güçlülük,erklik 4- eski dönem Tanrı sıfatlarından 5- Uygur kağanlarının unvanlarından 
BAYAR: Ulu, yüce, kudretli, celil...Tanrı sıfatlarından 
Bulgar hanlığı dönemi,soyluluk ve üstün vasıflı yöneticiler için verilen bir unvan 
BAYAT: Tanrı sıfatlarından ,..1- Devletli, kısmetli 2- Kadim, ezeli 
BAYATLI: Devletli, bahtı açık, muktedir BAYATLUĞ: (Bayatlı) 
BAYAVUT (Bayagut) Varlıklı, muktedir 
BAYÇA: Varlıklı, muktedir 
BAYÇU (Baycu): Varlıklı, devletli 
BAYDAK: 1- Bağımsız, hür 2- Bekar 
BAYDAN: 1- Cömert, eli açık 2- Şık, yakışıklı 
BAYDAR: Varlıklı, muktedir, egemen 
BAYGIN: Kendinden geçmiş 
BAYIK: 1- Varlıklı, egemen 2- Usta, eli yatkın 3- Doğru sözlü, saygılı, güvenilir 
BAYIN: Çekici, güzel, yakışıklı 
BAYINDIR: Güçlü,varlıklı, egemen 
BAYIR: Yamaç 
BAYITMIŞ: Zengin, kudret sahibi 
BAYLA: Varlıklı, refah içinde olan 
BAYLAK: Rahat, refah içinde 
BAYLAM: 1- Azim, kararlılık 2- Demet, bağ 
BAYLAMIŞ: Varlıklı, güçlü olmuş 
BAYLAN: Nazlı, şımarık 
BAYLANIŞ: İlişki, münasebet 
BAYLIK: 1- Varlık, Varlıklılık, güçlülük 2- Ganimet
BAYMAZ: Mala mülke ilgi duymayan kişi 
BAYRAÇ: Varlıklı, zengin 
BAYRAK: Varlık, varoluş, erklik, güç, ve bağımsızlık 
BAYRAM: Güzellik, mutluluk, sevinç, bolluk 
BAYRI: 1- Ezeli, kadim 2- Emektar, tecrübe sahibi 3- Sonradan zapt edilip, yurda dahil edilen toprak 
BAYRIN: Kadim, ezeli, eskiye dayalı 
BAYSA: Madalya 
BAYSAL:1- birl.Bay/Sal 2- Bolluk, rahatlık 3- Asayiş, sükunet 
BAYSAN: Yakışıklı, levent, gösterişli 
BAYSİN: Zengillik, kudret 
BAYTAG: Bolluk, çokluk, kalabalık 
BAYUK: Hazır, amade 
BAYUR: Cesur, gözükara 
BAYUTMUŞ: birl. Bay/Utmuş (yenmiş, muzaffer) 
BAYÜLGEN: birl. Bay/Ülgen 
Şamanist gelenekte insanlar arası ilişkilerle ilgilenen “mükafat tanrısı” 
BAYÜLKEN: (Bayülgen) 
BAZ: 1- Emin, güvenilir 2- Merkeze bağlanmış, sonradan katılmış 
BAZDA: Hoş, latif, çekici 
BAZIR: Basar, baskıncı 
BAZMAN: Tabi, bağlı, muti 
BECERİ: (Beceriklik) Hüner, marifet, yeterlilik 
BECET: Süs, makyaj, tezniyat 
BEÇİRİK: Becerik, beceri, marifet 
BEÇKAN: İpekten yapılmış sancak 
BEDER: Ziynet, mücevher 
BEDİZ: 1- Resim, heykel, nakış, bezek 2- Taşlara yontularak yapılan süsleme 
BEDİZCİ: Ressam , heykeltıraş, nakışçı 
BEDÜK: Büyük, iri, cesim, ulu 
BEGEÇ: Beyliğe uygun olan 
BEGEN: 1- Beğeni, hoşluk 2- Şehzade, prens 
BEGENÇE: Şehzade, prens 
BEGESİN: Doğruluk, sevap, hayr 
BEGİ: 1- Yiğit, güçlü, 2- Eş- koca 
BEGİSİ:1- Doğru, sevap 2- Beğenilen, imrenilen 
BEGÜM: Hanımefendi, bayan, saygı duyulan hanım, eski Türkçe’de “beğ”’in 
tam olarak dişi karşılığı 
BEĞ: Bey, varlık, erklik, güç, yöneticili toparlayıcılık, liderlik, soyluluk vb. anlamları içerir 
BEĞCEĞİZ: Beycik, Küçük bey 
BEĞÇE: Küçük bey 
BEĞÇEK: Küçük bey 
BEĞDAŞ: Akran,eş,denk 
BEĞDE:1- Aziz, saygıdeğer 2- Adil, adaletli 
BEĞDEŞ: Nazir,benzer 
BEĞDİ: Aziz,muterem, saygıdeğer 
BEĞDÜZ EMEN: birl. Beğdüz/Emen (ruh,can) 
BEĞEÇ:1- Beğliğe layık 2- Beğ çocuğu, küçük bey BEĞENDİK: Beğenilen 
BEĞENİ: Hoşa giden, beğenilen 
BEĞENMİŞ: Hoşuna gitmiş 
BEĞER: Beyoğlu, prens, şehzade 
BEĞLEN: Bey soyundan olan 
BEĞLİK: Beylik, beyliğe uygun olan 
BEĞREK: Beyrek, bey çocuğu, küçük bey 
BEK: 1- Bey, beğ 2- Pek, sıkı 
BEKEM: Bey, beyim 
BEKEN: Dayanıklı, metin 
BEKET: Kuvvet, dayanıklılık 
BEKİ: 1- Yiğit,güçlü 2- Eş, koca 3- Şaman, baş şaman 
BEKİK: Güvenli, iyi korunan 
BEKİM: Azimli, kararlılık 
BEL: 1- Bilgi, bilim 2- Belirti,iz, damga 3- Tarlanın orta yeri 4- İki dağın arasındaki geçit 
BELÇİN: Belirti, iz, damga 
BELDEK: İz, işaret, emare 
BELEK:1- Kılavuz, rehber 2- hediye, 3-Kundak bezi 
BELEN:1- Bilen, alim 2- Geçit 3- Sırt, tepe, dağ yolu 
BELET: Belge, delil 
BELGE: Belge, doküman, delil 
BELGİ:1- Belge 2- Bilgi 3- Fark, farklılık, ayırt, alamet 
BELGİN: Belirgin, net, açık 
BELGÜ:1- Belge 2- Sınır taşı, sınır toprağı 3- Yüzük taşı, nişane 
BELİK:1- Doruk, zirve, şahika 2- Saç örgüsü 
BELLEK: Hafıza 
BENEK: 1- Armağan, hediye 2- Bakır para 3- İşlemeli kumaş 
BENGİ: Bengü, mengü sonsuz, sonsuzluk, ebediyet, ebedi 
BENGİLİK: Sonsuzluk 
BENGÜ: Bengi, mengü 
BENİCE: Sonsuzluk, sonsuzluğa giden 
BENK: Muhkem, iyi korunan 
BENLİ: Yüzünde ben olan 
BERDİ: Verdi,Kutsal güçler tarafından yollanan 
BEREGEN: Eli açık, cömert, verici 
BERGE: 1- Vergi 2- Berke, kamçı, değnek 
BERGİ: 1- Vergi 2- Eli açık, cömert 
BERGİLİK: Doğal, tabi 
BERİK: 1-Berk, sağlam, gürbüz, dayanıklı 2- Cömert, eli açık 
BERİL: Verici, cömert, eli açık, fedakar 
BERİN: Veren, cömert 
BERİŞ: Veriş, hibe 
BERK: 1- Katı, sıkı, sağlam, dayanıklı 2- Şiddet, şiddetlilik 3- Korunan, muhkem 4- Yıldırım 
BERKANT: birl. Berk/Ant Altay dağları cıvarında bir başka dağın adı 
BERKE:1- Kamçı, değnek 2- Dövme 3- Naz, işve 
BERKEM: Düşmana karşı iyi korunan yer, müstahkem mevki 
BERKİN: Güçlü, güçlendirilmiş 
BERKİT: Güçlü, güçlendirilmiş, muhkem 
BERKLİĞ: Berkli, güçlü, dayanıklı 
BERKUK: Sert,cesur, dayanıklı 
BERMEK: Vermek, veriş 
BERŞE: Odun kömürü, kül 
BESEN: Bezen,süs, makyaj, gösteriş 
BETİK: (Bitiğ, bitik) Yazılı kağıt, mektup 
BEYBUT: Barış, sulh 
BEYGE: Bike, küçük hanım 
BEYGU: Bir şahin türü 
BEYLEM: Buket, demet, çiçek demeti 
BEYLEN: Beyli, beye bağlı 
BEYNEN: Beğenen 
BEYREK: 1- Tim, müfreze 2- Merkez ordu, ordugah 
BEYRU (Bayrı) 1- Ezeli, başlangıçsız 2- Emektar, tecrübeli 
BEZEK: Süs, takı, piraye 
BEZEN: Süs, makyaj 
BEZENMİŞ: Süslü 
BEZGİN: Bez...mekden. Sarsılmış, bıkmış 
BIÇAK: Biçme aracı BIÇGIN: Kesen, biçen 
BIÇKAS: Kağan ve Hanlara yapılan bağlılık andı 
BIÇKI: Bıçak bileme aracı 
BİBİ: Kibar, eğitimli, sayıdeğer hanım 
(Anadolu’da birçok bölgemizde “hala” anlamında da kullanılır) 
BİÇEK: Bıçak, biçici 
BİÇİK: Biçilmiş, biçimlenmiş 
BİÇİM: Şekil, format, örnek, biçilmiş gibi 
BİÇİN: 1- Biçilmiş,biçime girmiş 2- Ekin, tahıl 3- Biçen, doğrayan 
BİGE: 1- Bakire, temiz kız 2- Bey kız saygıdeğer kız 
BİGEM: Sevilen, el üstünde tutulan kız 
BİGEN: Beğenilen 
BİGENDİK: Beğenilen, ilgi duyulan 
BİKE: Bige 
BİKET: Beylik, beyliğe uygun 
BİL: Bilgi, bilim 
BİLDİK: Bilinen, tanınan, ünlü 
BİLECEN: Bilgiç,çok bilmiş 
BİLEDA: Balta 
BİLGE: Bilgili, filozof, alim, bilgin, ulu kişi 
BİLGEKAĞAN: Bilge/Kağan (Aslı, Türk Bilge Kağan’dır) 
T...Türk tarihinin, bir çok nedenlerle en önde gelen kişilerinden. Türk Milliyetçiliğini devlet siyasetine 
sokan, ona sosyal, ve siyasal bir kimlik vererek, devlet-millet bütünleşmesini sağlayan, milliyetçiliğe 
“zaman boyutu”nu kazandırıp, onu çağlar ötesine götürebilmeyi amaçlayan ve ilk defa “ Birleşik Türk 
Devletleri” fikrini ortaya çıkarıp bunu milli politika biçimine getiren,yönetimi döneminde sık sık kurultaylar 
toplayarak milletine “hesap veren” ve tüm bunları kardeşi Kül Tigin’in ölümünden sonra yazdırttığı 
“mengütaş’larda(Orkun anıtları) da bizzat anlatan ve son olarak da gerek Türk dili, gerek de edebiyatı ve 
içeriği açısından, dünyada bir eşi daha bulunmayan yazıları yazdırtan ulu kişi...İlteriş Kutluk Kağan’ın 
büyük oğlu, Kül Tigin’in ağabeyi. 
BİLGE TAMGAÇU: birl. Bilge/Tamgacı 
T...Göktürkler ve Uygurlar döneminde yüksek dereceli memurlara verilen bir unvan 
BİLGE TONYUKUK: birl. Bilge/Tonyukuk 
T...Göktürkler dönemi, ünlü, devlet adamı, siyaset bilimci ve tarihçisi...II Göktürk kağanlığının 
kuruluşunda önemli rolü olan, hem İlteriş Kutluğ Kağan’ın yakın yoldaşı ve başkanlığını, hem de Bilge 
Kağan’ın başbakanlığını yapan ve kendi adına da yazıtlara yazı yazdıran ulu kişi 
BİLGEN: Bilen, bilgin, alim 
BİLGİN: Bilim adamı 
BİLGÜ: Bilgi 
BİLİG: Bilgiler, bilim, bilim dalı (orj) 
BİLİK: Bilen, bilgili 
BİLUN: Esir, tutsak, (gönül ve akıl esiri, aşık) 
BİNİT: Binilecek nitelikteki, soylu at 
BİRBEN: birl. Bir/Ben Ben mec. Kendini beğenmiş 
BİRÇE: Biricik, yegane 
BİRÇEK: 1- Biricik 2- Saçın ortadan ayrılıp yana dökülmüş hali 
BİREBİN: Yegane, tek, biricik 
BİRGE: 1- Beraber, birlikte 2- Biricik 3-Berke 
BİRGEN: İçine kapanık, münzevi 
BİRİCİK: Tek, yegane, bir tane 
BİRİÇİM: birl. Bir/İçim mec. İmrenilecek güzellik ve çekicilik 
BİRİDİN: Güneyli, güney bölgesinden 
BİRKİT: Birleşik, birleşmiş 
BİŞÜK: Nesil,soy-sop, kavim, kardeş 
BİTERGE: Gerek, hacet, ihtiyaç 
BİTEV: (Bidev) 1- Soylu, soylu at 2- El değmemiş bakir 
BİTİG: Yazı, yazıt 
BİTİGÇİ: Katip, yazıcı 
BİTİGEN: Anıt, yazıt, yazılı taş 
BİTİM: Gaye, hedef, ülkü 
BİTKİ (Bütkü) yerden biten 
BİYAN: (Bayan) (Buyan) Varlıklı, cömert ,Eski Tanrı sıfatlarından 
BİYUM: Cömert, eli açık 
BOD: Boy,uruk 
BOGA: Boğa 
BOĞ: Hediye, armağan 
BOĞA: Boğa 
BOĞACA: Boğa gibi güçlü BOĞACI: Boğa deviren 
BOĞAÇUK: Küçük boğa, genç boğa 
BOĞAR: Boğucu, güçlü, kuvvetli 
BOĞARCIK: Güçlü, boğucu 
BOĞTAG: Şapka, başlık, hanım başlığı 
BOLCAL: Vade, müddet 
BOLÇAK: Gürz, topuz 
BOLDUÇAĞ: Uygun zaman, olan çağ 
BOLGAN: 1- Soylu at 2-Keşşaf, mucit 3- Olgun, olmuş, ermiş 
BOLGU (Bolgi): Orijinal, özgün 
BONCUK: Mücevher, takı 
BOR: Bora, fırtına 
BORA: Fırtına 
BORDAK: Semiz, şişman, balık etli 
BORDU: Üzüm, asma 
BORKA: Baraka,ev 
BORLA: Burla, üzüm, üzüm salkımı 
BOSUM: Endam, zerafet 
BOSUT (Basat) anlayış, izan, hidayet 
BOŞGUR: Eğitmen, öğretmen, talimci 
BOŞGUT: Öğrenci, şakirt 
BOY: 1- Uruk, uyruk, oymaklar birliği 2- Eda, endam
BOYDA(Ğ): Soyut, mücerred 
BOYDAŞ: Aynı boyun mensubu 
BOYLA: Unvan veren kişi 
BOYLA BAĞA TARKAN: birl. Boyla/Bağa/Tarkan 
Bilge Tonyukuk’un öteki adı 
BOYLAN: Adına ve soyuna layık 
BOYLUĞ: 1- Soylu 2- Yakışıklı 
BOYSAN: Yakışıklı, heybetli 
BOZ:1- Sert, şiddetli2- Alaca renk,füme rengi3- Toprak rengi 
BOZAN: Bozmak...dan düşmanı yenip dağıtan 
BOZCA:1- Cesur, gözükara 2- Boz rengine kaçan 
BOZCAK: Cesur 
BOZÇİN: Dürüst, güvenilir 
BOZDOĞAN: birl. Boz/Doğan Bir doğan türü 
BOZKIR: Step, çöl, vaha 
BOZKURT: birl. Boz/Kurt 
T...Oğuz Kağan destanında, Oğuz’a yol gösteren efsane kurt. Genel olarak Türk boylarının hemen 
tamamında, Türklerin karakteristik özelliklerini üzerinde taşıdığına inanılan “Milli sembol” pozisyonundaki 
hayvan (Önceleri “Gökbörü” olarak kullanılan bu ad, Selçuklular döneminden sonra, daha yaygın olarak 
“Bozkurt” olmuştur.) 
BOZLAK: 1- Boz ve kül renginde olan 2- Otlak, mera 
BÖBÜLÜK: Koca, gül 
BÖÇKE:1- Canavar 2- Böcek 
BÖDGE: Çağ, zaman 
BÖG(Bök): Kısmet, nasip 
BÖGÜ:1- Filozof, hikmet sahibi kişi 2- Büyü, sihir 3- Ejderha, canavar 4- Zehirli bir böcek 
BÖGÜR: 1- Ordunun kanatlarından her biri, cenah 2-Kaburga ile kalça arasındaki bölge 
BÖĞDÜN: Bürokrat, yüksek dereceli memur 
BÖĞREK: Ordugah, merkez ordu, merkez ordunun savaş pozisyonu 
BÖĞÜRMÜŞ: Şamatacı, gürültücü 
BÖĞÜŞ: Zeka 
BÖKEN: Ahu, ceylan 
BÖKEVUL: Aşçı, iyi yemek yapan 
BÖKLİ: Yakışıklı,Şık, iyi giyimli 
BÖKLİCE: Şık giyimli 
BÖLE: Pay, nasip, kısmet 
BÖLEN: Bölüm, pay 
BÖLEK: Hediye, armağan 
BÖLÜK: 1- Kısım, ekip, bölüm 2- Pay, nasip 
BÖLÜN: Yönetici, şef 
BÖNGE: Tekme 
BÖNGER: Tekmeleyici, iyi tekme atan 
BÖRÇE: Zülüf 
BÖRÇEK: Zülüf 
BÖRİ: Kurt Göktürkler ve Uygurlar dönemlerinde Kağan muhafızlarına verilen genel bir ad. 
BÖRİTEÇİNE (Börteçine) Benekli bozkurt 
Ergenekon destanlarının çeşitli versiyonlarından birinde, Ergenekon’dan çıkışı gösteren dişi kurt,bir 
diğerinde ise bu addaki demirci ustası olarak geçer. 
BÖRK: Başlık, tüylü hayvan derilerinden yapılan başlık 
BÖRKLÜ(Ğ) Saygıdeğer 
BÖRKLÜCE: Saygıdeğer, saygı gösterilen 
BÖRTE: Benek 
BÖRÜ: (Böri) Kurt 
BUBİK: Konca,gül 
BUCAK: 1-Gizli bölge 2- Uzak yer 
BUCUGA: (Buğucu, ceylan avcısı) 
BUDAK: Sert dal parçası mec. Güç, sertlik, dayanıklılığı sembolize eder. 
BUDAN: (budun) 
BUDAY: Buğday 
BUDRAÇ: Gözü pek, cesur 
BUDULGAN: Yürekli,cesur 
BUDUN: Bütün, Ulu, millet “ Siyasi ve dini yapıları ne olursa olsun soy,dil, töre, kültür, tarihsel yapıları bir 
olup, psikolojik olarak birbirine bağlı insan topluluğu.Türkçe’de kullanılan millet ve ulus sözcükleri tam 
olarak bu anlamı içermektedir. Millet, din ortaklıklarını daha ön planda tutan bir anlam içerirken Ulus ise, 
daha çok boy ve uruk anlamlarını içerir.Buna rağmen yakın zamana kadar millet, son zamanlarda ise ulus
sözcükleri dilimize yer etmiştir. Oysa gerek günlük dilimizde gerek yazı dilimizde bu sözcüğün bir an önce 
kullanıma girmesi gerekmektedir.” 
BUDUNÇAR (Budunçu-Yir) Sözcüğünün tam anlamıyla” Ulusçu”, “milletçi” 
“Oğuz Töresi”’ni yeniden gündeme getirip, yürürlüğe koyan kişi 
BUDUNÇİ: Buduncu, Ulusçu 
BUDUNÇİYİR: birl. Buduncu/Yir,yer toprak 
BUGA: Boğa 
BUGAN: 1- Boğan 2- Alamet, işaret, iz 
BUGATEG: Boğa gibi güçlü 
BUGAY: 1-Afacan, ele avuca sığmayan 2- Buğu, ceylan
BUGU: 1- Buğu, ceylan 2- Böcek, örümcek 3- Canavar 
BUGUR: Sürekli,devamlı, devamlılığı olan 
BUGA: Boğa 
BUĞRA: 1- Genç aygır 2- Genç erkek deve 
BUĞU:1- Ceylan, 2- Yavru geyik 3- Buhar 
BUĞUÇAN: Boğucu, boğaç 
BUKA: Boğa 
BUKAĞI: Kelepçe, atların ayağına takılan bir çeşit köstek 
BURAK: Güçlü, yenilmez 
BUKAN: (Mokan, Büken) Güçlü, yenilmez 
BUKUK: Tomurcuk, filiz 
BULAÇ: Bulucu, keşşaf, mucit 
BULAGAN: 1- Olgun, kamil 2- Bulan, bulucu 
BULAK: Göze, kaynak, pınar 
BULAR: Bulur, mucit 
BULASI: Ülkü, bulunması istenen 
BULÇA: 1- Bolluk, ganimet, bereket 2- Bulucu, mucit
BULÇU: Bulucu, mucit 
BULÇUM: Keşif, buluş 
BULDAN: Bolluk, refah 
BULDU: Önemli, değerli, az rastlanan 
BULDUR: 1-İri su damlası 2- Gözyaşı 
BULDAK: 1- Bulanık, karışık, karma 2- Kıyı, sahil 
BULGAN: 1- Olgun,kamil 2- Bulucu, mucit 
BULGANÇ: Karma, kırma, karışık 
BULGAR: Karışık, bulanık, karışmış, içiçe girmiş 
BULGAŞ: Karışıklık, karmaşa 
BULMAZ: 1- olgunlaşmamış 2- Sakin, tembel 
BULMUŞ: 1- Olgun, erdemli, oturaklı 2- Keşşaf, mucit 
BULU: Anlayış, idrak, izan 
BULUÇ: 1-Bulucu 2- anlayış, fehim 
BULUG: 1- Keşif bölgesi, keşfedilen yer, bölge 2- Fidye, haraç 
BULUGAN: Bulan, bulucu 
BULUM: İrfan 
BULUNG: Bulunulan yer, yön, taraf 
BULUŞ: 1-Feraset, buluculuk 2- Manevi destek BULUŞGAN: Maharetli, becerikli 
BUMİN: 1- Merkez ordu, çekirdek ordu 2- Puhu kuşu 
BUN: Üzüntü, keder, bunalım, kendinden geçiş 
BUNAK: Bunlu, üzüntülü, kendinden geçmiş 
BUNALMIŞ: Üzgün, mahzun 
BUNG: Bun, keder 
BUNLUĞ: Bunlu, kederli 
BUNSUZ: Mutlu, huzurlu 
BURAN: Burmaktan...Burucu 
BURCU: 1- Buruk, burucu 2- Güzel ve keskin koku 3- Biber 
BURÇAK: 1- Nohutgillerden bir tahıl 2- İrmiklik buğday 
BURÇİGEN: Böü/Tigin Moğol ağzındaki söylenişi (Türk ağızlarında Kuzey’e çıkıldıkça T ”ler Ç’ ye dönüşür. 
Çigin, Tigin, Çengiz Tengiz vb.) 
Çengiz Kagan’ın aile adı. Uygur kökenli olup, sonraları kuzeye göç ederek,Moğol oymaklarının 
arasına karışmış bir oymak 
BURÇİN: Dişi geyik 
BURÇUGİN: Özü sözü bir, güvenilir 
BURÇUK: 1- Tahta veya keçeden yapılmış küçük heykel 2- Varlık, servet 3- Çiçek, gül 
BURKA: Yüz örtüsü, fular (Tozdan ve fırtınadan korunmak için yüze takılan örtü) 
BURKAN: 1- Totem, heykelcilik 2- Hüzün, iç burkuntusu 
BURKE: 1-Burka 2- Berke, kamçı 
BURLA(Hatun): Üzüm, üzüm salkımı 
BURTA: 1- Benek, ben 2- Altın tozu 
BURTAG: Burtak çakıllı, taşlı toprak 
BURUK: Kırgın, alıngan, mahzun 
BURUL: İçli, içten, samimi 
BURUNÇUK: Burulmuş, buruşuk 
BURUNDU: Atların terbiyesi için burunlarına takılan kıskaç 
BURUNGU: Geçmiş, mazi, hatıra 
BUŞKU:Telaş, heyecan 
BUYAN: (Bayan, Muyan) 1- Kut, baht, mutluluk 2- Sevap,hayır 3- Dayanıklılık, mukavemet 
BUYANDI: Kutlu, bahtı açık 
BUYRA: Kıvırcık, kıvrılmış, bürülmüş 
BUYRAÇ: Amir, buyuran 
BUYRAT: Engebe, engel 
BUYRUK: 1- Emir, buyruk, buyurma 2- Göktürkler döneminde vezir, (bakan) anlamına da 
kullanılmıştır. 
BUYURUK: Buyruk, emir 
BUZAÇ: Bozucu, bozguna uğratan 
BUZAN: Bozan, düşman birliğini dağıtan 
BÜBÜLÜK: Gül, konca 
BÜDENE: Bir bıldırcın türü 
BÜGÜ : 1- Büyü, sihir 2- Felsefe 3- ejderha 
BÜK: Kıyı, sahil 
BÜKE: 1- Genç kız, küçük hanım (Bike) 2- Bükü, ejderha 
BÜKE BADRAÇ: birl. Büke/Badraç Mitolojideki, yedi başlı ejderha 
BÜKEÇ: Güçlü, bükücü 
BÜKEY: Büken, bükücü, güçlü 
BÜKİN: Hanımcık, küçük hanım 
BÜKLÜM: Kıvrım, büküntü, saçak 
BÜKÜ: Ejderha 
BÜKÜŞ: Bükme eylemi, bükmek 
BÜLEK: Bilek 
T...Kırgızların, Mürti oymağı beylerinden 
BÜLTE: Demet, deste, top 
BÜNGÜ: Tos atmak, kafa vurmak 
BÜR: Gonca; gonca gül 
BÜRÇE: Kurt yavrusu 
BÜRÇEK: 1- Kurt yavrusu 2- Saç kıvrımı 
BÜRGE: 1- Kellik 2- Bahşiş, hediye 
BÜRKEV: Himaye,vesayet 
BÜRKÜT: 1- Bahşiş, hediye 2-Bir kartal türü 
BÜRÜM: Bürülmüş, katlanmış 
BÜRÜNCÜK: İpekten yapılmış, şal, fular 
BÜTE: 1- Fidan 2- Bütünlük 
BÜVET: Baraj, set, su seti 
BÜYÜ: Sihir, gizliyi bilme işi, bilgelik BÜYÜK: 1- Olgun, saygıdeğer 2- Bilge 3- Büyü, büyücü 
C harfi ile başlayan isimler 
CABADAK: Hayret, şaşma 
CABALAK: Yabalak, yaygın 
CAĞIMDA: Yaratıcı, üretken 
CAĞIMDI: Lütufkar, iltifat eden 
CAĞLI: Namuslu, dürüst 
CAKŞI: Yakşı, yakışıklı, güzel 
CALMAN: Yalman 
CAMAN: 1- Yaman, 2- Kam, büyücü 
CAMANBAY: birl. Caman/Bay..Şamanist gelenekte, obanın büyücüsü,doktoru, kötü ruhları kovan kişi 
CAMUGA (Camuka) Kızgın, asabi 
CANİK: Tüccar, ticaret erbabı 
CANKU: Meşveret 
CARIP: Yakın, dost, çok yakın arkadaş 
CARLIK: Yarlık, emir, ferman 
CARTI: Şık, alımlı 
CARUZ: Heyecan 
CATUK: Halim, haluk 
CAV: Gösteriş, afi, fiyaka 
CAVANKUL: Uygurlar döneminde ordunun sol cenahını ve oradaki askerlerin tümüne verilen ad 
CAVILDAK: Neşeli, şen şakrak 
CAVLI: Gösterişli, cafcaflı 
CAYMAZ: Cesur, kararlı 
CAYNAK: Pençe, Doğan pençesi 
CEBE: 1- Silah,ok, cephane 2- Zırh 
CEBEN: Gayretli, çalışkan 
CEBENOYAN: Cebe/Noyan 
Çengiz Kagan’ın dünyaca ünlü komutanı ve yakın arkadaşı.(Çengiz’in bütün Türkleri bir bayrak altında 
toplama fikrinin mimarı bu ulu kişidir.) 
CELASUN: (Çalasun) 1- Delikanlı 2- Cesur, savaşçı 3- Becerikli, eli tez. 
CELAYIR: (Çalayır) 1- Bilgin, gün görmüş, tecrübeli 2- savaşçı 
CELDEN: Yel, yel parçası 
CELME: Çalım, fiyaka, gösteriş 
CENGEL: Hafif, ince 
CENGİZ: Çengiz, Tengiz, Deniz 
CEREN: Ceylan, ahu, gazel 
CERKİN: Hısım, yakın 
CERKUDAY: birl. Yer/Kutay Eski dönem yer tanrısı 
CETİK: Yetkin, uzman, olgun 
CETİZ: Yetkin, becerikli 
CEYRAN: Ceren 
CIDA: Mızrak, kısa saplı mızrak 
CIGI: Şamanist gelenekte ,iyi ruh. Boy ve oymakları kötülüklerden koruduğuna inanılan ruh 
CILDUZ: Yıldız 
CILIMGA: Kağan ve Han’ların mektuplarını yazmakla görevli kişi 
CİBELİK: Sonsuz, sonsuzluk 
CİCİ: (Cicik, cicek) 1- Çiçek, gül 2- Konuk 3- Sevim, sevimlilik 
CİDAGU: Yetkin, yetenekli, becerikli 
CİDE: İri, uzun bir ağaç türü 
CİGA: Taç, gelin başı 
CİĞİL: Hafif, yeğni, kolay 
CİLMAYA: Türk mitolojisindeki efsanevi kanatlı at 
CİNGİL: 1- Galip, utkan 2- Güvenilir,sadık 
CİNGÜ: Zafer, utku 
CİVİL: İyi ruh, temiz , arınmış ruh 
COLAY: (Yolay) birl. Yol/Ay...Kazaklarda “ayağı uğurlu” kişiler için kullanılır. 
COLDA: Yolcu, yola çıkan 
CUCİ: 1- Cici, çiçi, cicik, çiçek, çuçu, çuçi 2- Konuk..Bu ad daha çok, beklenmeyen doğumlar sonrası 
kullanılır ve bu yüzden “konuk” anlamını içerir 
CULUM: Narin, nazik, hassas CUMUK: Yumuk, yumulmuş 
CUPAR: Parfüm, güzel koku 
Ç harfi ile başlayan isimler 
ÇABA: Gayret, enerji 
ÇABACI: Gayretli, enerjik 
ÇABAK (Çaba)1-Çabuk,çevik 2- Küçük bir göl balığı türü 
ÇABAR: 1- Çapar, davranır 2- Ulak, kurye, elçi 
ÇABUK: (Çapuk) Çapan, çaba gösteren, çabalayan 
ÇAÇA: 1- Savaş baltası 2- Gemici 3- Çiçi, çiçik 
ÇAGAVUN: Bal arısı 
ÇAĞ: 1- Zaman, vakit 2- devir, devran 3- su sesi, şırıltı 
ÇAĞA: Yavru çocuk 
ÇAĞAN: 1- Bayram, eğlence 2- Şimşek 3- gürz, çakan 4- Beyaza kaçan beyazımsı 
ÇAĞANAK: Çalgı, enstrüman 
ÇAĞAŞ: Kırlangıç 
ÇAĞATAY: birl. Çağ/Atay 
1-Çağının en ünlüsü 2- çağdaş, çağının ilerisinde 
ÇAĞDAŞ: Çağın insanı, aynı çağda yaşayan kişiler 
ÇAĞIL: 1- Su sesi 2- Çakıl taşı 
ÇAĞILDAK: Çağlayan, şelale 
ÇAĞILTI: 1- Su sesi, suyun taş ve kayalara çarparken çıkarttığı ses 
ÇAĞIN: 1- Şimşek , çakın 2- Gürz, topuz 
ÇAĞIR: Çağırı, çağrı 
ÇAĞIRGAN: Çağıran, davetkar 
ÇAĞLA: 1- Namuslu, dürüst 2- Erik türlerinden bir yemiş 
ÇAĞLAK: 1- Namuslu, dürüst 2- Çağlayan, şelale 
ÇAĞLAR: Şelale, çağlayan 
ÇAĞLASUN: Dürüst 
ÇAĞLAV: Dürüst 
ÇAĞLAYAN: Şelale 
ÇAĞLAYIK: Şelale 
ÇAĞLI: 1- Dürüst 2- Yakışıklı, güzel 
ÇAĞLIN: Meşhur ve liyakat sahibi 
ÇAĞRI:1- Mesaj, davet 2- Doğan kuşu, doğanın bir çeşidi 
ÇAĞRUK: Katı, sert 
ÇAKA: 1- Savaş baltası 2- Çakı 3- Fiyaka, çalım, gösteriş 
ÇAKALOZ: 1- Fener 2- İlkel bir top silahı (Top mermisi yerine çakıl taşı atan) 
ÇAKAN: 1- Gürz,topuz 2- Şimşek 
ÇAKAR: 1-Deniz feneri 2- gürz 
ÇAKI: Kesici, yontucu küçük bıçak 
ÇAKICI: 1- Çakma eyleminde bulunan 2- Çakı ustası 
ÇAKIL: Çakıl taşı 
ÇAKIN: 1- Şimşek 2- Kıvılcım 
ÇAKIR:1- Doğan türü bir avcı kuş 2- Gürz 3- Şarap, içki 
ÇAKIRCA: Doğan türü bir avcı kuş 
ÇAKIRCI: Eskiden saraylarda, özel olarak doğan terbiyeciliği yapanlara verilen bir sıfat 
ÇAKMAK:..Çak kökünden türeyen, vurmak, kesmek, bölmek eylemi için kullanılan bir sözcük 
ÇAKMUR: Tutumlu, eli sıkı 
ÇAKTU: İri yapılı, gösterişli 
ÇAL: Kılıç darbesi, darbe, vuruş 
ÇALAP: Ulu ruh, Kadiri mutlak (Eski dönem Tanrı sıfatlarından) 
ÇALGAR: Çalıcı, vurucu 
ÇALGIÇAY: Taştan yapılmış el değirmeni 
ÇALIK:1- Silahşör, iyi kılıç kullanan 2- Çelik 3- Mesaj, haber 4- Haşarı, yaramaz 
ÇALIM: 1- Gösteriş, fiyaka, kurum 2- Kılıcın keskin tarafı 
ÇALIMLU: Gösterişli, çekici 
ÇALIN: Çiğ, jale 
ÇALIŞ: Azim, ceht 
ÇALIŞGAN: Çalışkan, işgüzar 
ÇALKARA: Doğan türü bir avcı kuş 
ÇALKIN: Darbeci, hamleci, vurucu 
ÇALMA: Maden üzerine yapılmış oyma, işleme ÇALMAN: Çalıcı, vurucu 
ÇALUK: Çalık 
ÇAM: Bir ağaç türü 
ÇAMUR: Sazlık, bataklık 
ÇANAYAZ: Berrak, billur 
ÇANDAR: Karışık, karma 
ÇANDIR: Karışık 
ÇANGA: 1- Soylu 2- Pençe 
ÇANGAL: 1- Çok sık ağaçlı bölge 2- Budaklı ağaç 
ÇAPAN: 1- Ulak, haberci 2- Enerjik,- çalışkan 3- iş elbisesi, eski giysi 
ÇAPAR: 1- Enerjik, çalışkan 2- Giysi 3- Saldırgan 4- ulak, haberci 
ÇAPGIN: Enerjik, koşan, ardından giden 
ÇAPGUR: Tufan, afet, deprem 
ÇAPIN: Atak, hücum, savlet 
ÇAPITGAN: Saldıran, saldırgan 
ÇAPLAN: Bir şahin türü 
ÇAPLI: Şahin türü bir avcı kuş 
ÇAPTI: Koşan, seğirten 
ÇAPTUĞ: Ünlü, çok tanınan 
ÇAPUL: Çap...mak kökünden, vuran, saldıran, alıp götüren vb. eylemlerin tümü 
ÇARDU: Cinli, perili 
ÇARMAGUN: Görevli, görevlendirilmiş , emir almış 
ÇAŞKA: Sabi,bebek, yavru 
ÇAŞUT: Haberci, muhbir, ajan 
ÇAT: Yansıma, yayılma, ün 
ÇATAK: Çatal, çatallı, iki kollu değnek 
ÇATAL: İki kollu, iki kola ayrılmış nesne 
ÇATGAL: 1-Yüksek dağlık bölge 2- Çatal 
ÇATIK: Çatılmış, tersleşmiş 
ÇATLI(ğ): 1-Ünlü, tanınmış 2- Gözü kara, cesur 
ÇATUK: Bıçak sapı yapılan bir ağaç türü 
ÇAV: Ün, şöhret, yansıma, duyuru, bildiri 
ÇAVA: Ünlü, tanınmış 
ÇAVAŞ: Ünlü, tanınmış 
ÇAVLAK: Çağlayan, şelale 
ÇAVLAN: Çağlayan 
ÇAVLI: 1- Ünlü,meşhur 2- Doğan yavrusu 
ÇAVUDUR: İyi üne ve şöhrete sahip olan 
ÇAVUNT: Ün, şöhret 
ÇAVUŞ: Bilgi veren, bilgi götüren, bilgi dağıtan (Çav...kökünden) 
ÇAVUT: Duvar, sütun 
ÇAY: Dere, ırmak 
ÇAYAN: 1- Dövülmemiş, dökme demir 2- İşlenmemiş ham demir 
ÇAYLAK: Kuyruğu uzun ve çatallı bir avcı kuş 
ÇAYLAN: 1-Dere kenarı 2- Çağlayan 
ÇEBER: 1- Usta, mahir 2- Hoş, latif 
ÇEBİ : (Çepi,çepni) 1- Sert bakışlı 2- Usta eli yatkın, yetenekli 3- Cebe, çebe, silah 
ÇEKEN: Cazip, cazibe, çekicilik 
ÇEKİM: Cazibe, çekicilik 
ÇEKİMLÜ: Çekimli, cazibeli 
ÇEKLİ: Armağan, hediye, düğün hediyesi 
ÇEKMERGEN: Nişancı, iyi vuruş yapan, silahşör 
ÇELEK: Bülbül, güzel öten bir kuş 
ÇELEN: 1- Becerikli, çalışkan 2- Fettan, yanıltıcı 
ÇELİK: (Çelük,çuluk) Gücü arttırılmış sert demir 
ÇELİKTEN: Çelik parçası 
ÇELİM: Beden, endam, gösteriş 
ÇELME: 1- Çalma 2- Başa örtülen bez (Bandana) 
ÇENGİN: Gösterişli, dikkat çekici 
ÇENGİZ: Deniz 
ÇENGŞİ: Mucize, olağanüstülük 
ÇEPEN: Hatip, iyi konuşan, güzel söz söyleyen 
ÇERÇİ: Ulak, haber, bildiri ulaştıran kişi 
ÇERİ(Ğ): Asker, savaşçı, toplanarak bir araya gelmiş erat 
ÇEVEN: Çevre, muhit 
ÇEVGEN: Cirit, değnek 
ÇEVRİ: Çeviri,girdap, anafor ÇEVRİM: 1- Girdap, anafor 2- Çevre, muhit 
ÇIDAM: Dayanıklılık, metanet 
ÇIDAMLI: Metin, dayanıklı 
ÇIDIK: Güç, dayanıklılık 
ÇIGAY (Çığay): 1- Fakir, varlıksız 2- Kurt yüzlü, kurt bakışlı 
ÇIĞ:1- su damlası, kırağı 2- kar yığını, kar topu 
ÇIĞAL: Omuz, omuz başı 
ÇIĞIN: Çıkın, bohça 
ÇIĞIR: 1- Çağ, devir 2- çığın açtığı yol 3- Dar yol, patika 
ÇIĞLA: Saf, halis 
ÇIĞLAN: Saf, halis 
ÇIĞRI: 1- felek 2- melodi 
ÇIKAN: 1- kaynak, kaynarca 2- yeğen, hala çocuğu 
ÇIKMAK: 1- çıkma eylemi 2- Kaynak 3- çakmak 
ÇILDIM: Seri- hızlı, enerjik 
ÇIMRIN: Aktif, faal 
ÇIN: (çin, çine) sağlam, dayanıklı, güvenilir 
ÇINAK: 1- sevap, hayr 2- güvenilir,sadık 
ÇINDAN: sandal ağacı 
ÇINGAY: Özü, sözü bir, sözüne güvenilir 
ÇINGILIÇ: birl. Çın(sağlam, dayanıklı) Kılıç 
ÇINGIR:1- Kopuza benzeyen bir saz 2- Çıngırak 
ÇINTAY: Soylu, güvenilir 
ÇIRAY: Yüz, eda, çehre 
ÇIRGANIŞ: Zevk, haz, tat 
ÇITIRKI: Işık, nur, ziya 
ÇİBEK: Atmaca türü bir avcı kuş 
ÇİÇEK: 1- Gül, gül çiçeği 2- Cici, cicik 
ÇİÇİKAĞAN: birl. Çiçi/Kağan 
Hun Kaganı (Ulusçuluğu, devlet siyasetine sokan ve bunun savaşını veren kişi) 
ÇİGAN: Yoksul, fakir 
ÇİGEN: Gayretli 
ÇİGENDİK: Gayretli, çalışkan 
ÇİGER: 1- Gayret,azim 2- Çökertiş,çökertme 
ÇİGERMİŞ: Çökertmiş, düşmanı bozguna uğratmış 
ÇİGİL: Olgun,gelişmiş, olmuş 
ÇİGİLVAR: Kısa ve küçük ok, özel ok 
ÇİĞDEM: Yaban çiçeği, (Itır çiçeğinin Türkçesi) 
ÇİL: Dağ tavuğu 
ÇİLDE: Kış mevsiminin en soğuk dönemi 
ÇİLDU: Hızlı, seri, çabuk 
ÇİLEN: 1- Çığ 2- Jale 3- Bir dağ çiçeği 
ÇİLENTİ: Çığ, jale 
ÇİMÇİK: Saf, masum 
ÇİNE: (Çin) 1- Sadık, güvenilir 2- Öz, soy 3- Kurt, kurt yavrusu 
ÇİNKAY: Sözüne güvenilir, özü sözü bir 
ÇİPLİ: Narin, ince yapılı 
ÇİRAY: Yüz, çehre, eda 
ÇİT: Çizgi, sınır, limit 
ÇİTER: birl. Çit/Er (sınır muhafızı) 
ÇİZGEN: Saban izi, karasabanın tarlada açtığı yol 
ÇİZİM: Resim figürü 
ÇOBAN: 1- Elinde cop (değnek, sopa) olan 2- Muhtar, oba beyi 
ÇOBAR: Değnekli, değnek taşıyan 
ÇOBAYIKMIŞ: Gönül kırıcı, haşin 
ÇOGA: Vahşi hayvan 
ÇOGAY: Yoğun, kesif 
ÇOĞAŞ: 1- Debdebe, şaşa 2- Vahşi hayvan yavrusu 
ÇOKAN: 1- Gürz, topuz 2- Hayvan yavrusu 
ÇOKU: 1- Debdebe, şaşa 2- Bolluk, bereket 

ÇOLBANAK: 1- Uzak görüşlü 2- Törenin dışında kalan 3- Nikahsız ilişkiden doğan çocuk (Hakas 
Türklerinde) 
ÇOLDU: 1- Bahşiş, mükafat 2- Ganimet 
ÇOLPAN: 1-Kuzey yıldızı 2- Uzak görüşlü 3- Tanıdık, bildik, aşina 
ÇOMAK: 1- İri ve yuvarlak değnek 2- Bir ucunda topuz bulunan sopa, silah 3- İnanmış, inançlı 
ÇONGAR: Gürültü, şamata, nara ÇOPUR: Geyik ve karaca yavrusu 
ÇORA: (çura, çur) 1- Yer tanrısı 2- Cin, peri 3- Ruh 
ÇORAMAN: Cinli, perili 
ÇORLU: Cinli kötü ruhların etkisinde kalan kişi. Bu ad Şamanist gelenekten gelen bir ad dır.Eskiden 
bunalımlı ve toplum tarafından hoş karşılanmayan kişiler için bu ad verilirdi ve bu kişiler Kam ve Baksılar 
tarafından tedavi edilmeye çalışılırdı) 
ÇOTAK: Kabza, kılıç kabzası 
ÇOTUR: Kabza, kılıç kabzası 
ÇÖKERMİŞ: Çökertmiş, düşmanı bozmuş 
ÇÖKLÜ: Soylu, asil 
ÇÖKÜL: Irmakların taşarak vadilere bıraktığı tortu 
ÇÖMÇE: Ağaçtan oyulmuş su kabı 
ÇÖZELİ: Kıpçak, merkezden uzakta olan 
ÇÖZELTİ: Ayrılış, kopuş, firak 
ÇUBAN: Çoban, muhtar, obabaşı 
ÇUÇU: Şair, şairane konuşan 
ÇUĞA: (çuka) 1- Yürekli, cesur 2- Arınmış, duru 3- narin 
ÇUĞAY: Narin ve alımlı kız 
ÇULÇU: Serçe, Turgay kuşu 
ÇULUK: 1-Çelik 2- çalık, kılıç çalan 3- aceleci, heyecanlı 
ÇURAN: Ruhlarla ilgilenen 
ÇUTUR: Kılıç kabzası 
ÇUVAŞ: 1-Sakin, rahat 2- dindar, dünyaya değer vermez 
ÇÜCEN: Akıllı, aklını kullanan 
ÇÜNÜK: Çınar ağacı 
D harfi ile başlayan isimler 
DADAKKahkaha Ateğme, dokunma, tatma 
DADAL: Tat alan, sezen, farkına varan 
DAĞ: (Tağ,tağ,tak,tav) Dağ...mec. genişlik, büyüklük, ululuk,heybet 
DAĞAÇA: Dağ gibi heybetli 
DAKAK: Ucu ataşli ok 
DAL: 1-Ayrı, bölünmüş 2- saldırı, büyüme, yayılma 3- batma, çıkma 4- yalınlık, çıplaklık 
DALAN: koridor, dehliz 
DALAŞ: Döğüş, karşılıklı saldırı 
DALAY: (Talay) Genişlik, ululuk, sonsuzluk mecaz eden, asıl anlamı , büyük deniz, okyanus 
DALBAY: 1- Vasi, ardına sığınılan kişi 2- Çuhadan yapılmış şapka 
Kırgızlarda- 3- avcı kuşları yakalamak için, tuzaklara bağlanarak bırakılan küçük kuş 
DALBOY: Vasi, ardına sığınılan kişi 
DALKILIÇ: birl. Dal/Kılıç mec. Zırhsız ve korunmasız 
DALKIRAN: Kırıcı, ayırıcı 
DAMLA: Su damlası , tane 
DANA: İnek yavrusu, iki yaşındaki genç inek 
DANİŞMAN: Müşavir, bilgi ve tecrübesine danışılan kişi 
DANSIK: (Tansık) Olağanüstü, fevkalade 
DARGA: Vali, üst düzey, bürokrat 
DARGUN: Alıngan, kırılan, narin 
DARI : 1- Bir tahıl türü 2- sıkı, sıkıntı, zorluk 
DARICA: 1- Darı gibi, darı niteliğinde mec. Bereketli 2- sıkı, sıkıcı, zorlu 
DARSIK: Öfkeli, hiddetli 
DARUKA : (Darga) Vali, yönetici, bürokrat 
DARULGAN: alıngan, nazlı 
DAŞKI: Taşkı, taşmış, dışarı çıkmış, dışarıda olan 
DAYAK: Değnek, baston, dayanılan nesne 
DAYANÇ: 1- Dayanak, destek, güven 2- Dayanma gücü tahammül 
DAYANGAN: Dayanıklı, metin 
DAYANGI: Köşe minderi 
DAYAR: Hazır, hazırlıklı 
DEBRET: Kımıldayış, devinim 
DAĞER: Kıymet, para, nafız 
DEĞERBİLİR: birl. Değer/Bilir Kadirşinas, vefalı 
DEĞERLÜ: Değerli, kıymetli 
DEĞİRMİ: Çevreli, yuvarlak, toparlak DEĞNEK: Dayanak, dayanılacak nesne 
DELİ: Usu gitmiş, azmış, dellenen, mec.gözü kara, yiğit 


Daha Fazla Var Sığmaz Diye Yazmadım Gülümse
Konunuz kurallara uygun olmadığı için kilitlenip Silinmiş Konular 'a atılmıştır!